2019-07-19
Skip Navigation Links
Destpêk/Anasayfa
Pêwendî/İlişki
Lînk
Skip Navigation Links
Video
Album
Arşîv
 
Refik Karakoç: Güney Kürdistan’da demokrasi filiz vermiştir
2019-06-18 22:32


Serpil Güneş
BasNews
– Neçirvan Barzani’nin Bölge Başkanlığı’na seçilmesi Mesrur Barzani’nin yeni hükümeti kurmakla görevlendirilmesi, Kürdistan Bölgesi’nde IŞİD sonrası güçlü bir sürecin başlangıcı olarak yorumlanıyor. Kürdistan Bölgesi’ndeki bu yeni dönem Kürdistan’ın diğer parçaları ve dostları tarafından da heyecanla karşılandı.

Kürdistan Bölgesi Başkanlığı’na seçilen Neçirvan Barzani’nin yemin törenine Kürdistan parçalarından ve yabancı ülke temsilciliklerinden çok sayıda temsilci katıldı. Törene yüksek orandaki katılım, Kürdistan Bölgesi’nin güçlenen konumu ve beklentilerin yüksek olduğunun bir işareti olarak görülüyor.

Yemin törenine Kürdistan’ın dört parçasından ve diasporadan da çok sayıda siyasi parti temsilcisi, siyasetçi ve tanınmış sima katıldı. Neçirvan Barzani’nin yemin törenine katılan HAK-PAR Genel Başkanı Refik Koç Neçirvan Barzani’nin Kürdistan Bölgesi Başkanlığı’na seçilmesi ve yeni hükümetin kurulması sürecini BasNews’e değerlendirdi.

‘Neçirvan Barzani, siyaset içinde pişmiş bir kişilik’

Kürdistan Bölgesi Başkanı’nın seçilmesi ve yeni hükümetin kurulmasının son derece önemli olduğuna dikkat çeken HAK-PAR Başkanı “Referandum sonrası yaşanan olumsuz gelişmelerin tekrar olumlu yöne evrilmesi, yatırımların tekrardan olması, sorunların çözülmesi, Bağdat hükümeti ile ilişkilerin yeniden başlaması, bu sürecin başarılı yürütülmesine bağlıydı. Kürdistan’daki partilerin bir araya gelerek diyalog içinde sorunlarını çözmesine bağlıydı. Gecikmiş de olsa iyi bir adım atıldı” ifadelerini kullandı.
Yeni dönemde Kürdistan Bölgesi’nin önünde çözülmeyi bekleyen birçok sorunun olduğunu dile getiren Karakoç, “Neçirvan Barzani’nin Kürdistan Bölgesi Başkanlığı’na seçilmesinin ayrıca önemli bir anlamı var. Barzani ailesinden birisi. Siyasetin içerisinden pişmiş, kararlılığını göstermiş bir kişilik. Umarım Kürdistan’a önemli hizmetler yapar.

‘Neçirvan Barzani’yi ciddi sorunlar bekliyor’

Kürdistan’ın dört parçasında ve Güney Kürdistan’da onu bekleyen çok ciddi sorunlar var. Geçmişte yapılan yanlışların tekrarlanmaması için yeni dönemde tedbirlerin alınması gerekiyor. Mesela bir Kerkük’te yaşanan ihanet olayı. Çok başlılığın, güvenlikte, siyasette, ekonomide sonlandırılması gerekiyor. Bu çok önemli. Kürt halkı bin yıllık bir halk, ve 21. yüzyılda hala devletsizdir. Bunda dış faktörlerin yanı sıra iç faktörlerin de etkisi var hiç şüphesiz. Kürtlerin kendi demografik yapısından kaynaklı çok başlı olma gibi bir problemleri var. Bu nedenle yeni dönemde çok başlılığın ortadan kaldırılması için gerekli düzenlemelerin yapılması gerekiyor. Mesela; Peşmerge Güçleri tek komuta altında toplanması gerekiyor. Yani bu ülkenin güvenlik güçleri, tek elden hükümete bağlı yönetilmesi gerekiyor. O bu partinin değil, Kürdistan Bölgesi Hükümeti’nin Peşmergesi olmalı. Hem de Kürdistan’ın her tarafında.

‘Güçlü hükümet sorunları çözer’

Irak hükümeti ile ilişkiler uygun hale gelirse, sonuçta Anayasa’daki hak ve hukuklar devreye girecektir. Anayasa işlerse Kürdistan Bölgesi’nin birikmiş merkezi hükümetten alacağı çok büyük bir ekonomik pay var. Artı anayasada ‘tartışmalı bölgeler’ olarak tabir edilen bölgelerin referanduma götürülerek hangi bölgeye katılacağının netleştirilmesi sorunu var. Bütün bunlar çok önemli işler. Ve Kürdistan idaresi Dışında Kalan Bölgelerde bir referandum yapıldığında oradaki halkın Kürdistan Bölgesi’ne bağlanmak isteyeceğini herkes çok iyi biliyor.

Bütün bunların yapılması güçlü bir hükümete bağlı. Bu çerçevede yeni kurulacak hükümetin olaylara bakmasına bağlı” dedi.

‘HAK-PAR Güney Kürdistan’ı her zaman destekledi’

HAK-PAR Genel Başkanı parti olarak her zaman Kürdistan Bölgesi’ndeki gelişmeleri desteklediklerini belirterek, bu konuda şunları dile getirdi:
“Biz Kürdistan’ın diğer parçalarındaki Kürt siyasi partileri olarak referandum sürecini çok açık ve net bir şekilde destekledik. Hatta HAK-PAR olarak önemli çalışmalar yürüttük, buraya kadar geldik. Burada bazı öneriler sunduk. Tüm dünyada Avrupa’da parti üyelerimiz, temsilciliklerimiz çalışmalar yürüttü. Kürdistan Bölgesi Başkanlığı’nın seçim ve yemin töreni döneminde de aynı tutumun içerisinde olduk. Tıpkı referandum sürecinde olduğu gibi, tarihi bir gündü. Kürdistan Bölgesi Başkanı’nın demokratik bir yöntem ile seçilmesi Parlamento’nun işler hale gelmesi, hemen hükümetin ardın kurulacak olması son derece sevindirici. Bir an önce ülkenin Güney parçasında ekonominin düzeltilerek, hayat standartlarının yükseltilmesi için yapılacak çok şey vardır bunların bir an önce hayata geçirilmesi gerekiyor. Sayın Neçirvan Barzani, kritik bir dönemde önemli sorumluluklar alıyor. Bütün bu sorumlulukların üstesinden layıki ile kalkacağına inanıyoruz.”

‘Güney Kürdistan, Kuzey için örnektir’

“Kuzey Kürdistan’da Kürtlerin hakları için mücadele eden partiler olarak Kürdistan Bölgesi’nden ve hükümetinden beklentiniz nedir?” sorusuna Refik Karakoç şu yanıtı verdi: “Her şeyden önce biz Kuzey Kürdistan parçasındaki Kürt sorunun çözümü için programımıza eşitlik temelinde demokratik bir federasyonu koymuşuz. Şu anda Güney Kürdistan’ın uyguladığı yönetim biçimin benzerini. Bu bakımdan Güney Kürdistan bizim için önemli bir örnek.

‘Güney Kürdistan’da demokrasi filiz vermiştir’

Irak ile federal yapı içerinde olan Güney Kürdistan kendi içerisinde de bir federal yapıya sahip. Kürdistan Bölgesi’nde şu anda 5 tane resmi dil vardır. Çok önemli. Bütün etnik gruplar kendi ana dilleri ile eğitim görebiliyorlar. Bütün farklı dini ve mezheplerden gruplar karşılıklı sevgi ve saygı çerçevesinde bir arada yaşayabiliyorlar. Ortadoğu coğrafyasında bütün dinlerin, bütün mezheplerin bir arada yaşayabildiği nadide örneklerden bir tanesidir Güney Kürdistan. Diğer bütün ülkelerde farklı mezhepler birbirini boğazlarken, Kürdistan’ın bir parçasında böyle bir sorun yok. Yani demokrasi bu parçada filiz vermiş. Bu batı ülkelerinde görülen bir durum. Bu bakımdan bizim için evrensel anlamda değerli bir örnek. Biz Kuzey Kürdistan’da faaliyet yürüten bir parti olarak, demokratik yol ve yöntemlerle federal bir çözümden yanayız. Kürt halkının özgürleşmesi Türkiye’nin demokratikleşmesine bağlıdır. Türkiye’nin de demokratikleşerek Avrupa Birliği’ne üye olması için Kürt sorunun çözmesi gerekmektedir. Bu ikisi birbirini bağlıdır. Bu konuda üzerimize düşeni yapmaya çalışıyoruz.Biz barışçıl ve demokratik bir şekilde her türlü şiddette karşı çıkarak mücadele ediyoruz.

‘Tüm Kürdistan parçaları arasında diyalog olmalı’

Bu şimdiki Güney Kürdistan’ın siyasetine de denk düşen bir siyaset. Herkesin hakkını ve hukukunu yasalar çerçevesinde güvenceye almayı esas alıyor. Kürdistan’daki diğer parçalara bu şekliyle ilham oluyor. Merkezi hükümet ile uzlaşırsa bu sisteme devam eder, ama Güney’in referandumda elde ettiği bir bağımsızlık tapusu var o da bir haktır.

Şimdi Suriye’deki Kürtlerin sorunları masadadır. Suriye’deki Kürtler de doğru bir yol izlerse en az otonom veya federal bir sistemde Kürt halkı özgürlük hakkını elde edebilir. Bizim görevimiz onlara bu konuda yardımcı olmaktır. Tüm parçaların birbiri ile diyalog içerisinde olması lazım.

Kürdistan’ı aralarında paylaşan devletlerin Kürt sorunun çözümü için strateji izlemelerine rağmen, Kürdistan’ın herhangi bir parçasında başarılı bir siyasetin çıkması diğer parçaların hepsini olumlu yönde etkiler. Kürdistan büyük bir coğrafya, büyük bir nüfus. Yer altı ve yer üstü kaynakları bakımından çok büyük potansiyele sahip bir ülke. Biz bunları yönlendirebilirsek, enerji hatlarını geliştirir, Kürdistan topraklarına sahip çıkarsak, böylesi bir strateji izleyebilirsek bir kısım emperyal devletler Kürdistan sorunun çözümünde aktif rol de alabilir. Yani bizim yapmamızın gereken şey, hangi partiden olursak olalım, hangi mezhepsel, hangi dini inanca ve hangi dünya görüşüne sahip olursak olalım Kürt halkının çıkarlarını her şeyin önüne koyarsak Kürtlerin çözemeyeceği bir sorun yoktur. Ve Kürt sorunu çözülmeden Ortadoğu’da barışın ve istikrarın gelişemeyeceğini artık herkes biliyor. Bu bakımından Kürt partileri önce parçalar kendi içerisinde ve parçalar arası diyaloğu çok önemsemesi gerekir. Bugün eğer sahipsiz kalmışsak, şimdiye kadar bir devlet sahibi olamamışsak bunun temelinde bu sorunda yatar. Parçalara arası diyaloğun güçlendirilmesi için bir çözümün bulunması gerekiyor.

‘Kürdistan Bölgesi varlığı ile tüm parçaları etkiliyor’

Kürdistan Bölge hükümetinin bu anlamıyla varlığı bile tüm parçaları etkiliyor. Bunu en güzel örneğini Kobanê örneğinde yaşadık. Peşmerge’nin Kobanê’deki Kürtleri savunmasına katılması bütün Kürtleri sevindirmiştir. Ardından referandum, dünyadaki tüm Kürtler referanduma dört elle sarıldılar ve desteklediler. Kürt ve Kürdistan sorunu tüm dünyada canlı bir şekilde tartışılır hale geldi. Bu bile başlı başına büyük bir katkıdır. Psikolojik, mantel bu durum Kürtler için büyük fayda sağlamıştır. Devlet olma yolunda ilerliyor, şimdi de federal bir devlet zaten bu bile çok olumlu yönde etkiliyor.”

Türkiye Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nın yemin törenine katılmasına ilişkin soruyı ise Karakoç, “Çavuşoğlu’nun Kürdistan Bölgesi’ne gelişi kısa vadede İstanbul seçimleri için manevrada olabilir. Çünkü büyük şehirlerde MHP-AK Parti ittifakının kaybetmesi, CHP’nin kazanmasının tek bir nedeni var, Kürt oylarının CHP’ye verilmiş olması. Bunu gördüler. İstanbul gibi herkesin kazanmak istediği -çünkü İstanbul’u kazanan her yeri kazanır deneyimi var- bir seçimde İstanbul’u kazanmanın Kürtlerden geçtiğini herkes biliyor. Son seçimde bu biraz daha netleşti. HDP’nin aday çıkarmaması ve CHP’yi desteklemesi sayesinde AK Parti’den belediye aldı. Bu kısa vadeli seçimleri kazanmak için Kürtlere ihtiyaç var. Bana 1989’daki durumu hatırlattı. 7 tane SHP milletvekili Paris Kürt konferansına dinleyici olarak katıldılar. O zamanın SHP’si 7 milletvekili ihraç edince biz Kürdistan’da bir kampanya başlattık. Herkes kendi kulvarında kendi siyasetini yapması lazım dedik. Biz kendi değerlerimize öne çıkarmayı esas aldık. SHP’nin o zamanki tavrına karşı bizim başlattığımız kampanyalar sayesinde SHP-CHP’nin Kürdistan’daki tüm tabelaları indi. O zaman 1989 şimdi 2019. 30 yıldan buyan SHP daha sonra CHP Kürdistan’da bir tane milletvekili çıkaramadılar. Bir belediye başkanı kazanamadılar. Bunu görüyorlar. Ama bu son seçimlerde bütün büyük şehirleri CHP aldı.

Bunu niçin söylüyorum? Çünkü herkes artık Kürtlerin potansiyelini farkına varmış durumda. Biz kendi potansiyelimizin farkında değiliz. Kürtler organize olabilse kollektif davranabilse, çok şey başarırı. Bugün Türkiye’de Kürtlerin oyunu almayan partilerin iktidar olma şansı yok. CHP bunun en açık örneğidir. Ak Parti Kürtlerin oyları sayesinde iktidardadır. Milli demokratik mücadeledeki kastımız bir halkın ortak refleks ve tavır gösterebilmesidir. Kürtlerin tüm siyasi kurumları içine alan ikinci bir kurum oluşturması gerekiyor” şeklinde değerlendirdi.
Print