2019-09-22
Skip Navigation Links
Destpêk/Anasayfa
Pêwendî/İlişki
Lînk
Skip Navigation Links
Video
Album
Arşîv
Kemal Burkay
 
Ege ve Akdeniz kıyılarından Stokholm’e
2011-12-29 12:33
Kemal Burkay
Değerli okurlar,

Son bir ay benim açımdan çok yoğun geçti. Önce İzmir’deki dost ve arkadaşlarımın çağrısı üzerine 25 Kasım’da İzmir’e gittim. Çeşitli toplantılarda ve onuruma düzenlenen akşam yemeğinde konuştum. Orada 30-40 yılı aşkın bir süreden beri görmediğim bazı akrabalarımı gördüm. İzmir’den Manisa’nın Alaşehir ilçesine geçtik, orada yıllar önce bir trafik kazasında yitirdiğimiz yoldaşımız Yavuz Koçoğlu’nun mezarını ve yakınlarını ziyaret ettik.

Alaşehir dönüşü değişik bir yol izledik, Bozdağ’dan geçtik. Hava soğuktu, yer yer kırağı düşmüş, hatta yükseklere kar yağmıştı. Gün batımında manzara hayranlık verici derecede güzeldi, tepeler turuncu-mor renklerle donanmış, ovayı sis basmıştı.

Güzellik bazen zehirli bir çiçek kadar caziptir. Bir akşam sert ve esintili havada. İzmir Kordonboyu’nda yaptığımız gezi de soğuk algınlığı veya gribe yol açtı. İstanbul’a döndüm ve grip daha tam geçmeden bu kez uçakla Çukurova’ya gittik. Adana ve Mersin’de de çeşitli toplantılarda ve akşam yemeklerinde dostlar ve arkadaşlarla sohbet ettim, kitaplarımı imzaladım. Burada da kırk yılı aşkın süredir görmediğim amca çocuklarımla buluştuk. Adana görmediğim süre içinde çok büyümüş ve değişmişti. Özellikle Seyhan Gölü çevresi doğası, yapıları ve tesisleri ile göz alıcı güzellikte idi.

3 Aralık günü Mersin’deki konferansa giderken başım çatlayacak gibi ağrıyordu. Ama başka yolu yoktu, kürsüye çıkıp konuşmaya başladım. Konuşurken ağrı geçti. Sonra izleyici dostların sorularını cevapladım.

Neyse ki ertesi gün çıktığımız gezi söz konusu yorgunluğu ve baş ağrılarını giderdi. Batıya doğru Erdemli’den geçip Narlıkuyu tarafına yöneldik. Akdenizden hafif bir eğimle Toroslara doğru yükselen manzara son derece güzeldi. Kız Kalesi’nin yanından geçtik, tepelere doğru tırmanıp Cennet ve Cehennem obruklarını gezdik. Deniz kıyısında Akyar denen ilginç koyda dolaştık, yemek yedik. Aralık ayında sanki bir bahar havası vardı.

Adana dönüşü Tarsus’ta mola verip bir kitapçı dostta kitaplarımı imzaladım.

Dönüşümün ardından ise çok geçmeden, 10 Aralık’ta uçakla Stokholm’e gectim.. Bir grup arkadaşım, 30 Temmuz’da ülkeye uğurlandığım gün olduğu gibi bu kez de, ellerinde çiçeklerle havaalanında idiler…

Gezim kuzeyin kısa gündüzlerine, uzun gecelerine denk gelmişti. İsveç bu mevsimde genellikle karlı olur ve yılbaşı bir gelin gibi ak renge donanmış manzaralarla kutlanır. Ancak bu kez karsızdı ve hava İstanbul’daki gibiydi. Bu nedenle geceleri daha da karanlık olan Stokholm’un ışıklarla bezeli melankolik geceleri insana şiir ilham eder türdendi…

Stokholm’de çocuklarım ve arkadaşlarımla hasret giderip bazı özel işlerimi hallettim.

16 Aralık’ta trenle Helsinborg’ye, 17 Aralık’ta ise yine trenle Kopenhag üzeri Hamburg’a geçtim. Akşam dernekte KOMKAR’lı arkadaşlarla sohbet ettik. 18 Aralık günü Hamburg KOMKAR ve Alevi Kültür Derneği’nin birlikte düzenledikleri Dersim konulu konferansta gazeteci arkadaşım Oral Çalışlar’la birlikte konuşup izleyicilerden gelen soruları cevaplandırdık.

19 Aralık’ta Berlin KOMKAR’da arkadaşlarla toplantı, 20 Aralık’ta Wuppertal… 21 Aralık’ta ise Millingen-Hollanda.

Programımda Den Haag’da vardı, ama buna zaman olmadı. 22 Aralık günü Stokholm’e döndüm. İsveçliler için yılın nerdeyse en önemli günleri olan “Yül”de, 24-25 Aralık’ta çocuklarım, torunlarım ve Stokholm’deki arkadaşlarla idim.

27 Aralık günü ise uçakla yeniden İstanbul…

Bir ay boyunca yaptığım bu gezi ve toplantılarla ilgili haberler sitemize (Dengê Kurdistan) ve benimle ilgili “fan page” e geniş biçimde yansıdı. Bense bu kısa özette onu, bazı resimler eşliğinde sizlerle paylaşmak istedim.

29 Aralık 2011
Print