2020-07-10
Skip Navigation Links
Destpêk/Anasayfa
Pêwendî/İlişki
Lînk
Skip Navigation Links
Video
Album
Arşîv
Necla Çamlibel
 
Kadınlar günü mü dediniz, İşte Türkiye'nin utanç haritası
2012-03-07 11:33
Necla Çamlibel
Yüzelli yılı aşkın bir zamadır Dünya Kadınlar Günü kutlanıyor. Eşitlik , bağımsızlık , haksızlıkların ortadan kalkması için, insan hakları, demokrasi, eşitlik, daha iyi yaşama ve çalışma koşullarına kavuşmak için başlatılan kadın mücadelesi inatla sürdürülüyor.

Bu vesileyle hemcinslerimin, bu haklı ve onurlu mücadelesini kutluyorum. Bu mücadeleye emek verenleri, bu uğurda canını bile vermekten çekinmeyen, dünya kadınlarını ve Kürt kadınlarını bir kez saygıyla anıyorum.

Ülkemizin kuzey parçasında halkımız, özelde de kadınlarımız üzerindeki yasak, baskı, şiddet ve vahşet devam ediyor. Kadınların çığlığını duyması gereken kesimlerden ne ses var, ne de seda.

Kadına uygulanan akıl almaz yasak, şiddet, taciz ve teccavüzler ne bitti ne de biteceğe benziyor. Bu vahşetin tadını çıkaran egemen erk büyük bir iştahla coşuyor, ezdikçe ezmeye çalışıyor. Kadınlar ezildikçe egemen erk, daha büyük bir hevesle hiddetleniyor ve saldırıyor.

Ülkemde çocuklar ve kadınlarımız üzerindeki şiddetin son örneklerinden bazılarını hatırlarsak:

* Pozantı Cezaevinde yaşanan taciz ve teccavüzler namuslu ve vicdan sahibi insanların yüzünü kızartıyor, kanını donduruyor.

* „Taş atma“ eylem ve gösterilere katılan onlarca Kürt çocuğu insanlık dışı işkenceler ve uygulamalarla karşılaşıyorlar.

* İnsani, cinsi ve ulusal hakları için mücadele eden yüzlerce Kürt kadını, cezaevlerinde tutuluyorlar.

* Van‘da deprem mağduru olan kadınlar ve çocuklar hala, barınma, hastalık ve soğukla boğuşuyorlar.

* Cinsel istismar suçundan yargılanan sözüm ona „dindar „ utanmazın biri hala , benimle yatan “fahişe değildir. “ demeye devam ediyor.

* Aile kurumunun ve annelerin kutsallığına inanan Erdoğan Hükümeti döneminde de yaşlı çocuk demeden, yüzlerce kadın çocuk sabahın köründe gözaltına alınmaya devam ediliyorlar.

* Hükümet, Roboski katliamının hesabını vereceğine, o katliamda çocuklarını yitiren annelerin gözlerini kan parasıyla boyamaya çalışıyorlar.

* Kürt analarından özür dilemek yerine, onları parayla susturma utanmazlığını gösteriyorlar.

Emine Erdoğan Hanımefendi, sırf gönlünü rahatlatmak amaçlı, Roboski’deki anneleri tayfasıyla ziyarete gidiyor. Bu kürtlerle alay etmek değilde nedir?

* "Vatana millete zarar verme ihtimali olan çocuklar derhal yok edilmelidir"" diyen eğitimcilerin elini kolunu sallayarak geziyorlar.

* Cumartesi annelerinin sayısı her geçen gün artıyor.

* Türkiye’de her gün ortalama 5 kadın öldürülüyor.

* Tecüvüz ve şiddete uğrayan çocuk annelerin sayısı her geçen dakika artıyor.

* Papatya ve benzeri tuzu kuru kadın dernekleri, gözyaşı dökerek, ah vah ederek vicdanlarını susturmaya duygu sömürüsü yapmaya devam ediyorlar.

* "Fatma Tokmak bir tek kelime Türkçe bilmeyen bir Kürt kadınıydı. Okuma-yazması da olmadığından. Polisler, içeriğini bilmediği bir ifadeye zorla parmak bastırdılar. Elektrik verme, askıya alma, çırılçıplak soyma, cinsel taciz ve diğer yöntemlerle işkenceye uğratıldı. Tüm yaşadıkları yetmezmiş gibi, oğlu Azad’a uygulanan işkence oldu. Küçük oğlu Azad çırılçıplak soyuldu, annesinin gözü önünde vücudunda sigara söndürüldüler ve cinsel tacizede bulundular.

Cinsel tacize uğrayan çocuk, töre cinayetlerine uğrayan kadın, parayla satılan genç kız sayısının giderek arttığı bir ülkede, 8 martı kutlamak ne kadar da anlamlıdır?

Her gün basından ve çevremizde duyduğumuz veya bire bir tanık olduğumuz onca acımasız olayların temel kaynağına inemediğimiz için, sorunu da çözemiyoruz.

Asıl kadın mücadelesi, egemen güçlerin kendine ayna tutmasıyla çözüm yoluna girebilir. Kadın mücadelesi, ona sözde değil, özde inanan kişi, kurum ve partilerin el ele vermesiyle çözüm yoluna girebilir.

Encum Yamulki Hanım, Rewşen Bedirxan, Leyla Qasım, Fatma Tokmak, şahsında tüm zorluklara karşın haksızlık ve zulme boyun eğmeyen, haksız düzeni egemen erki değiştirmek için var güçleriyle çabalayan tüm saygın Kürt kadınlarını bir kez daha selamlıyorum.
Print