2017-12-12
Skip Navigation Links
Destpêk/Anasayfa
Pêwendî/İlişki
Lînk
Skip Navigation Links
Video
Album
Arşîv
 
Köyceğiz olayları; KÜRT HALKINA KARŞI YENİ ALÇAKÇA BİR KOMPLO
2017-10-12 17:08


Köyceğizdeki olay daha baştan aklımıza yatmamıştı.

Rejimin sözcüleri ve medyası PKK’nın Ege yöresine yaptığı çıkarmadan söz ediyorlardı. Sözde Karadeniz’den sonra PKK bu yöreyi hedeflemiş ve Lazkiye’den buraya botlarla, gemilerle geçirdiği militanlarını yerleştirmek istemiş, ama bunlar yakalanmışlardı.

Yakalama öyküsü de ilginçti. Sözde günler öncesinden buraya geçen militanların bir bölümü pek çok silah ve bomba ile yakalanmışlar, ama nedense, tek kurşun sıkmadan öldürülmüşlerdi. Her zaman yakalanan silahlar teşhir edilirken bu kez onlara ilişkin bir görüntü ve herhangi bir çatışma görüntüsü de yoktu.

Yine bunlardan bir bölümü yakalanıp, çırılçıplak edilip bir anayol üzerinde ters kelepçeyle yere yatırılıp gelen geçene teşhir ettirilmişler ve buna ilişkin mide bulandırıcı resimler de medyaya servis edilmişti. Ama ne hikmetse bu kesimin yanında herhangi bir silah, bomba görünmüyordu… Bu çirkin ve gayri insani teşhir ise vicdan sahibi birçok kişinin tepkilerine yol açtı.

Olayların cereyan şekli her bakımdan inandırıcı değildi ve düzmece kokuyordu.

Gerçekten de düzmece olay çok geçmeden açığa çıktı.

Öldürülen insanlar bir çatışmada vurulmamışlar infaz edilmişlerdi. Onların gemilerle veya botlarla bölgeye geçişini gösterir bir kanıt ise ortalarda yok.

Çırılçıplak soyulup yol üzerine ters kelepçeyle yatırılan kişilerin ise bölgedeki Narenciye bahçelerinde ve inşaatlarda çalışan işçiler oldukları ortaya çıktı.

Bunlardan dört inşaat işçisi çalıştıkları müteahhitten dört aydır paralarını alamamışlar ve bu yüzden işi bırakmışlar. Paralarını istemeye gittiklerinde ise söz konusu müteahhit onları PKK militanı, terörist diye ihbar etmiş. Daha doğrusu, doğrudan bölgedeki Komando Taburu komutanı ve dostu, arkadaşı olan Binbaşı Yavuz Oruç vasıtasıyla ve söz konusu düzmece iddiayla onlara operasyon yaptırmış.

Müteahhit ve Binbaşı Yavuz Oruç ta Nizip’den arkadaşlarmış. Müteahhit (bu alçağın adı nedense verilmiyor) ona , “hizmetlerinden dolayı” bir plaket de sunmuş. Köyceğiz’de ise yedikleri içtikleri ayrı gitmiyormuş; rakı sofrasında birlikte alem yapıyorlarmış.

Müteahhit Binbaşı’ya paralarını isteyen Kürt işçileri anlatınca o da dostunun şerefine işte böylesine bir operasyon yapmış, adamların arabasını yolda durdurup söz konusu alçakça sahneleri düzenlemiş ve bunu kamuoyuna bir terör operasyonu diye yansıtmış. Bu dört inşaat işçisinin arkadaşı olan ve narenciye bahçelerinde çalışan diğer üç işçi de yine bahçelerden toplanıp getirilmişler.

Görüldüğü üzere bu olay tam anlamıyla alçakça bir tezgah. Ekmek parası için bölgede çalışan Masum Kürt işçileri, hem soyuluyor, hem de alacaklarını istedikleri zaman başlarına böyle bir çorap örülüyor.

Ama bu çorap ve bu tezgah gerçekte bir bütün olarak Kürt halkına karşı işleniyor. Ortam bu tür kışkırtmalara son derece uygun. Bir yanda Güney Kürdistan’ın bağımsızlık girişimi, diğer yanda Güney Batı Kürdistan’ın, yani Suriye Kürt bölgelerinin özerk olma ihtimali Türkiye’deki şoven ve ırkçı çevreleri kudurtmuş durumda. Böyle bir ortamda PKK’nın Lazkiye çıkartması masalı pekâlâ işe yarar…

Bu nedenledir ki Türk devletinin sorumlu köşelerindeki koca koca adamlar bu masala inanmışçasına bir ciddiyetle onu yayıp duruyorlar. Belli ki bundan öte planları var, kamuoyunu buna hazırlıyorlar.

Her bakımdan akıl almaz bir utanmazlık, ırkçılık, şovenizm!

Bu halkı, sırf hak ve özgürlük istediği için onyıllarca ezdiniz, köylerini kentlerini yakıp yıktınız; binler halinde katlettiniz; yüzbinler, milyonlar halinde sürdünüz; şimdi ne istiyorsunuz? Onlara bir ekmek parasını, inşaat ve narenciye işçiliğini de mi çok görüyorsunuz? Daha ne yapsınlar, nereye gitsinler?..

Varsayalım ki bu adamlar inşaat ve tarım işçisi değil de gerçekten PKK militanı ve o bölgeye eylem için gelmişler ve sen de onları yakaladın. Hemen, yargılamadan infaz etmen mi gerekiyor? Yola yüzüstü çıplak yatırıp gelip geçene tekmeletmen, resimlerini medyaya dağıtıp teşhir etmen mi gerekiyor?

İnsan olan bunu yapmaz. Tanrıya inanan, ondan korkan biri de bunu yapmaz. Bu akıl almaz bir pervasızlıktır, barbarlıktır.

Bu yalnızca Kürt halkına yönelik yeni ve pervasızca bir zulüm değil, aynı zamanda Türk halkına yönelik bir kışkırtmadır; bizzat kendi halkını aptal yerine koyma, aldatma çabasıdır.

Gerçekler bir bir ortaya çıkmakta işte. Bakalım söz konusu alçak müteahhitten, ona alet olan ve yaptığı daha alçakça bir iş olan Yavuz Oruç adlı binbaşıdan ve bu düzmecede yer alan, bu iğrenç suçları işleyen öteki adamlardan hesap sorulacak mı?

Göreceğiz… Ama umudumuz yok. Şimdiye kadar hangi barbarca eylemin, hangi alçaklığın hesabı soruldu ki? Hedef Kürtler olunca bu ülkede devlet bir kasaba dönüşüyor ve vicdanlar da, yargı da –eğer zulmü açıkça alkışlamazsa- susuyor, dört maymunu oynuyor.

Dengê Kurdistan

12 Ekim 2017


Print