2020-07-10
Skip Navigation Links
Destpêk/Anasayfa
Pêwendî/İlişki
Lînk
Skip Navigation Links
Video
Album
Arşîv
Necla Çamlibel
 
Hazırlanacak yeni anayasa’da bir Kürt kadının beklentileri
2012-02-23 12:53
Necla Çamlibel

Hazırlanacak yeni anayasa’da bir Kürt kadının beklentileri
Demokratik federal bir anayasa istiyorum


Necla Morsünbül

Türkiye’de değişim rüzgarının önemli taşlarından biri olan, yeni bir anayasa istemi, 12 Eylül 2010 yılında referandum sonucunda kendini topluma dayatmıştı. Bu dayatma sonucunda, Haziran 2011 tarihinde yapılan seçimlerde de halkın büyük çoğunluğu, değişimi sağlayacağına inandığı partiye oy verdi.

Yine Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı"nın aylardır üzerinde çalıştığı, “4320 sayılı Ailenin Korunmasına Dair Yasa” yerine yapılacak olan "Kadın ve Aile Bireylerinin Şiddetten Korunmasına Dair Kanun” Tasarısı üzerinde kamuoyunda, özellikle kadın kurumları tarafından çok şeyler söylendi, tartışmalar yapıldı.

Bir Kürt kadını olarak, öncelikle Kürt halkının haklı taleplerini, Kürt kadınlarının taleplerini karşılayacak öneri, teklif, tasarıları ve bunu savunan partileri, sivil toplum kurumlarını yakından takip ediyorum.

Bu güne kadar, BDP, HAK-PAR, KADEK gibi Kürt partilerin tarafından TBMM’sine sunulan anayasa taslak önerilerini okudum. Özellikle Hak-Par’ın sunmuş olduğu anayasa taslağının temel kriterlerini paylaşıyorum. Hak-Par bu taslakta önemli taleplerde bulunmuştur. Ancak, kadınların, gençlerin ve çocukların üzerindeki şiddet baskı ve eşitsizliğe özellikle ayrı bir bölüm ayrılmamış olması ciddi bir eksikliktir. Kürt kadınlarının yaşadıkları dörtlü baskının( ulusal, sınıfsal, cins, dinsel vs) da yer almamasını büyük bir eksiklik olarak görüyorum.

Bilindiği gibi; anayasalar, devlet ile millet arasında yapılan bir sözleşme değildir. Yasaların anası veya kanunu hiç değildir. Anayasalar, milletin devlete verdiği yetkilerin çerçevesini çizen bir belgesidir. Her millet, anayasa aracılığıyla, devletin neleri yapıp, neleri yapamıyacağının sınırlarını belirler.

Anayasa aynı zamanda, bir devletin temel kurumlarının nasıl işleyeceğini belirleyen yazılı –yazılı olmayan teamüllerdir.

Bu nedenle Türkiye’de hazırlığı yapılan anayasanın, Kürtlerin ulusal haklarının tanınmasını, Türklerin sahip oldukları hakların Kürtlere de aynen tanınmasını güvence altına almalıdır. Bunun için de, özellikle Türk Anayasası’nın ilk üç maddesinin değiştirilmesi gerekiyor.

Bu üç maddenin kalması halinde, bir önceki yasalar gibi, bu yeni anayasa da, yamalı bir metin olmaktan öteye gitmeyecektir.

Adil, demokratik, eşitlikçi çağdaş bir anayasa’da, devletin dini, ırkı, sınıfı, cinsi, dili, kültürü olamaz. Devlet, tüm toplumsal gruplara eşit mesafede duran, bir teknik aygıt olmadan öteye gitmemelidir.

Şiddet ortamını ortadan kaldıracak, insan haklarına dayalı, çağdaş hukuk normlarının geçerli olduğu, demokratik, eşitlikçi, federal bir anayasanın oluşması halinde, mevcut sorunların süreç içinde ortadan kalktığı, ülkede yaşayan tüm halklar, sınıflar, cinsler, diller, din ve mezheplerin özgür olacağı bir çağdaş yaşama kavuşabiliriz.

Bunun için Türk hukuk sistemi AB normlarına göre yeniden düzenlenmelidir.

Şiddetin her türlüsüne kimden gelirse gelsin, sıfır tolerans uygulanmalıdır.

Her türlü ayrımcılığın ortadan kaldırılması ve kadın-erkek eşitliğinin sağlanmasına bakımından anti demokratik yasaların halkması gerekiyor. Birine yandaş, birine karşıt anlayışını doğuran adil olmayan tüm yasa ve yönetmenlikler ortadan kaldırılmalı.

Savaş ve şiddet ortamı nedeniyle yaşananlardan dolayı, devlet Kürt halkından özür dilemelidir. Kürtlere Anadilinde eğitim görme hakkı tanınmalıdır.

Kadınların yaşamın her alanına etkin katılımı için, sosyal, siyasal ekonomik, “Pozitif Ayrımcılık” uygulanmalı, tanınan haklar yasal güvenceye alınmalıdır.

Tüm iş yerlerine, kadının çalıştığı alanlarda, çocuk yuva, kreş, hasta bakımı evleri açılmalıdır.

Evde çalışmayıp da hasta ve sakat bakmak zorunda olan kadınlar için sosyal güvenceler sağlayacak yasal düzenlemeler yapılmalıdır.

İlgili bakanlıklar, toplumu, yerel ve özel medya aracılığıyla çocuk ve kadın hakları konusunda bilinçlendirecek özendirici destekleyici programlar yapmalıdır.

Şiddete uğrayan kadınlar, korunmaya alınmalı, bunu yapan kadın kurum ve kuruluşları desteklenmelidir. Bu konuda yerel hükümetlere, özel bütçe ayrılmalıdır.

Kadının şiddetten korunmasına ilişkin hazırlanan kanun tasarısı ile “töre-namus” cinayetlerinin önüne geçilmesini sağlayacak etkin tedbirler alınmalıdır.

Her türlü, şiddet mağdurlarına ve çocuklarına "maddi yardım ve ücretsiz sağlık yardımı" yapılmalıdır.

Sosyal güvencesi olmayan şiddet mağdurları ile şiddet uygulayan ya da uygulama ihtimali bulunan kişilerin rehabilitasyon ve tedavi hizmetlerinden yararlanmasına karar verilenlerin sağlık giderleri ilgili bakanlıkça karşılanmalıdır.

Kadını sırf aile bireyi ve aileyi koruyacak yegane kesim olarak, annelik görevi anneye değil, aynı şekilde babaya da eşit şekilde yüklenmelidir. Anne doğum iznine ayrıldığında, babaya da bu hak yasal hak olarak, tanınmalıdır.

Bugüne kadar taciz, tecavüz ve şiddet uygulamış olan kamu görevlileri hakkında soruşturma açılmalıdır. Olabileceklerin önüne geçecek yasal düzenlenmeler yapılmalıdır.

Tecavüze uğrayan genç kızların tecavüzcüsü ile evlenmesi halinde, tecavüz edenin cezadan kurtarılmasına olanak sağlayan eski düzenleme ortadan kaldırılmalıdır.

Meclisin, toplumun yarısını oluşturan kadınlara yönelik her türlü ayrımcılığı ortadan kaldıracak yasal düzenlemeler yapılmalıdır.

Şimdi bir elimizde kadınları korumak için hiç değilse bir dayanak olan yasa maddelerinde, diğer elimizde hala kaybettiğimiz, şiddet gören, kadınların yüzleri var. Keza Kürt kadınlarının yaşadıkları acıların haddi var hesabı yok. Ağrıda, Zilan’da, Çorum’da, Maraş’ta, Dersim’de Diyarbakır Zindanlarında, kadınların ve onların yavrularının çığılıklarına yıllar sonra da olsa kulak verilmelidir.

Kürt annelerinden, Cumartesi anneleri şahsında tüm faili belli suçların sorumlusu olan develetin halkımızdan, özellikle kadınlarımızdan özür dilemelidir.

Binlerce gencimizin, kadınımızın savaşmak zorunda bırakıldığı ülkemizde, çift taraflı silah bırakma imkanı sağlayacak sosyal, siyasal güvenceler verilmelidir.

Yeni anayasa ile Türkiye’nin yeni bir başlangıç yapması için, yeni anayasada geçmişte yapılan tüm baskı ve haksızlıklar mahkum edilmelidir. Çekilen acıların daha da çoğalmaması için, haksızlıkların giderilmesi yeni bir anayasanın hedefi haline dönüşmelidir. Geçmişte yaşanan acıların bir kez daha tekrarlanmaması için Türk ve Kürt halklarının barışçıl, demokratik, eşitlikçi bir anayasa hazırlanıp her iki halkın birbirine güven duyması sağlanmalıdır.

Yaşanan acıların bir daha yaşanmaması adına.

Yeni demokratik federal bir anayasa istiyorum.


Print