2019-07-19
Skip Navigation Links
Destpêk/Anasayfa
Pêwendî/İlişki
Lînk
Skip Navigation Links
Video
Album
Arşîv
Ergun Babahan
 
İslam’da yalan söylemek caiz mi Sayın Erdoğan!
2014-02-17 22:36
Ergun Babahan
Sıkıştığınız durumlarda savunma için ortaya attığınız iddiaların gerçekle yakından uzaktan ilgisi olmadığı birer birer ortaya çıkıyor Sayın Başbakan.

‘‘Urla’daki villalar 35 yıldır orada’’ dediniz Google Earth’den çekilen fotoğraflarda geçen yıl bile orada olmadığı ortaya çıktı.

‘‘Camide içki içtiler’’ dediniz, bu iddianızı doğrulamayan müezzini sürdürdünüz.

‘‘Kabataş’ta başörtülü bacıma saldırdılar’’ diye Meclis kürsüsünde, meydanlarda konuşma yaptınız Kanal D’de yayınlanan görüntüler bu iddianın da gerçek dışı olduğunu ortaya koydu.

Say say bitmiyor, ‘‘Bir İçişleri Bakanı oğlunun gözaltına alındığını televizyondan öğrenir mi?’’ dediniz, o bakanın oğluyla gözaltı sabahı konuştuğu, kasalarından çıkan 1 trilyon lirayı izah için akıl verdiği tapelerle ortaya çıktı.

Habertürk’e müdahalenizi Devlet Bahçeli’nin size yönelik küfürleriyle açıklamaya kalktınız, o konuşmanın başka bir konuşma olduğu anlaşıldı.

Hayrettin Karaman ne der bilmiyorum ama gerçeğe bu kadar aykırı beyan, İslam’la bağdaşmıyor gibime geliyor açıkçası.

Siz Allah’ı ağzınızdan düşürmediğiniz için İslam’daki yerini soruyorum yoksa yalanın ahlaktaki yerini çok iyi biliyorum.

Aslında Türkiye’de topluma yaptığınız en büyük kötülüğün de bu olduğuna inanıyorum. Kadınların göğüs dekoltesiyle, insanların içkileriyle uğraşmayı seçen ama rüşveti, yolsuzluğu, çıkar uğruna yalan söylemeyi hoş gören bir ahlak anlayışı.

Gerçeğin ortaya çıkmaması için savcıları polisleri sürgün etmenin mübah, basını susturmanın bir hak olduğunu kabul eden bir ahlak anlayışı.

İnterneti susturan, hakkını arayanı cezaevlerinde süründüren, toplumsal çatışmayı körükleyen bir ahlak anlayışı.

Gerçek korkusu ortada… Gerçeğin ortaya çıkmasını her yöntemi kullanarak engellemek. Gerçekten korkanlar yolun sonuna gelmiş demektir.

Oysa gerçeklerin ortaya çıkma gibi huyu var oysa…

AKP’nin yeni oluşacak Meclis’te de çoğunlukta olması, sizi ve bakanlarınızı Yüce Divan’a yollayacak bir Meclis aritmetiğinin çıkmaması için çabalıyorsunuz. Şu anki kamuoyu araştırmaları da bunun böyle olacağını gösteriyor açıkçası.

Ancak sandığa daha epey zaman var o yüzden neler olacağını bugünden kestirmek mümkün değil.

Sorun şurada…

Ne kadar güzel niyetlerle çıkmıştınız yola, ilk başta da ne güzel adımlar atmıştınız. Türkiye tarihine ülkenin kaderini değiştirecek başbakan olarak geçecektiniz, şimdi tarih kitapları sizi yolsuzluğa bulaşmış, kişisel servetlerini iktidar gücüyle arsızca artırmış bir kabinenin lideri olarak yazacak. Ayakkabı kutularından çıkan milyon dolarlar, sit alanına haksız şekilde yaptırılan villalar, asgari ücretlinin 50 lira zam aldığı bir ülkede 1 trilyona 3-5 kuruş diyen bakan oğullarıyla anacak.

Değer miydi!

Bir zamanlar tüm dünya basınında İslam coğrafyası liderliğine örnek gösterilen, demokratikleşme yolunda attığı adımlar alkışlanan, ekonomideki başarılarına övgü düzülen bir Türkiye vardı.

Bir de bugün bakın…

Türki Cumhuriyetleri’nin diktatörleri ile aynı kefeye koyuyorsunuz çünkü aynen onların yaptıklarını yapıyorsunuz: Demokrasi ve hukuku bir kenara koyma, basını susturup bizzat yönetme, yolsuzluk iddialarıyla debelenme ve demokratik dünyanın alay konusu olma.

Size basın toplantısında soru sormanın gazetecilik ölçüsü haline geldiği, soru soranların dövülmekten beter edildiği bir ülkeden bahsediyoruz. Kabataş’da saldırıya uğrayan kadın yalanı, camide içki içildi iddialarıyla toplumu birbirine düşman hale getirdiniz, bu asılsız söylemler büyük bir ihtimalle polisin daha da sertleşmesine daha çok gencin hayatını kaybedip gözünün kör olmasına neden oldu.

Bütün bunları biliyorsunuz..

Merak ettiğim gece yatağa başınızı koyunda nasıl uyuduğunuz!

-------------------------------------------------------

T24
Print