2024-05-21
Skip Navigation Links
Destpêk/Anasayfa
Pêwendî/İlişki
Lînk
Skip Navigation Links
Video
Album
Arşîv
Umur Talu
 
Onların kurban avı bitmez!
2023-06-27 11:10
Umur Talu
Şimdi ben size iyi bayramlar diyeceğim! Siz başkalarına diyeceksiniz. Başkaları daha başkalarına. Hepimizin sözleri ayağı matemlere zincirli bayramın gücüne gidecek aslında

Kendisinin ikiz kızları var, ömürleri uzun ve sağlıklı ve aydınlık olsun, henüz 12-13 yaşında olmalılar.

Ve milletvekili, parti lideri babaları durmadan 14-15 yaşındaki kızların "evliliğe müsait olduğunu" ilan ediyor.

Adsby Kiosked

Okumaya değil…

Kendilerini geliştirmeye değil…

Kamyon kasalarında o tarla bu tarla çalıştırılmak yerine okula gönderilmeye değil…

O kasalardan derelere düşürülüp 12-15 yaşlarında öldürülmek yerine umutla yaşamaya değil…

Gülmeye, mutlu olmaya, kendi geleceğini tasavvur etmeye değil…

"Cinsel yeterlilik marifetiyle rızaya ve evliliğe müsait olduğunu" söyleyip duruyor.

Yoksulların itikatla, itaatle, biatle boyun eğmesini telkin eden böyle bir "dayatma ve fetva" türü, o hanelerin en zayıf halkaları olan kız çocukların kaderini de bu tür bir teslimiyete düğümlemek derdinde.

Adsby Kiosked

Çünkü o çocukların akılları, kalpleri, bedenleri üzerinde hüküm süren erkeklerin, kimi bazen aileden, kimi bazen tarikattan, kimi konu komşudan veya her neredense artık, böyle bir korkusu, endişesi olmasın!

2 milyon çocuk işçisi olan ülkede, çocuklara dair "vizyon" bu!

18-45 yaş arasındaki kadınların beşte birinin çocuk evliliği yaptığı, bu çocukların üçte birinin çocuk yaşta doğurduğu ve yarısının da şiddete maruz kaldığı ülkede "ufuk" bu!

Sene 2023 ve inanç adına koyulaştırdıkları ideolojileriyle, bazıları hâlâ çocukları "kurban" etmenin yollarını arıyor.

"Zayıflar" üstünde güçlülerin, kudretlilerin, efendilerin hüküm sürmesini meşrulaştırmanın bir yolu da, onların bedenlerine bile müdahale etmeyi kendilerinde hak görebilmeleri.

Toplumsal cinsiyet eşitliğinden nefretin kökeninde cinsiyet eşitliğinden nefret yatıyor zaten!

Bayram ya, bu eski "bayram" yazımı da bu efendilere "online" postalıyorum:

Şimdi ben size iyi bayramlar diyeceğim!

Siz başkalarına diyeceksiniz.

Başkaları daha başkalarına.

Hepimizin sözleri ayağı matemlere zincirli bayramın gücüne gidecek aslında.

Aslında biliyor ki, bir ötekinden bu kadar nefret edenlerin, bir diğerini bir, hatta bin kaşık suda boğabilecek olanların, hâlâ evlatlarını kolayca kurban edenlerin, fitne-fesat-tamah-günah histerilerinde gözü dönenlerin "bayram"ı da ikiyüzlü.

"İslam alemi", ortak bayramını zaten birbirini katlederek, milyonlarca çocuğunu yollara ve yollarda dökerek idrak ediyor.

İnsan, inancına göre de, inançların insani ana fikirlerine göre de bir "bayram"ın hakikaten dayanışma, bir ötekini bilme, bulma, hissetme, anlama vesilesi olabileceğini de düşünebilir…

Çocuklara misal, bunları anlatabilir.

Fakat her köşesinden nefret, arsızlık, uğursuzluk, kalleşlik, bencillik fışkıran bir "zamane bayramı" sırasında hangi yüzle ne anlatacaksınız?

"Herkesin bir şeysi" olması gerekenler, tüm ikballerini, artık daha ne ikbal olacaksa…

Tüm istikballerini, daha ne kadar istikbal şartsa kendilerine…

Toplumu asgari yarı yarıya yarmak üzerine kurmuşlar.

Bu bize çok münasip hakikaten.

Çünkü düşmansız yapamayız; düşmansız bayram da olmaz zaten.

Bakmayın dört bir yanımızın düşmanla çevrili olduğuna.

Evet, ama yetmez!

Bize esas iç düşman gerek.

Bütün içimizin düşmanla çevrili olması gerek.

Kimileri apartman, mahalle, tarla komşusunu düşman olarak gözüne kestirir.

Kimimiz veya hepimiz öteki mezhepten, öteki dinden, öteki dilden, öteki "köken"den olanı.

Kendimizi tanımlamamız, kendimizi rahatlatmamamız, kendimizi insan olmasa da adam yerine koymamız için, düşmandan nefret şarttır ve bizi bu yüceltir.

İyilik, insanlık ile yücelmekten daha keskin, daha kolay, daha kalıcıdır kötülük, fesat, kin marifetiyle yücelmek.

Bunu bir koyuna, bir sığıra anlatamazsın kolay kolay.

O, "kurbanlık" kaderine yürürken veya ayak direrken biraz, bu kadar derin düşünür mü, bilemeyiz.

İnsanın "bayram"ının kendisinden nefrete mi dönüştüğünü düşünür… Fakat en azından melerken, mölerken, boynunu uzatır yahut bağlı gözünü kaçırırken, için için sorması çok mümkündür:

Evlatlarınızı kurban etmeyiniz diye ben buyruldum…

Siz delilere her gün bayram, her gün evlat kurban edersiniz…

Vallahi billahi ben esas o kandan yoruldum!

Belki de öyle demez.

Belki de zaten o türküdeki gibidir bayram:

Geceler yarim oldu

Ağlamak kârım oldu

Her dertten yıkılmazdım

Sebebim zalim oldu

Bayram gelmiş neyime

Kan damlar yüreğime

Yaralarım sızlıyor

Doktor gelmiş neyime

Ellerin yari gelmiş

Gülmek benim neyime

Bir de sık sık sık "Aman aman garibem" nakaratları vardır ki, birden "Anam anam garibem" olur, "anaların ağladığı"nı da o arada unutmayalım diye.

Şimdi ben size "iyi bayramlar" diyeceğim…

Ve tekrar yazının başına döneceğiz.

İşte öyle…

Öyle işte!

-------------------------------------------------------------------

T24, 27 Haziran 2023
Print