2020-07-10
Skip Navigation Links
Destpêk/Anasayfa
Pêwendî/İlişki
Lînk
Skip Navigation Links
Video
Album
Arşîv
Necla Çamlibel
 
Ya Melekê Tawus, ya Xızır, ya Xwedê !
2014-09-07 21:21
Necla Çamlibel
Ey Mezopotamya! Tarihin kanlı sahnelerine tanıklık eden kutsal toprak. Onca uygarlıkların kurulduğu, yıkıldığı, tarumar olduğu toprak. Onca dilin, inancın, kültürün yan yana yaşadığı, iç içe geçtiği, çatıştığı kadim coğrafya. Ey katliamların, soykırımların, doğan ve batan devlet ve medeniyetlerin yaşandığı kanlı toprak.

Bu gün de hala inkar politikaların gündeme getirildiği, kanlı saldırıların, soykırımların yaşandığı bir zaman dilimindeyiz.

Üstündeki mezarlar sayısı, giderek çoğalıyor. İnsanlık, Kürtlerin cedleri olan Med ülkesinde birilerinin yalnızca ölülerin değil, tarih ve medeniyetlerin dillerin, dinlerin, kültürlerin ve insanlığın mezerlara gömülmek istendiğine tanıklık ediyor.

Bu barbar sürüsü tarihi yaşattığı acılarla, toprak altına gömdüğü bu bedenlerle ve tarihle ne zaman yüzleşilecek? Daha kaç yüzyıl bu acılara, katliamlara ve soykırımlara sesiz kalınacak?

İnsanlık, bu sessizliğe medeniyetlerin yok oluşuna, kavimlerin yerüstünden kalkmasına ne zamana kadar göz yumacak?

Kim tarihi geçmişle hesaplaşacak? Kim yok edilen medeniyetleri yeniden var edecek? Kim, soylulukla soysuzluğun iç içe geçtiği Mezopotamyayı yeniden ayağının üstüne kaldıracak?

Evet değerli okuyucularım, hikayelerdir insanın acısını ve umudunu geleceğe taşıyan.

Son iki aydır bir kez daha Medlerin kutsal topraklarında savaş tamtamları çalıyor. Yörenin en kadim halkı olan Kürtlere yönelik entrikalar tekrarlanıyor.

Dersim’de, Koçkiri’de, Maraş’da, Ağrı’da, Zilan’da, Lice’de, Roboski’de, Sivas’da, yaşanan olayların acısını unutmamışken, Mezopotamyanın her yerinde yaşanan olayların kahredici acısıyla bir kez daha yüzyüze geldik.

Halkımız kendine tuzak kuranları, bu sürece alet olanları, düşmanla kol kola girenleri çok iyi tanıyor. Tıpkı geçmişte yaşananlar gibi şimdi yaşadıklarımız da bir masal gibi, bir hiyakaye gibi, bir film şeridi gibi beyinlere ve hatıralarımızda yer alıyor.

Acıların, özlemlerin, dillerin, kültürlerin, medeniyetlerin yok edildiği topraklarında bir kez da bir çığılık yükselir. Bu çığlığı duyan varmııııııııııııııııı?

Güneşin kavrucu sıcağın altında susuzluktan dudağı çatlamış bir çocuğun ağlamasını duyuyurmusunuz? Bir kadının kederden yüreği dağlanmış. Yaşlı bir adamın dizi tutmaz gözleri görmez olmuş. Êzîdîlerin attığı çığlıkları duyuyormusunuz?

Siz bu yazıyı okurken, 40 derece sıcaklıkta açlık ve susuzluktan heder olan Êzîdî çocukları kutsal topraklarda, Şengal dağlarına doğru yol almaya çalıştığından haberiniz var mı?.

Tüm insanların yaratıkları tanrıları-inançları kendisine ancak Kürdistan topraklarının en eski inancı Zerdüşlük ve o inancın temcilcileri Êzîdîler şahsında kürtlere yapılan bu insanlık dışı sürgün, size orta çağı hatırlatmıyor mu?

Bu insanların inancı, her sabah güneşe dönüp dua eden medlerin kadim inancıdır. Ateşi, suyu, toprağı kutsal bilirler. Dünyayı aydınlatan ve ısıtan güneşin o kutsal büyüsünde dua ederler. Kötülükleri ateşle arındırırlar. Yalnız kendi insanlarına değil, tüm insanlık için, eşitlik, özgürlük isterler.

Êzîdî kadınlarımıza, genç kızlarımıza, çocuklarımıza yapılanı kim kabul edebilir? Sürgün, aç sussuz bırakılan, satışa çıkarılan çocuk bedenlere, düşmanın eline düşmesin diye kendini öldürene, yollarda halsiz düşen bir bebenin bir damla suya ihtiyaç duymasına sebeb olanlara sormak gerekir. Bu yapılanlar, hangi dine hangi inanca ve hangi insanlığa sığar?

Güneşi, ayı, yıldızları, ateşi, suyu ve toprağı kutsal kabul eden; güneşe doğru her sabah ibadet eden; Her sabah güneşe dönüp bu savaşlar son bulsun diyen, Halkların üzerindeki zulümler yok olsun diye dua eden Êzîdî derwişlere reva görülen bu zulmü, kabul etmek mümkün mü?

Kendileri ve insanlık için istedikleri güzel bir dünya. Düşmanlık olmayan bir dünya. Dost yerine düşmana sarılan kürtler, kendi halkı ve partileriyle bütünleşme yerine düşmanların güce, kendi milletine hayrı olmayan bir ülkenin yardımınına umut bağlayan Kürtler.

Êzdîler üzerinden silah ticareti yapan, bu kadim inanç sahibi üzerinden halkımızı birkez daha sürgünlere, soyundan toprağından uzaklaştırma ve kendi köklerinden koparma, bu nasıl bir inaçtır nasıl bir politikadır?

Ya Melekê Tavus ya Xizir, ya Xwedê.

Mezopotyamada yaşanan bu kıyıma, sürgüne sebep olanları bildiğin gibi yap, ama Kürtleri bu kadim halkı kal û beladan koru.

Amin.
Print