Makale

‘Baris bos, savas hos’ mudur yani?

Biliyorum, ‘baris’ sözü bir klise haline geldi. Ama yine de dalgasi geçilecek bir konu degil. Degeri yoklugunda anlasilacak bir ‘durum’. Aslinda bizim ülkemizde de barisin yoklugunu derinden hisseden insanlar var. Ülkenin bir bölgesi neredeyse otuz yildir ‘savas kosullari’nda yasiyor. Bu süreçte 40 binin üzerinde insanimiz öldü. Anadolu’nun her sehrinde, her kasabasinda artik ‘sehitlik’ler var…

Nedense acilarin yasandigi cografyaya ve yüreklere uzagiz; onlara ‘sürekli’ odaklanamiyoruz. Ancak terör büyük sehirlerde üç-bes can alinca dikkat kesiliyoruz; ‘bombanin patladigi yerde biz de olabilirdik’, ‘eylemin oldugu caddeden yarim saat önce geçmistim’, ‘patlamanin sesi buraya kadar geldi’ muhabbeti çeviririz kaygiyla. Uzaklarda her gün bir iki gencin ölümü ise hayatimizi etkilemez. Duyariz, üzülürüz belki ama, ‘ölüm uzaklarda’ görülür bize, ‘baskalarina’ ait…

Böyle olunca da savasin topyekûn nasil ‘yikici’ bir ‘sey’ oldugunu anlamakta zorlaniriz. ‘Çanakkale’de yüz binler topraga düstü’, ‘Dedem Yemen’den gelmedi’ sözleri dilimizden düsmez ama ne savasi biliriz, ne de barisi…

Barisin olmadigi bir durum insanligimizin, vicdanimizin karardigi anlardir. Savasmanin, yani insan öldürmenin ne demek oldugunu vicdaninda derin yaralar açilan insanlar anlar. Savastan dönenlerin ‘travmalari’ hakkinda binlerce vaka anlatilir. Insanlar biraz da öldürdükleriyle ölürler.

20. yüzyil, iki dünya savasi, birçok devletlerarasi savas ve sayisiz iç savaslarla insanlik tarihinde sayica en büyük insan kayiplarinin verildigi yüzyildir. Birinci Dünya Savasi’nda ölenlerin sayisi 15 milyon. Bunlarin en az yarisi sivil. Ikinci Dünya Savasi daha da kanli; ölenler 60 milyonun üzerinde.

Bu bir dehset tablosu. Baris çalismalarini ve projelerini de tetikleyen bir dehset tablosu. Avrupa Birligi ‘savaslari durdurma’ projelerinden birisi ve en etkilisi. Mekanizmasi da basit; birbirleriyle savasma egiliminde olan ülkelerin ekonomilerini, kurumlarini ve toplumlarini bir araya getir, entegre et, ‘ortakliklar’ kurmalarini sagla; böylece bir ülke kendine zarar vermeden ötekine zarar veremez hale gelsin, dolayisiyla savasa kalkismanin maliyeti, savasin getirisinden yüksek olacaktir. Toplumsal düzeyde birbirlerine baglanmis çikarlar ve kaderler de savasi durduracak fren islevi görecektir.

AB bunu basardi. Bu nedenle de Nobel Baris Ödülü verildi. Içeride ve disarida elestiriliyor bu karar. Kim ne derse desin; 20. yüzyilda iki dünya savasina ev sahipligi yapan bir kitadan Kant’in ‘Ebedi Baris’ projesinin belki de ilk asamasini olusturacak bir yapi insa eden ve evinde savasi uzak tutan bir Avrupa’ya ulasmak baris ödülünü hak ediyor. Ancak, ödül verilmis, verilmemis; hiç fark etmez. Barisi kurmak ve baris içinde yasiyor olmak zaten en büyük ödül.

Öldürmek kolay, baris zor… Tam bir yil önce Radikal’den Orhan Kemal Cengiz ‘Öldürmek’ basligiyla müthis bir yazi yazmisti. Okuyalim:

‘Bir tek saç telini üret desek insanin, herhalde dünyanin en gelismis laboratuvarlarina sormamiz lazim bu isi. Daha ancak geçenlerde nefes borusu ‘üretilebildi’, binbir güçlükle… Kadavradan alip, tonla islemden geçirdiler nefes borusunu. Hâlâ daha bir tek beyin hücresini bile ‘üretemiyoruz’ insanin… Yasatmasi, var etmesi bu kadar zor olan insani, herkes öldürebilir. Mesela, insan saçinin fizyolojik yapisini bin kere anlatsaniz anlayamayacak bir adam, eline silahi alip, nefes borusunu üreten adami alninin ortasindan vurabilir… Hrant Dink’i, onun yazdigi bir tek cümleyi bile anlayamayan bir çocuk öldürmedi mi? Hiçbir seyi var edemeyen bir insan, kâinatin en muhtesem mucizesini, saniyeler içinde bu dünyadan koparip, sonsuza dek yeryüzünden silebilir.’

Kur’an’in hükmü bosa degil elbette: ‘Kim bir kisiyi öldürürse, sanki bütün insanlari öldürmüs gibi olur. Kim de bir adamin hayatini kurtarirsa, bütün insanlarin hayatini kurtarmis gibi olur.’

‘Öldürmek sanati’ olan savas kötüdür. Bunu söylemek için de, evet, herhangi bir ‘Miss Turkey’ kadar zeki olmak yeterlidir.

—————————————————-

Zaman-19 Ekim

Ihsan Dagi

Balkêş e ?
Close
Back to top button