2020-07-10
Skip Navigation Links
Destpêk/Anasayfa
Pêwendî/İlişki
Lînk
Skip Navigation Links
Video
Album
Arşîv
Necla Çamlibel
 
Türk dili diye bir dil yok
2012-03-15 22:46
Necla Çamlibel
Dilimiz, kültürümüz bir bütün olarak varlığımız üzerindeki baskıların, asimilasyon politikalarının haddi hesabı yok.

Dilimiz bizim varlığımızdır. Dilini kaybeden bir ulusun halkı asimile ve yok olmayla yüzyüze kalır. Bu yüzdendir ki, tüm zorluk, baskı ve işkencelere, binbir dalavereye rağmen halkımız dilini, kendi varlığını sürdürme mücadelesini sürdürüyor.

Asimilenin her türüyle karşı karşıya kaldık. Daha çocuk yaşlarda, dilimizden, kültürümüzden untandırıldık, horlandık, dışlandık, yok edilmenin her türlüsü bize reva görüldü.

Tüm bu yaşamışlıklarda bir empati yapıyorum ve şöyle düşünüyorum. Onların yaptıklarının aynısını biz Türklere söylersek kendilerini nasıl hissederler. Türkçe diye bir dil yoktur. Türk diye bir millet de yoktur. Ulusu olmayanın dili olur mu hiç? Bazı Türklerin kullandıkları dil de, dağda, obada kalmış yaşlıların kullandıkları kuşlardan öğrendikleri sesler sonucu oluşturdukları dildir.

Sokkak da yürüyen bir adama, afedersiniz size bir adres soracağımdan önce, Siz Kürd müsünüz? Ehmedê Xane’nin mezarına nasıl gidebilirim. Munzur çayına hangi otobüse binersem gederim? Diye sorsak.

Hastanelerde, devlet dairelerinde, basın yayında, kısacası ekonomik ve sosyal yaşamın hepsinde Kürtçe konuşulması zorunludur. Çünkü Kürtçe eğitim dilimizdir. Bu ülkede 90 yıldır bu dille eğitim görüldü.

Türk çocuklarına da, kendi kurslarınızı açıp öğretmek istediğiniz dili öğretebilirsiniz. İlk okula başlayan bir Türk çocuğunun evde başka, okulda başka bir dil konuşmasının zorluğunu nasıl yaşayacak bunu Türkler kısa bir süreliğine de olsa empati yaparak kendilerini bizim yerimize koysunlar.

Diyasporadaki bir Türk’e yoldan geçen herhangi bir vatandaşa, “Siz Kürt müsünüz?” dese… İş yerindeki, okuldaki arkadaşı, komşusu, “Kürt olmakla onur duyuyoruz. Bizim milletimizin kanı kırmızı akıyor, siz Türklerin kanı hangi renktir? Biz Kürtler asil soylu bir milletin evlatlarıyız. Ya siz Türkler? Göçebe, kültürü, örf adeti olmayan sonradan oluşmuş yapay bir kukla devlet ve ulusun evlatlarısınız” dense, siz Türkler ne hissedersiniz?

Gözünüzden dahi sakındığınız çocuklarınız, “Anne, ben okula gitmek istemiyorum. Çünkü okula gittim, arkadaşlarım benimle alay etti. ‘Siz Türklerin kuyruğu var,’ dediler. Pantolonumu indirmek istediler. Kuyruğum yok deyince bana inanmadılar. Onlar başka bir dil konuşuyorlar ve ben öğretmenin söylediklerini anlamıyorum. Okula gitmek istemiyorum!”

Her sabah o körpe beyinlere şöyle bir ant okutulsa:

“Kürdüm, doğruyum, çalışkanım.

İlkem, küçüklerimi korumak, büyüklerimi saymak, Kürdistanı, kürtleri özümden çok sevmektir.

Ülküm; yükselmek, ileri gitmektir.

Ey Büyük Atakürd!

Açtığın yolda, gösterdiğin hedefe durmadan yürüyeceğime and içerim.

Varlığım Kürt varlığına armağan olsun.

Ne mutlu Kürdüm diyene!"

Daha küçükcük körpe beyinlere canını vermekten, kendini adamaktan söz eden bu ırkçı and okunur ve çocuk eve geldiğinde, „ anne biz neyiz? Biz neden Kürt değiliz? Bizim dilimiz neden yasak? Neden babam hapiste? Neden bana şimdi de başka bir dilde okuma yazma öğretiliyor? Biz niye farklıyız? Biz „zenci miyiz“ sorularını her gün çoğaltarak gelse?.. Ona ne dersiniz, ne hissedersiniz?

Onca eziyet, asimile içinde, en köklü ve söze gerek duyurmayan bu içler acısı durumun cevabını hangi Kürdistan lideri verebilir? Hiç.

Her insanın en doğal hakkı olan. Ekmek, su hava gibi temel ihtiyacı olan anadilde eğitim hakkı hiç bir çocuğun elinden alınamaz.

Lakin gelin görün ki, bu zulmü size hikâye gibi gelen kısa bir anda düşündüğünüz de bu da olmaz ki dedirten durumu biz kürt çocukları yaşadık. Ve ne acıdır hala yaşıyoruz…

Psikolojik baskı yaparak, uzaylıymış gibi, başka yaratıklarmışız gibi olduğumuza inandırıp bizi kendimizden ulusal bilinç ve kültürümüzden uzaklaştırmak için her türlü fende, hileye başvurdunuz, siz Türk kardeşler…

Kardeş kardeşe bunu yapar mı?

Devamı gelecek...
Print