2024-07-12
Skip Navigation Links
Destpêk/Anasayfa
Pêwendî/İlişki
Lînk
Skip Navigation Links
Video
Album
Arşîv
Kemal Burkay
 
2023 SEÇİMLERİNE GİDERKEN
2023-02-02 11:33
Kemal Burkay
Türkiye 2023 yılında yeni bir genel seçime gidiyor. Bu seçimin çok çekişmeli geçeceği şimdiden belli. Bunun başlıca nedeni ise ülkenin yaşadığı büyük ekonomik kriz.

Türkiye 2000’li yılların başlarında da büyük bir ekonomik kriz yaşamış, TL büyük değer yitirmişti. Devalüasyon nedeniyle sıradan yoksul insanlar bile milyon ve milyarla konuşur olmuşlardı. Başka bir deyişle herkes cıbıl milyarderdi! Daha sonra liradan altı sıfır atılmasına rağmen bu alışkanlık, bir lira yerine milyon deme alışkanlığı, hala devam ediyor.

Söz konusu ekonomik kriz AKP’nin 2002 yılında seçimleri kazanıp iktidara gelmesinin başlıca nedeniydi.

Ekonomik krizin nedeni ise o döneme kadar tek başlarına veya bir koalisyon halinde iktidar olan partilerin ülkenin temel sorunlarına bir çözüm bulamayışları idi.

Bu sorunların başında Kürt sorunu geliyordu. Daha öncesi bir yana, 1980’li yılların başında devreye giren kirli savaş ülkenin kaynaklarının önemli bir bölümünü yutuyordu. Yüz milyonlarca dolar bu yolda harcanıyordu. Kürt bölgesi bombalanıyor, iki taraftan 50 bin dolayında genç insanın kaybının yanı sıra (ki bu parayla ölçülemezdi), binlerce köy, onlarca kasaba ve şehir yakılıp yıkılıyor, boşalıyor, milyonlar ana baba yurdundan göç edip büyük kentlerde ve batıdaki metropollerde perişan oluyordu.

Bu yüzden, yüzyıllar boyu, Türkiye’nin yanı sıra tüm Ortadoğu’nun et ve süt ürünleri deposu olan Kürdistan’da hayvancılık ve tarım çöktü.

Bu durum Türkiye ekonomisinin de büyük krizlere girmesinin baş nedeniydi. Ekonomik ve sosyal gelişmeye harcanabilecek dev kaynaklar silaha, yakıp yıkmaya gidiyordu.

Türkiye bu yüzden uyuşturucu ve şiddet batağına gömülmüş, faili meçhuller alıp yürümüştü.

Bu yüzden Türkiye’nin demokratikleşme ve AB ile bütünleşme süreci de sekteye uğramıştı.

Kürt sorunu konusunda izlenen bu yanlış politika Türkiye’yi komşu ülkelerle gerginliğe ve sınır ötesi maceralara da itiyordu.

İşte bu durum, sonunda kitlelerin kabaran tepkisine yol açmış ve onlar, onlarca yıldır iktidar olan, ama sorunları çözemeyen, kendilerini açlığa ve yoksulluğa iten anlı şanlı partileri, ANAP’ı, DYP’yi, DSP’yi, MHP’yi yüzde 10 barajının altına itip AKP’yi iktidara getirmişlerdi.

AKP, iktidarı kaybeden Kemalist ve ergenekoncu kesimlerin büyük hoşnutsuzluğuna rağmen bazı reformcu ve olumlu adımlar atarak kitle desteğini korudu. Kürt sorununda atılan olumlu adımlar (TRT Şeş’in açılması, Bazı üniversitelere Kürt dili bölümlerinin konması, Kürt sorununun serbestçe tartışılır olması, hatta başlatılan çözüm ve barış süreci), askeri vesayete son verilmesi için atılan adımlar (örneğin 12 Eylül darbecilerinin yargılanmasına yol açan referandum), kitle desteğinin artmasını ve darbe girişimlerinin boşa çıkarılmasını sağladı.

Ne var ki bu durum devam etmedi. Hem ırkçı-şoven muhalefet kesimleri, derin devlet kalıntıları, söz konusu olumlu adımlara şiddetle karşı çıktılar ve zaman zaman kargaşa çıkarmak için PKK’yı da bu işte kullandılar, hem de AKP’nin Kürt sorununun çözümüne ve demokratikleşmeye yönelik derli toplu bir projesi yoktu.

Bu nedenle AKP 2012 yılından itibaren tavır değiştirdi, çözüm ve barış sürecine son verdi, kendisinden öncekiler gibi baskı ve şiddet yöntemleriyle, askeri operasyonlarla sonuç almaya çalıştı. Ülke yönetiminde kendi muhafazakar anlayışını devreye soktu. Anayasa değişikliği ile parlamentonun yetkilerini ve yargının tarafsızlığını büyük ölçüde ortadan kaldıran tek adam rejimine yöneldi. Bu ise sorunları çözümsüz bırakırken yeni ve şiddetli bir ekonomik krize yol açtı.

İşte bu koşullarda ülke seçimlere gidiyor.

“6’lı Masa”da, ya da “Millet İttifakı”nda yoğunlaşan muhalefet şu günlerde bir yol haritasıyla ortaya çıktı. Hedefleri arasında demokratikleşme, şeffaflaşma yönünde olumlu tespitler var. Ama bu son tahlilde, ülkenin ihtiyaç duyduğu köklü bir değişim programı olmayıp parlamenter sisteme dönüşü hedeflemiş bir restorasyon programıdır.

Söz konusu muhalefet, ekonomik krize yol açan asıl ve temel nedenlerden ise söz etmiyor. Yolsuzlukla mücadele, bu anlamda kurumların etkin çalışması, denetim ve şeffaflık elbet önemlidir. Ama tek ve önemli neden bu değil.

Yolsuzluk bu ülkede başından beri vardı ve bu gidişle ilerde de olacaktır. Ekonomik krize yol açan asıl neden ise baştan beri söylediğimiz gibi, ülkenin devasa Kürt sorununun uygarca çözümünden kaçınıp inkar, baskı ve şiddet politikalarıyla sonuç almaya çalışılmasıdır. Dev kaynaklar bu yanlış yolda tüketilmektedir.

Ama düzen partileri, iktidarı ve muhalefetiyle, bu duruma değinmekten söz birliği etmiş gibi kaçınıyorlar.

Bu durumda ekonomik krizin önlenmesi, ekonomik ve sosyal gelişme yönünde güçlü adımlar atılması mümkün değildir. İktidarlar değişir, ama krizler birbirini izler.

Bu durumda ülkenin barışa ve demokrasiye ulaşması mümkün değildir. Savaş ve çatışma ortamında bir ülke militarizm batağına sürüklenir. Kaynaklar silaha ve yıkıma gider. İç çatışmaların yanı sıra komşularla gerginlik ve kavganın, sınır ötesi maceraların sonu gelmez.

Türkiye’nin barışa ve demokrasiye ulaşması, ekonomik ve sosyal yönden hızla gelişip bu alanda ileri demokratik ülkelere yetişmesi, en başta Kürt sorununu uygarca yöntemlerle ve eşitlik temelinde çözmeye bağlıdır.

Bunun biçimi federasyondur.

Kürt halkı çoğunluk oluşturduğu bölgede kendi kendini yönetmelidir.

Kürtçe, Türkçenin yanı sıra resmi dil olmalı ve ilkokuldan üniversiteye kadar eğitim dili olmalıdır.

Geçmiş dönemde seçimlere giren ve iyi bir gelişme ivmesi yakalayan Hak ve Özgürlükler Partisi’nin (HAK-PAR) programının temel maddelerinden biri federal çözümdür.

HAK-PAR 2023 seçimlerine girmek için de gereken örgütlenmeyi tamamladı.

HAK-PAR ülke için, hem Kürt halkı, hem de Türk Halkı için umuttur. O, Kürt sorununun yanı sıra, ülkenin diğer sorunlarının da çözümü için uygarca ve çağdaş çözüm yollarını gösteriyor.

1 Şubat 2023

Print