2019-08-19
Skip Navigation Links
Destpêk/Anasayfa
Pêwendî/İlişki
Lînk
Skip Navigation Links
Video
Album
Arşîv
Murat Belge
 
Edepsiz Times
2014-09-22 00:05
Murat Belge
Geçen gün televizyonda Cumhurbaşkanı’nı New York Times’ı terbiye ederken gördüm. Gazete, “edepsizlik, alçaklık, adilik” yapmış! Daha ağırı söylenemez herhalde. Bundan “ağır”ı, ana avrat küfretmek olur.

New York Times’ın bu hakaretleri “hak etmek” üzere ne yaptığını daha sonra gördüm. Ceylan Yeğinsu’nun haberi. Tanımadığım bu hanım oralara giderek IŞİD’e katılmış, orada eyleme karışmış, hattâ kendini beğendirmiş, ama nedense bu işe devam etmeyip geri dönmüş birinin hikâyesini anlatıyor. Neymiş eylemi? Rakka’da iki hafta eğitim almış, “cepheye” gitmiş. İki adam vurduğunu ileri sürüyor. Allah ziyade etsin. Bazı idam “törenleri”nde de bulunmuş. Anladığım kadar, yalnız seyretmemiş. Ama sonunda bir adamı diri diri toprağa gömmüş. O zaman, “gerçek bir IŞİD’ mücahidi” olduğunu söylemişler.

Sonra ne olmuşsa olmuş, geri gelmiş. Giderken on kişilik bir grup olarak gitmişler, sonra üçü dönmüş.

Peki, Ceylan Yeğinsu nereden öğrenmiş bu hikâyeyi? Sözkonusu kişiyle konuşarak. Adını vermiyormuş, 27 yaşındaki bu genç adam; yalnız göbek adını açıklamış: Can. Vermeme nedeni, IŞİD’in intikamından korkması. Şimdi onlar hakkında fikrini değiştirmiş: “Kuran’ı kendi çıkarlarına göre yorumluyorlar,” diyormuş. Allah hiçbir zaman Müslümanlar’a ‘Müslüman öldürün’ demedi.” Yani, IŞİD cinayetlerinden soğuduğu anlaşılan bu genç adam, Müslüman- olmayanların öldürülmesinden --sözgelişi diri diri toprağa gömülmesinden-- pek o kadar tedirgin olmayacak gibi konuşuyor.

Biz bu ülkede hangi mekanizmaları, hangi tornaları kullanarak böyle bir zihin yapısı sahibi insanlar yetiştiriyoruz, misyoner, papaz, Ermeni öldürtüyoruz? Kaç kişi var çevrede, bu bakışı paylaşan, yarın elinde satır adam doğramaya hazır?

Şimdi, Ceylan Yeğinsu Türkiye’den IŞİD’e katılmaya gitmiş çok sayıda insan olduğu yazıyor. Bu zaten bir “sır” değil. Medeni ülkelerde gazeteciler bilgi aldıkları kaynakları meslek kuralları içinde, mümkün olduğunca (çünkü konu kendisi tehlikeli olabilir) açıklarlar. Ceylan Yeğinsu bazı isimler veriyor. Sözü geçen Bayrampaşa: buradan Oğuzhan Gözlemcioğlu şimdi IŞİD’in bölgesel komutanlarından biri olmuş. Bayrampaşa’da yoksullara yardım sunan resmî kuruluşta çalışan Mehmet Arabacı bu adamın silâhlı fotoğraflarının ora gençliğini nasıl etkilediğini anlatmış. “Burada şimdi yedi cami var, ama okul yok,” demiş. Daha önce 14 yaşında bir oğlan çocuk da (gene Bayrampaşa’dan) Rakka’ya gidip gelmişmiş. Onun babasının adını da “Yusuf” olarak veriyor. Polis bu çocuğa gelip “Sen ne yaptın?” diye sormamış. Onun babası --Yusuf-- bundan şikâyetçi. Başka babalar IŞİD’i beğeniyor, beğendiğini söylüyor, “Oğlumun yaşı gelsin ben de göndereceğim,” diyor. Militan göndermenin kurumları da kurulmuş. Parayla ve imanla (bu ikisi bir arada gidiyor) yoksul çocuk devşiriyorlar. Bayrampaşa’dan Arif Akbaş kaba sakal bir “ecnebi”nin türediğini, tinerci, bonzaici olsa gerek, onları toparladığını anlatıyor.

Bunlar Türkiye için “yeni” şeyler değil. Üç yüz yıl önce Celâli isyanlarında da oluyordu; yaşadığımız günlerde çeşitli “mafya”lar da böyle adam topluyor. “İntisab” ideolojisi --ve pratiği-- hâlâ çalışıyor, hâlâ etkili.

Cumhurbaşkanı “edepsizlik, alçaklık, adilik” diyor. Bu yazılanlar doğru olabilir mi diye soruşturdu mu acaba? Verilen adlardaki insanları Ceylan Yeğinsu uydurdu mu? Gazetesi, dünyaca ünlü New York Times, eline geçen her yazıyı, haberi denetlemeden basarak mı “dünyaca ünlü gazete” oldu?

Ciddi basın organlarının verdikleri haberin, bilginin doğruluğunu, denetlemelerinin yolları, yöntemleri, deneyimleri vardır. Bu yollar, yöntemler, deneyimler, ayakkabı kutusundan döviz saçılması durumunda “Paralel var! Sabotaj yapıyorlar! Darbe yapıyorlar!” avazeleri şeklinde tecelli eden yollara, yöntemlere, deneyimlere benzemez. Gerçekliğin ne olduğunu bu ikinci saydığım prosedürlerle saptamayı tercih edenler, kendi yöntemlerinin isabetinden pek mutlu olabilirler; ama bunların geçerli olduğuna dünyayı ikna etmelerinin hiçbir imkânı yoktur.

---------------------------------------------------

20 Eylül-Taraf



Print