2020-07-07
Skip Navigation Links
Destpêk/Anasayfa
Pêwendî/İlişki
Lînk
Skip Navigation Links
Video
Album
Arşîv
N. Göçmen
 
PKK – KCK tehditleri ve..
2012-02-08 21:33
N. Göçmen
Geçtiğimiz günlerde Meclis İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu siyasetçi yazar Kemal Burkay’ı dinlemişti. Sayın Burkay, PKK´nin kuruluşu ile ilgili görüşlerini, bizzat Abdullah Öcalan´ın anlattığı Mahir Sayın"ın "Erkeği Öldürmek" adlı kitabını kaynak göstererek; "PKK"yı kurduk, silah ve ekmeğimizi devlet verdi. Korumamızı üç yıl devlet sağladı. Bizden istenen Kürt örgütleriyle savaşmaktı" türünden itiraflarını aktarması medyada büyük yankı buldu. Özellikle ülkeye dönüşünden sonra Sayın Burkay’ın Kürt sorunun çözümüne ilişkin görüşlerinin medyada geniş biçimde yer alması ve kamuoyunda karşılık bulması PKK çevrelerinde önemli bir rahatsızlık yaratmış olacak ki, bir süredir Sayın Burkay’a yönelik PKK merkezli bir karlama ve linç kampanyası sürdürülüyor.

Başkanları Öcalan’ın "’devlet silah ve ekmek verdi, üç yıl koruma sağladı, Kürt örgütleriyle savaşmamızı istedi" gibi itiraflarna açıklık getirmesi gereken PKK – KCK çevresi, konuyu karartmak , hedef şaşırtmak için her zamanki gibi yalana, iftiraya ve tehdite başvuruyor.

KCK Başkanı Murat Karayılan’ın, ömrünü Kürt halkının kurtuluşuna adamış siyasetçi yazar Kemal Burkay’a seviyesizce saldırıp tehdit etmesi, PKK’nin kendi dışındakilere karşı takındığı saldırgan tutumunu; kuruluşundaki ’’Bizden istenen Kürt örgütleriyle savaşmaktı"’ konseptinin hala sürmekte olduğunu açıkça gösteriyor.

Aydınlara, santçılara yönelik PKK – KCK merkezli saldırı ve tehditler karşışında kendini aydın sanan bir kesim sessizliği tercih ediyor. Bir kesim de zorbalığı ve tehditleri siyasi görüşler arası sıradan tartışma ve çekişme olarak değerlendirerek, PKK’nin saldırganlığını gizleme hatta haklı gösterme çabası içinde. Yalakalıkta sınır tanımıyan bir zatı muhterem “PKK kendi içindeki hainlerin ve itirafçıların dışında kimseyi öldürmüyor” şeklinde PKK ağzıyla konuşup, Sayın Burkay’ın ülkeye dönüşünü ‘’devlet projesi’’ gibi göstermeğe çalışarak, yetmişinden sonra hidayete erdiğini ispat için yalan ve iftira kampanyasına katılıyor. Biad etme karşılığı sunulan koltuğun diyetini ödemeğe çalışıyor. PKK – KCK hakaret, tehdit, infaz ediyor, yalaka takım savunma avukatlığı yapıyor!

Bunlardan biri de Sayın Burkay’ın ’’eğer çalışırsa HAK-PAR’da çalışabileceği’’ yönündeki açıklamalarını tekerlerine sokulmuş çomak olarak görüyor; üyesi olduğu parti içerisindeki taşeronluk görevini rahat yürütemeyeceği kaygısıyla, sırtını KCK’nin hakaret ve tehditlerine dayayarak durumdan vazife çıkarıyor, Sayın Burkay’a saldırıyor. Sayın Burkay’ın tüm basının, kamuoyunun gözü önüde yaptığı görüşmeleri ’’devletin komisyonu ile görüştü’’ diye formüle ederek olumsuz bir anlam yüklemeye büyük bir özen gösteren bu zat, PKK, KCK, Kandil ve İmralı’nın gizli kapaklı görüşme yaptığı Genel Kurmay, MİT ve diğer istihbarat birimlerinin kimin kurumları olduğu konusunda ise bir açıklama gereği görmüyor. Görevinde o kadar mahir ki, bunları Karayılan’dan da erken davranarak yapıyor!
Akıllı adam!
’’Kazandıran politikayı ’’ iyi biliyor.
Mesaj alınmıştır!
Piran’da meclis üyeliği sağlam, belediye başkanlığı için biraz daha gayret..

‘Susmak bir aydın için ölümdür’’ diyen Sayın Burkay, halkın gerçekleri öğrenmesi için korkmadan ‘’karanlık dönemin üzerindeki perde çekilmeli, gerçekler aydınlatılmalı’’ diyerek onurlu duruşunu sürdürüyor.. Yurtsever, demokrat, yaşama hakkına saygılı, düşünce ve ifade özgürlüğünden yana olan her kesim, Kemal Burkay’ın bu onurlu duruşuna sahip çıkarak, seslerini yükseltmeli, geçmişi kirli, eli kanlıları mahkum etmelidir.

Şimdi susma zamanıdır deyip bu gelişmeler karşısında tepkisiz kalanlar, sus-pus olanlar, başlarına ’’iş’’ almamağa özen gösteriyorlar. Kimi korkudan, kimi kıskançlıktan, kimi muzmin Burkay karşıtlığından, kimi de ’’kazandıran politikadan’’ nemalanmak için olacak ki susuyorlar. Böylece demokrasi anlayışlarının çapını belirliyor, kişiliksizleşmenin resmini çiziyorlar.

Nazi Almanya’sında rahip olarak görev yapan Pastör Nie Moeller’in hikayesi, estirilen terör, baskı ve şiddete karşı toplumun duyarsız kalmasının, ’’bana dokunmayan yılan bin yaşasın’’ anlayışının sonuçlarının nerelere varabileceğini anlatmak için hep örnek olarak verilir. Sonu aynı olmasa da hikayeyi şöyle uyarlamak özellikle susanların durumunu özetler sanırım.

Önce Kemal Burkay tehdit edildi.
Seslerini çıkarmadılar.
Çünkü onlar ne Özgürlükçü ne PSK’li ne de HAK-PAR’lıydılar.
Sonra diğer yurtseverler düşman ilan edildi
Yine seslerini çıkarmadılar.
Çünkü onlar ‘’ilkel milliyetçi’’ değildiler .
Sonra sanatçılar hain ilan edildi
Bu kez de seslerini çıkarmadılar.
Çünkü onlar sanatçı hiç değildiler.
Sonra..!
Sonrası yok.
Hikayede olduğu gibi sıra onlara gelmedi, çünkü adam yerine konulmadılar.

Sustular, adam olmaktan kurtuldular!

Print