2022-08-09
Skip Navigation Links
Destpêk/Anasayfa
Pêwendî/İlişki
Lînk
Skip Navigation Links
Video
Album
Arşîv
Kemal Burkay
 
UKRAYNA SORUNU, SAVAŞ VE ULUSLARARASI HUKUK ADINA ÇEKİLEN NUTUKLAR
2022-02-25 18:07
Kemal Burkay
İki gün kadar önce, Ukrayna ile ilgili gerilim arttığında kısa bir Kürtçe yorumda bulunmuştum. Şimdi de Türkçe olarak bu konuya değinmek ve bazı eklemeler yapmak istiyorum.

Ukrayna gerilimi dünden bu yana savaşa dönüşmüş bulunuyor.

Bu noktaya nasıl gelindi? Haklı kim, haksız kim?

Kanımca işlerin bu noktaya varmasında başlıca sorumluluk NATO iribaşları ile Ukrayna’da 2014 yılında sokak hareketleriyle, yani bir tür darbeyle yönetime el koyan Nazi eğilimli yönetimindir.

Malum, Sovyetler Birliği dağıldıktan sonra ABD ve öteki emperyalistler, dağılan ülkeden pay kapmak için seferber oldular. Bulgaristan, Romanya, Polonya, Letonya, Litvanya dahil, 14 Doğu Avrupa ülkesini NATO’ya kattılar.

Oysa NATO sözde bir savunma paktı idi ve 2. Dünya Savaşı’nın ardından Sovyetler Birliği’ne ve bir bütün olarak sosyalist sisteme karşı kurulmuştu. 1990’lı yılların başında sosyalist sistem çöktükten, Sovyetler Birliği dağıldıktan, böylece soğuk savaş dönemi sona erdikten sonra böyle bir pakta hiç de gerek kalmamıştı. Ama Batılı emperyalistler onu sona erdireceklerine daha da genişletmeye koyuldular. Son olarak Ukrayna’yı da buna eklemek istediler.

Rusya haklı olarak bu gelişmeden tedirgin oldu, Ukrayna yönetimini ve NATO’yu bundan vazgeçmeye çağırdı. Ukrayna’ya konuşlanacak NATO silahları ve askeri güçleri en başta Rusya Federasyonu’nu tehdit edecekti. Ne var ki 2014’te sokak hareketleriyle mevcut yönetimi deviren ve o zamanki Devlet Başkanı’nın Rusya’ya sığınmasına yol açan Nazi eğilimli yeni yönetim buna aldırmadı. (Ukrayna’da, daha 2. Dünya Savaşı sırasında Nazilerle işbirliği yapan güçlü bir damar vardı.) 2014’teki sağcı darbeye karşı sesini çıkarmayan, aksine bundan memnun olan ABD ve öteki NATO iribaşları ise yeni Ukrayna yönetimini daha da kışkırttılar.

Zelenski adlı komedyenin başkanlığındaki yeni Ukrayna yönetimi, halkının büyük çoğunluğu Rusça konuşan Donetz ve Luhansk bölgelerine karşı da baskıları arttırdı. Daha önce Minsk anlaşmasıyla bu bölgelere özerklik hakkı tanınmışken, faşizan yönetim buna uymadı ve bölgede yoğun baskılara ve etnik temizliğe girişti. Bu ise çatışmalara yol açtı ve her iki bölgenin halkı da referandum yoluyla ayrılmayı istedi, yani bağımsızlığı seçti.

İşte tüm bunlar nedeniyle Rusya bu iki bölgenin bağımsızlığını tanıdı ve gerginlik savaşa vardı.

Eğer Kiev yönetimi bu bölge halklarının iradesine saygılı olsa ve NATO’ya girmekte ısrarcı olmasa, eğer ABD, İngiltere, Fransa, Almanya gibi NATO büyükbaşları Ukrayna’yı NATO sınırları içine almakta, yani yayılmacı bir politikada ısrarcı olmasalar ve Kiev yönetimini silahlandırıp kışkırtmasalar işler bu noktaya varmazdı, sorunlar diyalog yoluyla çözülürdü.

Ve elbet en iyisi bu olurdu. Savaşın nasıl kötü bir şey olduğunu, onun yol açtığı, açabileceği acıları söylemek abesle iştigal olur.

İşlerin bu noktaya varmasına yol açan söz konusu baylar, şimdi Rusya Federasyonu’nu uluslararası hukuka uymamakla suçluyorlar.

Uluslararası hukuk nedir? Eğer bu önemliyse kendileri neden 2014’te Ukrayna’daki meşru yönetim söz konusu neonazilerin kalkışmasıyla devrilirken sessiz kaldılar, hatta ellerini ovuşturdular? Dombas bölgesi (Donetz ve Luhansk) halkının ayrılma istemi uluslararası hukuka, örneğin Birleşmiş Milletler’in benimsediği kendi kaderini tayin hakkı ilkesine uygun değil midir?

Ama galiba uluslararası hukuk dedikleri şey güçlülerin hukukudur. Nitekim Birleşmiş Milletler de gerçekte “Birleşmiş Devletler”e dönüştü. Güçlü devletler uluslararası alanda bildiklerini okurken, kimse mazlum milletlerin, sömürge halklarının sesine aldırmadı. Sovyetler Birliği ve sosyalist sistem dağıldıktan sonra da meydan tümüyle onlara kaldı.

Ukrayna’nın Neonazi yönetimini kışkırtıp işlerin bu noktaya varmasına yol açan emperyalistler, işler çatışmaya varınca Rusya ve Putin karşıtı demeçlerle yetindiler. Şimdi Bay Zelenski bu tutumdan acı acı yakınıyor. Ya ne olacaktı? Onların Ukrayna yönetimi hatırına Rusya ile savaşa tutuşması beklenemezdi. Böyle bir şey Üçüncü Dünya Savaşı’nın başlaması demek olur, taraf ülkeleri ve tüm dünyayı tam bir yıkımla yüz yüze bırakırdı. Batılı emperyalistler yayılmacı politikalarından vaz geçmeseler de bir dünya savaşı çıkaracak kadar kafayı yemiş değiller.

Onlar gerektiğinde halkları birbirine karşı kışkırtma ustasıdırlar ve Ukrayna sorununda da bunu yaptılar, Ruslarla Ukraynalıları, geçmişte SSCB çatısı altında bir arada yaşamış bu iki komşu ve kardeş halkı birbirine düşürmeyi, kanlı bıçaklı hale getirmeyi başardılar.

Önümüzdeki günlerde ne olup bittiğini göreceğiz. Büyük ihtimalle çok geçmeden Kiev’de söz konusu yönetim çökecek ve bir uzlaşmaya varılacak; Ukrayna’nın NATO’ya alınma çabası sona ererken Rus birlikleri de Ukrayna’dan çekilecek. Dombas bölgesinin fiilen ve hukuken ayrılması da sürpriz olmaz.

25 Şubat 2022
Print