2021-04-10
Skip Navigation Links
Destpêk/Anasayfa
Pêwendî/İlişki
Lînk
Skip Navigation Links
Video
Album
Arşîv
 
24 KASIM ÖĞRETMENLER GÜNÜ OLARAK KUTLANMAMALIDIR!
2020-11-24 13:06


Dünyanın büyük bir kısmında 5 Ekim’de, kutlanan öğretmenler günü, öğretmenlik mesleğini yürüten kişileri onurlandırmak için çeşitli etkinliklerle kutlamaların yapıldığı bir gündür.

Türkiye ise, dünyanın tersine, 24 Kasım tarihini “öğretmenler günü” olarak kutlamaktadır.

Hatırlanacağı gibi, 5 Ekim 1966 günü, UNESCO’nun çağırısı ile Paris’te gerçekleşen “Öğretmenlerin Statüsü Hükümetler Arası Özel Konferansı" sona erdi. Konferans sonucunda UNESCO ile ILO (Uluslararası Çalışma Örgütü) tarafından “Öğretmenlerin Statüsü Tavsiyesi” önerisi oybirliği ile kabul edildi. Dünyanın birçok yerinde bu nedenle her yıl 5 Ekim “Uluslararası Öğretmenler Günü” olarak kabul edilmektedir. Türkiye 24 Kasım gününü, bazı Arap ülkeleri ise, 28 Şubat’ı öğretmenler günü olarak kutlamaktadır.

Türkiye’de 24 Kasım’ın öğretmenler günü olarak kutlanması geleneği 12 Eylül faşizminin bir kalıntısıdır. Bilindiği gibi askeri cunta kendini “Atatürkçü” ilan ederek yaptığı her türlü uygulamayı bu ideolojiye uyarlamaya büyük özen göstermişti. Gerekçe olarak da Mustafa Kemal"in, 24 Kasım 1928 günü kendini "Millet Mektepleri’nin Başöğretmeni” olarak atamış olması ileri sürülmüştü. Bu nedenle, resmi ideolojiye uygun olarak, “Atatürk” adı, literatürde “en büyük öğretmen” olarak yerini almış ve tüm ders kitaplarına da bu şekilde geçmişti.

Öğretmenler ve bu sektörde çalışan eğitim emekçileri mesleklerini icra ederken önemli sıkıntılar çekmektedirler. Eğitimde fırsat eşitliğinin olmadığı, herkesin ana dilinde eğitim alamadığı, eğitim programlarının hala “ırkçı-şoven ve asimilasyoncu” içerikten kurtulamadığı eğitimin, üretime yönelik yapılmadığı, eğitim-öğretim giderlerini “sosyal" devletin karşılaması gerekirken ailelerin kendi haline bırakıldığı, paralı ve özel okulların adeta teşvik edildiği, öğretmenlerin büyük ekonomik sıkıntılar çektiği bir sistemde öğretmen ne kadar verimli olabilir, öğrenci ne kadar bilgi ve beceri ile donanabilir?

Bugünkü iktidar geçmişte birkaç yerde üniversitelerde “Kürd Dili ve Edebiyatı” bölümlerini açtı. Buralardan mezun olan yüzlerce öğrenci öğretmen formasyonuna haiz olarak yetişti, ancak atamaları yapılmadı çünkü onlara alan açılmadı, Kürd dili “eğitim-öğretim” dili yapılmadı. Keza okullarda Kürdçe seçmeli ve tercihli olarak okutulacak dendi bu da lafta kaldı. Kürdistan"da bile bu olay gerçekleşmedi. Kuşkusuz ki, Kürdçe eğitimin her aşamasında eğitim dili olmadan, Kürd çocukları kendi ana dillerinde eğitim hakkına kavuşamadan bu sorun çözülmez.

HAK-PAR “Kürd Dili ve Edbiyatı” bölümünden mezun olmuş olan öğretmenlere alan açılması ve bu öğretmenlerin hemen atanması için gerekenin yapılmasını ivedilikle savunur. Belediyeler bünyesinde açılması düşünülen “Kürdçe Dil Kurslarına” öğretmen olacak kişilerin bu kişilerden seçilmesi gerekmektedir.

Hak ve Özgürlükler Partisi / HAK-PAR diyor ki, yiğit, fedakâr ve cefakâr öğretmenlerimizin bu darbe kalıntısı günü kendi günleri olarak kabul etmemeleri gerekir.

HAK-PAR, bilim ve eğitim emekçilerinin en çok yararına olan grevli-toplu iş sözleşmeli sendika hakkının elde edilmesi için öğretmenlerimizin yürüttüğü mücadeleyi haklı bulur ve destekler.

HAKPAR BASIN BÜROSU
Print