2019-07-21
Skip Navigation Links
Destpêk/Anasayfa
Pêwendî/İlişki
Lînk
Skip Navigation Links
Video
Album
Arşîv
Kemal Burkay
 
Hoşa giden provokasyonlar!
2014-06-13 16:49
Kemal Burkay
Son bayrak olayından bazı Kürt kardeşlerimiz keyiflenmiş görünüyorlar; bu onların duygularını okşamış!

Ama bu provokasyonu sahneleyenler bu işi bazı Kürtlerin hoşuna gitsin diye yapmadılar, Türk toplumunu kışkırtmak, sokağa dökmek için yaptılar. Hatta, olayı, iddia edildiği gibi 16 yaşında bir çocuk kendi başına yapmış olsa bile (ki bu hiç inandırıcı değil) böylesi eylemler son derece olumsuz sonuçlara yol açabilir ve bundan en başta Kürt halkı büyük zarar görebilir.

6-7 Eylül 1955 olaylarını hatırlayalım. Önce Selanik’te Atatürk’ün doğduğu ev kundaklandı ve bunu Rumların yaptığı söylendi. Öyle ya, hiç Türklerin kendisi Atatürk’ün evini kundaklar mı?! (Bu eylem de belki bazı Rumların duygularını okşamıştır!) Ardından bazı İstanbul gazetelerinin kışkırtıcı yaylım ateşi altında, önceden hazırlanmış, bindirilmiş saldırgan ve talancı grupları harekete geçirdiler. İstanbul’un gayrimüslimlerle yoğun semtleri, özellikle de Rum ve Ermeni işyerleri, evleri altüst edildi, talan edildi, kadınların ırzına geçildi, din adamları öldürüldü ve Rumlar bu kez bir mübadele sonucu değil, ama can havliyle İstanbul’u terk ettiler, Yunanistan’a göçtüler.

Daha sonra Atatürk’ün evini kundaklayan kişinin Türk istihbaratının bir elemanı olduğu, yani bunun bir provokasyon olduğu anlaşıldı. Bu kişi korundu ve ödüllendirildi.

Bir de Maraş olaylarını hatırlayalım: Sinemaya bomba atıldı ve Alevilere yüklendi, bunu Alevilere yönelik katliam izledi. Oysa bu bir Kontrgerilla eylemiydi ve bu eylem de benzer birçok provokasyon gibi 12 Eylül darbesine zemin hazırladı.

Yine 12 Eylül öncesi Malatya Belediye Başkanı Hamido, kendisine gönderilen bombalı paketin patlaması sonucu öldü. Bu olay Alevilere, solculara yüklendi. Kent karıştı, Aleviler ve solcular yoğun saldırılara hedef oldular. Ama bombalı paketi gönderen yine Kontrgerillanın kendisiydi.

Mersin’deki bayrak provokasyonundan bir önceki “Provokatörler İşbaşında” başlıklı yazımda söz etmiştim.

Bu ülke geçmişte böylesine onlarca provokasyona tanık oldu.

Diyarbakır’daki olayın da bazı derin odaklarca tezgahlandığı kanısındayım. Bu işi yapan kişi ve ardındaki odak henüz açığa kavuşmuş değil. Ama bunu yaptıranların barışa ve çözüme karşı kesimler olduğunu ve bunların yıllardır benzer pek çok provokasyon düzenlediklerini bilmek için kâhin olmaya gerek yok.

Provokasyon topluma kurulan bir tuzaktır, oltaya takılıp suya atılan yem gibi. Yapılması gereken saf balık gibi oltaya atılmak değil, tuzağı görüp deşifre etmektir. Karşı tarafın oyunu böyle bozulabilir.

12 Haziran 2014


Print