2019-07-19
Skip Navigation Links
Destpêk/Anasayfa
Pêwendî/İlişki
Lînk
Skip Navigation Links
Video
Album
Arşîv
Ergun Babahan
 
İşkenceci Avcı’dan demokrasi ve hukuk kahramanı yaratmak
2014-01-16 12:13
Ergun Babahan
İşkence terimi, bir şahsa veya bir üçüncü şahsa, bu şahsın veya üçüncü şahsın işlediği veya işlediğinden şüphe edilen bir fiil sebebiyle, cezalandırmak amacıyla bilgi veya itiraf elde etmek için veya ayrım gözeten herhangi bir sebep dolayısıyla bir kamu görevlisinin veya bu sıfatla hareket eden bir başka şahsın teşviki veya rızası veya muvafakatiyle uygulanan fiziki veya manevi ağır acı veya ızdırap veren bir fiil anlamına gelir.

BM Sözleşmesi’nin 2’nci maddesinin 2’nci fıkrası, işkencenin hiçbir şekilde hukuka uygun hale gelemeyeceğine dair hükümdür: Hiçbir istisnai durum, ne harp hali, ne de bir harp tehdidi, dahili siyasi istikrarsızlık veya herhangi başka bir olağanüstü hal, işkencenin uygulanması için gerekçe gösterilemez.

Bunlar işkencenin uluslararası toplum düzleminde yapılan tanımları.

Türkiye’de iktidar mücadelesi inanılmaz bir akıl tutulmasına yol açıyor, dünyanın hiçbir ülkesinde görülmeyecek bir kirliliğe yol açabiliyor. Bunlardan biri 1980 sonrasının ünlü işkenceci polisi Hanefi Avcı’ya yapılan muamele.

AKP-Cemaat kavgasının kilit ve muteber tanığı haline getirildi Avcı. İşkenceciye iade-i itibar yapılan bir ülke konumunu da böylece kazandık. İşkence yaptı ama özür diledi. Sanki 12 yaşındaki çocuğa işkence yapmamış da, otobüste ayağına basmış gibi rahat, pardon diyor ve yoluna devam ediyor. ‘‘Sana elektrik verdim ama isteyerek olmadı... Affet beni.’’

Ama pardon onun işkence tezgâhından geçen insanların yaralarını iyileştirmiyor, yaşadıkları travmaları etkisiz kılmıyor.

Hanefi Avcı, 1980 sonrasında Mersin Emniyet Müdürlüğü’nde Devrimci Yol masasında görev yapmaktadır. Olabildiğince ‘‘Komünist’’i yakalamak ve cezalandırmak istiyordu. Başarıya ulaşan yol ise işkenceden geçiyordu çünkü askerin yönetiminde solcu gençlerin köpek kadar değeri yoktu.

Yeni Şafak Gazetesi’nin Cemaati şeytan ilan etmek için iade-i itibar yaptığı bu zat, Ali Uygur isimli bir genci işkence masasında öldürmüştü. Oğlunun akıbetini soran gözü yaşlı annesine de ‘‘Oğlun kaçtı ama inşallah ölmüştür’’ demişti.

Düşünün karşınıza suçlu olup olmadığını bilmediğiniz bir genç geliyor. Elini kolunu bağlıyorsunuz, elektrik veriyorsunuz, tırnaklarını söküyorsunuz, kan kusana kadar dövüyorsunuz. Yetmiyor tekrar dövüyorsunuz, sonunda öldürüyorsunuz. Çığlıklarını dinleyen arkadaşlarına ayakkabılarını gösterip ‘‘Akıllı olmazsanız, sonunuz Ali gibi olur’’ diyorsunuz. Ali’yi kimsesizler mezarlığına gömdürüyorsunuz. Amacınız dönemin darbeci generallerinden aferin ya da terfi almak. Hırsınız gözünüzü döndürmüş.

Devir değişince ‘‘işkence kötüdür, işkence yaptıklarımdan özür dilerim’’ deyip kilisede günah çıkaran Hıristiyan misali günahlarınızdan arınıyorsunuz ve birden AKP’nin kahramanı oluyorsunuz. Papazlar affedebilir ama toplum vicdanı o kadar kolay affetmez.

Bugün Türkiye’de iktidara yakın odaklar Hitler’in işlerine yarayacağını düşünseler onu da kahraman ilan edebilecek konuma geldiler ne yazık ki.

İşkence bir insanlık suçudur. Sizin yasalarınızda zamanaşımına uğrasa da kamu vicdanında zamanaşımına uğramaz.

Bir insana işkence yapan biri, tüm insanlığa karşı suç işlemiş sayılır. Siz işkenceyle genç bir insanı öldüren bir polisi muteber hale getirdiğinizde, Gezi Parkı nedeniyle gözaltına alınan insanlara, Güneydoğu’da Kürtlere kötü muamelede bulunan, işkence yapan kamu görevlilerine cesaret vermekten başka bir amaca hizmet etmiş olmazsınız.

İşkencenin bile yapanın yanına kaldığı, işkencecinin itibarlı ilan edildiği bir ülke idealine katkıda bulunmuş olursunuz.
İnsanı insan yapan en önemli değerlerden biri, başka insanlara, değerlerine, vücut bütünlüklerine duyduğu saygıdır. Afrika’da düşman gördüğü insanın bacağını yiyen bir savaşçı, insanlığın ortak yaşam idealine karşı suç işlediği için dünya ayağa kalkıyor.

Suriye’de düşmanının kalbini yiyen El Kaideci tüylerinizi diken diken ediyor ama bir trende gözaltına alınan Ali Uygur’u işkence altında, kendi elleriyle öldüren bir polis şefi rahatsız etmiyor.

Suçlarını sorgulamak bir yana, onu bir başka cadı avının kilit oyuncusu durumuna sokmaya çalışıyorsunuz.

En iyisi siz Cemaatçileri Avcı’ya teslim edin. O onları bülbül gibi konuşturur. İsrail’den Kuzey Kore’ye kadar tüm bağlantıları anlatırlar, bu kadar yorulmanıza da gerek kalmaz.

T24
Print