2019-10-20
Skip Navigation Links
Destpêk/Anasayfa
Pêwendî/İlişki
Lînk
Skip Navigation Links
Video
Album
Arşîv
 
Sosyal kapitalizm, AB, solcular ve sağcılar
2019-06-11 01:46

Başlıktaki her kelime hakkında yüzlerce kitap yazılmıştır bugüne kadar. Her biri, başlı başına üzerinde durulması gereken konular.

Yakın zamanda aldığım kitaplardan birinin başlığı dolayısıyla böyle bir yazı yazmaya karar verdim. Bu Almanca kitabın adı, “Soziale Kapitalismus” (Sosyal Kapitalizm). İlginç bir kitap. Ta 17. Yüzyıl’dan günümüze kadar, global dünyanın sorunlarını ele alıyor. 19. Yüzyıl ve 20. Yüzyıl’da gelişen toplumsal olayları bilgi süzgecinden damıtarak, günümüze dair kendince çözüm önerileri sıralıyor.

Bazen yolum kitapevlerine düştüğünde ve böyle ilginç kitaplarla karşılaşınca almadan edemiyorum. Burada sözünü ettiğim, özellikle sol gelenekten gelenlerin okuması gereken bir kitap.

Avrupa Parlamentosu (AP) seçimleri dolayısıyla ortalık bir hayli hareketlenmişken ben de kendimce Avrupa Birliği (AB), solcular ve sağcılar üzerine kafa yormaktaydım. O “Soziale Kapitalismus” adlı kitabı alıp okumak faydalı bir çakışma oldu. Kanımca, sosyal kapilatizm tam da AB kriterlerine uygun düşmektedir.

AP seçimleri, Avusturya’da 26 Mayıs günü yapılacak. Bütün diğer AB üyesi ülkelerde olduğu gibi Avusturya’da da seçime katılan partiler arasında merkez sağ, merkez sol, solun soluna düşen, sağın sağına düşenler var.

Bana öyle geliyor ki AB, merkez sağ ve merkez solun kriterlerini harmanlamada, çağımızın en başarılı projelerinden biridir. Tarihsel değişim ve dönüşümlerden esinlenebilmenin en iyi kanıtlarından biri! Demokratik bir ahenk içinde hukuk sistemiyle bireyin haklarını garantiye alan; çoğulcu, katılımcı, eşitlikçi, sosyal, laik… İdolojik tabulara ters bir vizyonla sivil toplum örgütlenmeleriyle yoluna devam etmektedir AB.

Sürekli tartışmalar yapılıyor, yeni öneriler ard arda sıralanıyor bu yapı içinde. İnsan ve doğa endeksli yenilemelerle sağ, sol, dinci bağnazların ezberlerini bozuyor durmadan.

Bunun içindir ki bu kesimlerin hiç de objektiv olmayan eleştirileri, gün geçmiyor ki basında, sosyal medyada yer almasın. Paradoks şu ki AB’yi eleştirenler veya beğenmeyenler, ne hikmetse kendi dünya görüşlerinin egemen olduğu ülkelere gitmiyor; bir an önce AB ülkelerinden birine kapak atmak için birçok yönteme başvurup duruyor!

Kanımca, bu dubaracı bir yaşam biçimidir ve sağlıklı analizler yapılmasına engel, kendinden sonraki kuşakların rotasız kalmalarına neden olabiliyor. Bunu, farkında olmadan yapanlar da var elbette. Onlar da başlı başına bir analiz konusu.

Ben, AB projesinin çağımıza uygun bir sistem olduğuna inanalardanım. Çünkü gönüllü birliktelikler içinde çoğulculuğu ve katılımcılığı barındırıyor. Açık, sivil toplum anlayışını baz alıyor. Sürekli tartışarak yenilen bir mekanizma düşünün. Birlikte, barış içinde, insanca bir normativ yaşama viziyonu.

Rusya, ABD, hatta İngiltere’nin, “İslam dünyası” çemberi içinde sayılan ülke ve devletlerin, AB’ye karşı çıkmaları boşuna değil. AB içinden çıkan ırkçıların, neo-liberallerin, gericilerin de içeriden AB’nin gelişmesini zayıflatma, onu işlevsizleştirme çabaları da. Dünyanın neresinde olursa olsun, insanlığın başbelası olan ırkçılığın, bağnazlığın, ötekileştirmenin karşısında olmak insanî bir normdur.

Bu bağlamda, AP seçimlerinde oyumuzu kullanalım. Irkçılığın, bağnazlığın, ötekileştirmenin karşısında duran parti veya kişileri seçelim. “AB’de ayrımcılığa hayır” diyorsak eğer!

Print