2018-12-17
Skip Navigation Links
Destpêk/Anasayfa
Pêwendî/İlişki
Lînk
Skip Navigation Links
Video
Album
Arşîv
 
Berlin’de Dr. Arzu Yılmaz'dan “Kürtler ve Ortadoğu: Uluslararası Gelişmeler ve Kürdistan” Konferansı
2018-11-12 20:36


· 1990"lardan sonra iki sistemli düzen değiştiği. Bunun sonucu oluşan liberal iyimserlik havası, fazla devam etmedi.
· Arap Baharıyla birlikte, ABD, Ortadoğu"ya yönelik politikasında Türkiye"ye, “yürü arkandayım” dedi
· Uluslararası Sistem, Ortadoğu"da mevcut statükonun bozulmaması gerektiği yönünde politikalar yürüttü ve her türlü girişimde bulundu
· Barış Süreci, bir Ortadoğu projesiydi
· Uluslararası siyasi aktörler, Kürt sorununu, Kürdistan"ı bölüşmüş devletlerin bir iç sorunu halinde göstermeye çalışıyorlar
· ABD ile Türkiye arasında büyük bir güvensizlik sorunu var. Diğer konular belirleyici değil

KOMKAR-Berlin, 11 Kasım 2018 Pazar günü, Duhok Üniversitesi Eski Öğretim Görevlisi Dr. Arzu Yılmaz"ın konuşmacı olduğu “Kürtler ve Ortadoğu: Uluslararası Gelişmeler ve Kürdistan” adlı bir konferans düzenledi.

Konferans, Berlin"in Neukölln ilçesinde bulunan ve derneğe ait olan KURDISTAN HAUS binasının “Ehmedê Xanî” adlı büyük salonunda gerçekleşti.

Çok sayıda davetlinin katıldığı konferans, KOMKAR-Berlin derneği başkanı, aynı zamanda KOMKAR Genel Sekreteri olan Dr. Şükrü Güler tarafından yapıldı. KKH Yönetim Kurulu Üyesi Mediha Lindner ise, konferansı yönetti. KOMKAR Genel Başkanı Rohat Geran da konferansta hazır bulundu.

İki saati aşkın bir süre devam eden konferansta, söz alan katılımcılar, gelişmelerle ilgili Dr. Yılmaz"açok sayıda soru yönelttiler ve aynı zamanda kişisel görüş ve yorumlarını dile getirdiler.

KÜRDİSTAN TV, konferansın içeriği konusunda Dr. Yılmaz ile bir röportaj yaptı.

Dr. Güler, Kürtçe yaptığı açış konuşmasında, başta Dr. Yılmaz"a, konferansı düzenlemede önemli rol oynayan Mediha Lindner"e ve katılımcılara ayrı ayrı teşekkür etti ve dana sonra konferansı yönetmesi için sözü M. Lindner"ebıraktı.

KKH Yönetim Kurulu Üyesi M. Lindner konuşmasına, Dr. Yılmaz"ı ve katılımcıları selamlayarak başladı ve Dr.Yılmaz"ın akademik çalışmaları, yayınladığı eserleri ve makaleleri hakkında katılımcıları bilgilendirdi. Daha sonra sözü Dr. Yılmaz"a bıraktı.

Dr. Yılmaz konuşmasına, Kürdistan coğrafyasına etki yapan aktörlerle ilgili değerlendirmeyle başladı. 1990"lardan sonra iki sistemli düzenin değiştiğini, bunun sonucu olarak da, liberal bir iyimserlik havasının dünyaya hakim olduğunu belirti ve şöyle devam etti:
“Aslında geldiğimiz aşamada bu iyimserliğin geçerli olmadığını görüyoruz. 2008 yılında dünyada bir ekonomik kriz yaşandı. Ve 2009 yılından itibaren ABD, dünyanın yükünü kendisinin yalnız çekmeyeceğine dair işaretler vermeye başladı ve 2011"den itibaren de, askeri güçlerini Afganistan ve Irak"tan geri çekmeye başladı.”

Bu gelişmelerde ekonomik sıkışmanın, göç dalgasının ve kimi popülist yaklaşımların öneml bir rol oynadığı belirten Yılmaz, bu süreçte Ortadoğu"da iki temel aktör olan İran ve Türkiye"nin devreye girdiğini ifade etti.
ABD"nin, Türkiye"ye, Ortadoğu"ya yönelik politikasında “yürü arkandayım” dediği bir süreç başlamış oldu.

Ve Arap Baharı

Dr. Yılmaz konuşmasına şöyle devam etti: “Arap Baharı diye ifade edilen süreçte, Uluslararası Sistem, Ortadoğu açısından maliyeti az olan yolu, mevcut statükonun koruması için aktif bir çaba içine girdi. Ve bölgesel aktörlerden Türkiye, ön alıcı bir görev aldı. Yeni Türkiye konsepti 2012 yılında ilan edildi.

Mısır"da Mursi, bu konseptin bir parçasıydı. Mesut Barzani ise ikinci aktördü. Barış Süreci diye ifade edilen proje ise, bir Ortadoğu projesiydi.
Batılı güçler, Sunni-Şii (Türkiye-İran) arasında bir denge oluşturmaya çalıştılar. Bu süreç devam ederken, 6 Ağustos tarihinde İŞİD Kürdistan"a yönelmeye başladı.

Türkiye, İŞİD"e karşı tavır almayıp, Erbil"in talebi geri çevrilince, bu kez ABD devreye girmeye başladı. Ayrıca İran Pasdaranları da Hac Ümran"dan Kürdistan"a giriş yaptılar. Ve böylece İŞİD"e karşı bölgede -Türkiye görev almayınca- ABD-İran birlikteliği örülmeye başladı.

Türk devlet aklı, Ortadoğu"dabelirli planlarını yürütemeyeceğini anlayınca, bu kez Kürt düşmanlığı politikasını yeniden gündeme soktu. Ve “Barış Süreci” diye ifade edilen süreç sona erdi.”

İŞİD"in çevrelenmesi veGüney Kürdistan Referandumu

2017 yılının sonbaharında yapılan Güney Kürdistan Referandumu"nun ABD"nin bilgisi dışında oluşturulmadığını ifade eden Dr. Yılmaz, konuşmasına şöyle sürdürdü:
“Bağdat ile Erbil arasında Musul"un kurtarılmasına yönelik mücadele başlamadan önce bir anlaşmaya varılmıştı. Bu anlaşma gereği taraflar, Musul İŞİD"den kurtarıldıktan sonra, daha önceki sınırlarına, (Kerkük, Xaneqin vd. Kürdistan yönetiminde kalmak üzere) geri döneceklerdi. Ne yazık ki, Musul"un İŞİD"den kurtarılmasından sonra ABD pozisyon değiştirdi ve Kürdistan yönetiminde, 2003 sınırlarına, yani tartışmalı bölgelerden (Kerkük, Xaneqin vd.) geri çekilmesi gerektiğini iletti. Yani Uluslararası Sistem, İŞİD"i çevreleyince, sınırların değişmemesi konusunu yeniden gündeme getirdi. Ve bildiğimiz gelişmeler yaşandı…”

Uluslararası siyasi aktörlerin, Kürd sorununu, Kürdistan"ı aralarında bölüşmüş devletlerin iç sorunu halinde göstermeye çalışıtıklarını belirten Yılmaz, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Kürdistan Demokrat Partisi büyük bir baskı altına alınmış durumda. Kürdistan devlet başkanlığı fiilen ortadan kaldırıldı. Ama şu bir gerçek ki, Kürt ulusal bilinci tavan yapmış. Bağdat, Ankara ve diğer merkezlerin yaptığı siyaset, Hewler"de, Diyarbakır"da karşılık bulmuyor. Kürdistan"da yaşanan iç göç, ulusal bilincin gelişmesinde, yani Kürdistani bir yurtseverliğinin gelişip büyümesinde büyük bir rol oynuyor.”

Uluslararası siyasi aktörlerin, Ortadoğu"nun nasıl şekilleneceği konusunda bir somut belirlemesi olmadığına dikkat çeken Yılmaz, ABD ile Türkiye arasında büyük bir güvensizlik sorununun olduğunu, basında ya devlet çevrelerinde ifade edilen diğer konuların pek de belirleyici olmadığını da sözlerine ekledi.

İki saati aşkın bir süre devam eden Konferans, izleyicilerin büyük beğenesini kazandı.





Print