2021-01-26
Skip Navigation Links
Destpêk/Anasayfa
Pêwendî/İlişki
Lînk
Skip Navigation Links
Video
Album
Arşîv
 
Asgari Ücret Tespiti Toplu Pazarlık Sistemiyle Yapılmalıdır
2020-12-05 20:14



Asgari ücret tespit komisyonu bu hafta çalışmalarına başlıyor. Bu komisyon 15 kişiden oluşmakta olup, her yılın son ayının ilk haftasında; yeni yılda ülkede 10 milyondan fazla ücretlinin bir yıl boyunca alacağı “asgari ücreti” belirlemektedir. Komisyon, 2021 asgari ücretini belirlemek için toplanıyor.
Ülkede milyonlarca işsizin yansıra bir de kamu ve özel sektörde asgari ücretle çalışan 10 milyondan fazla ücretli var. Bu sayı ailelerle birlikte, toplam ülke nüfusun en az dörtte birinden fazla bir nüfusa denk gelmektedir.
Ne yazık ki bu yirmi beş milyona yakın vatandaşın “asgari” olarak bir yıl boyunca ne kadar ücret alacağına, tespit komisyonunda yer alan 15 kişi karar vermektedir. Asgari ücret tespitindeki ilk adaletsizlik buradan başlamaktadır. Yani 15 kişi 25 milyon kişinin nafakasını tayin etmektedir. Bu kabul edilemez.
Bu nedenle Hak ve Özgürlükler Partisi / HAK-PAR olarak diyoruz ki, asgari ücretin tespiti toplu pazarlık yöntemi ile yapılmalıdır. Tüm çalışanlara genel grev hakkı da dahil Grevli-Toplu İş Sözleşmeli haklar verilmelidir
Şu anda ülkede asgari geçim indirimi de dahil asgari ücret aylık 2.324 liradır. Bu günlük 10 dolar, ya da aylık 220 Evro demektir. Bu oran Yunanistan’da 650, Tunus’ta 350 Almanya’da 1400 Evro’dur. Türk-İş raporlarına göre ise Türkiye’de dört kişilik bir aile bazında aylık “açlık sınırı” 2.500 lira, “yoksulluk sınırı” ise 8.500 liradır. Geçen yılın asgari ücreti döviz kurları ve zam hareketleri altında daha ilk aydan “açlık sınırının” altına indi. Bu demektir ki geçen yıl “asgari ücret tespiti” için bir araya gelen 15 kişilik komisyon bir yıl boyunca ülkedeki 25 milyon kişiyi “açlık sınırı’’ altında bir yaşama mahkum etmiştir. İşte haksızlık buradadır.
Yeni dönemde işçi ve emekçileri tatmin ve memnun edecek, işverenleri de ikna ve razı edecek daha adil ve daha çağdaş bir uzlaşma sağlanmalıdır. İzlenen ekonomik politikalar ülke koşullarına göre reorganize edilmelidir.
Biz Hak ve Özgürlükler Partisi / HAK-PAR olarak bu yıl asgari ücretin en az 3.750 lira olması gerektiğini savunuyoruz. Asgari ücretli vergiden muaf tutulmalıdır. Asgari ücreti en az 3.750 lira olarak belirlemek ülkede iş barışının sağlanması için önemli bir adım olacaktır. Bu durum ülke kaynaklarının bundan böyle verimli bir biçimde değerlendirilmesi durumunda mevcut koşullarda bile imkân dahilindedir.
Belirlenen asgari ücretin döviz ve petroldeki fiyat artışından etkilenmemesi için; yine asgari ücretin artan enflasyon karşısında eriyip gitmemesi için, asgari ücretin döviz ya da enflasyona endekslenmesi gerekir.
Diğer yandan asgari ücretin artışı kayıt dışı ekonomiye yol açmamalı, işten çıkarılmalara vesile olmamalı ve ülke vatandaşlarının vergi yükünü artırmamalıdır. Keza bu artış işveren ve sanayicinin dış piyasalarda rekabet gücünü kırmamalıdır. Asgari ücretin arttırılması ile “sosyal devlet” devreye girerek bu dengeyi kurmalı, işverenlerin asgari ücretten doğan yükümlülüklerine katkı sunmalıdır. Devlet işverenlerin yükümlülüğündeki SGK primini üstlenmelidir. Ekonominin bu iki önemli faktörü arasında denge ve denetimi kurmak devletin görevi olmalıdır.
Bugüne dek izlenen başarısız ekonomik politikalar yüzünden ne yazık ki, ülkede tarım ve sanayi, durma noktasına gelmiş, ekonomi adeta rant ekonomisine dönüşmüştür. Cari açık giderek büyümektedir. Enflasyon önlenemez bir duruma gelmiş ve kontrolden çıkmıştır. Tüm bu nedenlerden ötürü geniş bir yurttaş kitlesinin satın alma gücü günden güne düşmekte, ekonomik hayat her gün biraz daha belirsiz bir noktaya doğru sürüklenmektedir. Ülke bu nedenle giderek yoksullaşmaktadır. Üstüne üstlük bir de Pandemi koşullarında milyonlarca küçük işyeri kapanma noktasına gelmiş, milyonlarca yeni işsiz oluşmuştur.
Kuşkusuz ki ülke kaynakları doğru değerlendirilip, içte ve dışta barışık bir politika izlenirse, emekçiler de dahil; devlet tüm vatandaşları için, refah düzeyi çağdaş koşullarda olan bir yaşamı tesis edebilir. Sorunların çözümü için yürütülen askeri ve güvenlikçi politikalar, büyük bir ekonomik yük getirmesine karşılık sonuçsuz kalmakta ve bu alandaki devasa harcamalar heba olmaktadır. Savaş, silahlanma ve mevcut askeri harcamalar; örneğin ortada hiçbir ciddi tehdit yokken satın alınmak istenen “füze savunma” ekipmanları ülke gelirlerinin belini bükmektedir.
Ekonominin ağır yükü karşısında düze çıkmak adına ülkenin gelir kaynaklarını iç ve dış özel kuruluşların hizmetine heba etmek ekonomiyi dışa bağımlı hale getirmektedir. Uluslararası borsalardan yüksek faiz ve alınan paralar, yükselen kur farkından ötürü iki katına çıkmaktadır. Döviz yükselişini önlemek için merkez bankasının faizlerini arttırması, piyasalara para arzını azaltmakta, devalüasyonu zorlamakta, bu durum, yangını daha da büyümektedir.
HAK-PAR olarak bir kez daha belirtiyoruz, artık eski tarz siyasetle ülke sorunları çözülemez. Daha adil daha, mutlu, daha özgür bir yaşam her vatandaşın hakkıdır. Eşitlik temelinde yeniden bir yapılanma olmadan ülke halkları özgür ve demokratik bir yaşama kavuşamaz, ülkeye huzur, refah ve mutluluk gelemez. 05.12.2020

Latif EPÖZDEMİR
Hak ve Özgürlükler Partisi
(HAK-PAR)
Genel Başkanı

Print