2019-07-20
Skip Navigation Links
Destpêk/Anasayfa
Pêwendî/İlişki
Lînk
Skip Navigation Links
Video
Album
Arşîv
Ergun Babahan
 
Gezi’den Ferguson’a demokrasi farkı!
2014-08-18 16:28
Ergun Babahan
Amerika, geçen hafta Missouri eyaletinin Ferguson kasabasında meydana gelen olaylarla çalkalanıyor. Kasabada gece yarısından sonra sokağa çıkma yasağı ilanına kadar varan olaylar, polisin silahsız siyah bir genci vurmasıyla başladı.

Berkin Elvan örneğinde olduğu gibi, burada da Michael Brown, polisin siyahlara karşı ölümcül şiddetinin simgesi haline geldi.

Sokağa dökülen siyahlar, adalet talep ederken olaylara vandalizm unsuru da eklendi. Dükkanlar yağmalandı, yakıldı. Polis, barışçıl olanlar da dahil, gösterilere çok sert müdahale etti, olayları izleyen kimi gazetecileri gözaltına aldı.

Başkan Obama, olaylar sırasında Cape Code, Massachusetts açıklarında Martha’s Vinyard isimli adada tatildeydi. Tatilini Irak’ta, Sincar dağında İŞİD tarafından kuşatılan Yezidiler ve Ferguson’daki olaylar nedeniyle yarı çalışma düzenine döndürdü.

Bir basın toplantısı düzenleyen Obama, Ferguson’daki olaylara değinirken Michael Brown’ın öldürülüşünün aydınlatılmasını, polisin barışçıl protesto hakkına saygı göstermesini istedi ve gazetecilerin görevlerini yapmalarının engellenmesini kınadı.

Bununla yetinmedi, Missouri eyaletinin valisini arayıp görüştü, Adalet Bakanlığı ve FBI’ya olayları soruşturmakla görevlendirdi.

Bu gelişmeleri başta CNN olmak üzere Amerika’nın önde gelen kanalları dakikası dakikasını izledi, Ferguson’a önde gelen sunucu ve muhabirlerinin göndererek yerinden aktardı.

Yani, ne yönetim katında, ne medya düzeyinde, üniversiteye gitmeye hazırlanan silahsız bir gencin polis tarafından yargısız infazını örtmeye yönelik tek bir girişim olmadı. Vandalizm kınandı ama şiddete bulaşan kimi göstericilerin, Michael Brown’ın polis tarafından öldürüldüğü gerçeğini gölgelemesine izin verilmedi. Gösteri hakkının ve medyanın haber verme özgürlüğünün altı çizildi.

Başkan Obama, çıkıp silahsız bir genci öldüren polisi kahraman ilan etmedi, polis şiddetine giden gencin cebinden çakı çıktığını iddia etmedi.

Ferguson’daki gelişmeleri Gezi ve sonrasında Türkiye’de meydana gelen durumun ne kadar anti-demokratik, ne kadar azgelişmişlik örneği olduğunu bir kez daha ortaya koydu.

Bu tip olaylar, Türkiye’nin 2000’li yıllarda önüne koyduğu Batı standartlarından nasıl hızla uzaklaştığının açık bir göstergesi. Medyası tamamen kuşatma altına alınmış, daha doğrusu iktidar tarafından satın alınmış bir ülkede, her türlü protesto hakkı polisin faşizan tutumuyla sindirilmeye çalışılıyor.

Askeri vesayeti yıkanlar, yerine açıkça polis devleti kurmayı başarmış durumdalar.

Bu tablo Türkiye’yi uluslararası toplum düzeyinde yalnızlaştırırken toplumda kin ve öfke birikimine yol açıyor.

Erdoğan’ın Çankaya’ya çıkıyor oluşu, ülkede yaratılan otoriter yönetim biçiminde hiçbir değişikliğe yol açmadığı gibi, Hürriyet gazetesi örneğinde gördüğümüz gibi, gazete yönetiminde köklü değişikliğe yol açacak baskıya varabiliyor.

Medyanın siyasi iktidara çok çabuk teslim olduğu, talimatla manşet attığı, yazar değiştirdiği bir ülkenin demokrasi çıtasını yükseltme mücadelesi vermesini beklemek saf bir hayal elbette.

Ama iktidarın buyruğunda yayın yapan kurumların temsilcilerinin, mesela NTV’nin New York temsilcisi Selim Atalay’ın ‘‘CNN Ferguson’daki olaylar sürerken balıklarla ilgili belgesel yayınlıyor’’ diye tweet atabilmesi, içinde debelendikleri durumdan hiç utanmadıklarını da net bir şekilde gösteriyor.

Kendilerine hala gazeteci diyebilenler, kurumlarının Gezi olayları ve sonrasındaki yayın politikaları nedeniyle nasıl toplumsal bir öfkenin odağı haline geldiğini görmezden gelip CNN’in yayın politikasıyla dalga geçme cüretini gösterebiliyor.

Türkiye, her türlü değer ve ilkenin ayaklar atına alındığı, ilkesizliğin öne çıktığı bir ülke haline geldi. Böyle bir toplumdan sağlıklı nesiller yetişmesini beklemek mümkün değil.

------------------------------------------------

T-24 – 18 Ağustos
Print