Makale

‘Muhafazakar-dindarlar nasil bu kadar vicdansiz oldu?’

Yazinin basliginda kullandigim soru cümlesi bana ati bir cümle degil.

Muhafazakar-dindar medyada neredeyse her gün bir yazar bu soru basligi altinda bir yazi kaleme aliyor.

‘Mahallenin ne kadar bozuldugunu’, ‘Ahlakin ve vicdanin kayboldugunu’ söyleyip dindar muhafazakar insanlari suçluyorlar.

Bu yazarlara göre mahallede derin bir ahlaki kriz yasaniyor.

Meselenin tuhaf tarafi bu tür serzeniste bulunan yazarlarin neredeyse tamami AK Parti iktidarini yillardir sorgusuz sualsiz destekleyen isimler olmasi.

‘Ne oldu bize?’ ‘Dindarlar nasil bu kadar yozlasti?’ gibi sorular sorarak mahalleyi suçlayan yazarlara bir çift sözüm var:

Bozulan mahalle degil sizsiniz.

Daha dogrusu dindarlarda bir yozlasma, bir vicdansizlik, bir ahlaki çöküs varsa bunun sorumlusu sizsiniz.

Neden mi?

Anlatayim.

Toplumlar bir meseleye dair kanaat edinmek buna bagli olarak bir tutum belirlemek için itibar ettikleri yazarlara, aydinlara, kanaat önderlerine bakarlar.

Çünkü yazarlar, aydinlar, kanaat önderleri toplumlarin pusulasidir.

Bu nedenle sizin yazdiklariniz, söyledikleriniz, aldiginiz tavir o insanlarin da bir tutum belirlemesini sagladi.

Mahallede bir bozulma varsa o bozulma sizin ‘Iktidari korumak için her sey mubah’ anlayisina teslim olmanizla basladi.

Yani ‘Aman iktidari kaybetmeyelim’ endisesiyle iktidarin yaptigi haksizliklari, hukuksuzluklari, yolsuzluklari, kabaliklari görmezden gelmenizle dahasi önemsiz göstermenizle basladi.

Ekran ekran dolasip sabah aksam bu insanlara ‘Böyle küçük sorunlar önemli degil esas olan iktidari korumaktir’ vaazi verdiniz.

Her gün köse yazilarinizda insanlara ”küçük sorunlarla ugrasmamayi, büyük resme bakmayi’ ögütlediniz.

Mesela Ergenekon- Balyoz davalarinda yapilan haksizliklari, kurulan kumpaslari bildiginiz halde ‘Vesayetle mücadele ediyoruz, olur böyle seyler’ diyerek insanlarin haksizligi mesele etmemesini sagladiniz.

Mesela 17/25 Aralik’ta ortaya dökülen korkunç yolsuzluk iddialari üzerine tek bir söz söylemeyip meselenin darbe kismini dilinize doladiniz.

Bu da yetmedi ‘Yolsuzluk hirsizlik degildir’ fetvasi vererek o insanlara esas olan iktidarda kalmaktir, yolsuzluklar teferruattir anlayisini benimsettiniz.

Bir basbakanin seçim meydanlarinda evladini kaybetmis acili bir anneyi yuhalatmasi gibi korkunç bir davranisi iktidar mücadelesi olarak gösterdiniz ve toplumun da buna inanmasini sagladiniz.

Bu ülkenin evladi gençlerin Gezi ile baslayan hakli isyanini iktidara karsi dis kaynakli bir baskaldiri olarak gösterdiniz.

O çocuklari din düsmani göstermek için uydurulan Kabatas yalanini, gerçegi bildiginiz halde hiçbir mahcubiyet duymadan inatla sürdürdünüz.

Ensar Vakfi’nda çocuklara tecavüz gibi korkunç bir rezalet patladiginda bile mahallenin çikarini, iktidarini korumak adina vahim durumu görmezden gelmek gerektigini söylediniz.

Dahasi muhaliflerinizi kast ederek ‘Onlar daha mi temiz, olur böyle bireysel vakalar’ diyerek meseleyi siradan, normal bir olaymis gibi gösterdiniz.

Demokrasi katledildi sustunuz. Hukuk ayaklar altina alindi ‘Olur böyle seyler’ dediniz, kurumlar, degerler birer birer yok edilip ‘tek adam’ rejimi kurulurken bunu topluma büyük bir devrim olarak sundunuz.

Yani demek istedigim ekran ekran dolasip esas olanin iktidari korumak, mahallenin yararini gözetmek oldugunu anlatarak insanlari bu sakat anlayisa çektiniz.

Iktidari koruma adina yolsuzluklari, hukuksuzluklari, haksizliklari görmezden gelmeyi o kadar çok vurguladiniz, ‘üst akil’ saçmaligini o kadar çok tekrarladiniz ki insanlar size inanip iktidari kaybetme endisesiyle akil almaz haksizliklara bile duyarsiz hale geldi.

Yani dindar-muhafazakar dediginiz insanlar size güvendi ve sizin dediklerinizi yapti.

Kisisel çikarlariniz için bu güveni istismar ettiniz.

Mahalle çikarini ülke yararindan daha önemli gördünüz ve bu anlayisinizi topluma da yerlestirdiniz.

Ülkemiz daha iyi olsun diye, umutla bu iktidara destek olan tertemiz Anadolu insanini kandirdiniz, yanlisa sürüklediniz.

Daha vahim olani ise bütün bunlari mahalle yararini gözetiyoruz algisi yayarak küçük çikarlarinizi korumak için yaptiniz.

Yani bilerek çarpittiniz, bilerek yanilttiniz.

Peki neye dayanarak böyle agir bir suçlamada bulunuyorum?

Anlatayim.

Hepimiz birbirimizi taniyoruz.

Oturduk, konustuk, dertlestik, arkadaslik yaptik.

Hanginizin hangi konuda, hangi saikle tavir belirledigini hepimiz biliyoruz.

Mesela bugünlerde ‘Dindar mahalle nasil bu kadar bozuldu’diye yazilar yazan içinizden birine birkaç yil önce ‘Bütün bu yolsuzluklari, haksizliklari nasil göremezsin, iktidari savunan yazilari nasil yazarsin?’ dedigimde ‘Evimin taksiti var su anda issiz kalmayi göze alamam’ demisti.

Bugünlerde ‘Mahallede çok büyük sancilar var, büyük çürüme var’ diye sizlanan bir baska yazara 3 yil önce ‘Bu yolsuzluklari nasil görmezden geliyorsun, nasil içine sindiriyorsun?’ diye sordugumda ‘Ne yapalim su anda bunlari yazacak durumda degiliz’ deyip ertesi gün yazisinda bana ‘Erdogan düsmani’yaftasi yapistirmisti.

Ikili sohbette bana ‘Erdogan ülkeyi de mahalleyi de mahvetti’diyen biri iki gün sonra ‘Erdogan’a kalkar eller karsisinda bizi bulur’ seklinde açiklama yapmisti.

Zihnimde geçmise dayali böyle onlarca örnek var.

Bugünlerde bütün suçu dindar muhafazakar mahalleye atip, demokrasi, hukuk, özgürlük havarisi kesilen yazarlarla ilgili hatiralar bunlar.

Bütün bunlari bildigim için ‘Mahalleyi kandirdiniz, bile bile yanilttiniz’ diyebiliyorum.

Amacim sizi suçlamak, mahkum etmek degil.

Neden oldugunuz yikimin sorumlulugunu kendinizde görmenizi saglamaya çalisiyorum.

Mahallede bir çürümüslük, bir vicdansizlik, bir ahlaki zafiyet varsa bunun kaynaginin sizin söz ve davranislariniz oldugunu görmeniz gerekiyor.

Mahalleyi suçlayarak bir yere varmazsiniz.

Kendinizle köklü, derin bir hesaplasmaya ihtiyaciniz var.

Mahalle çikarini ülke yarari üstünde gören anlayisiniza, dindarligi ahlak zanneden yaklasiminiza, demokrasi, hukuk, esitlik, özgürlük gibi degerlere yeterince kiymet vermemenize ve buna neyin kaynaklik ettigine, zihninizdeki ‘biz ve onlar’ayrimina, ahlaki zafiyetin nereden kaynaklandigina, hangi saikle ülkeyi yikima götüren sürecin bir parçasi oldugunuza dönük derin bir hesaplasmaya ihtiyaciniz var.

Böyle bir hesaplasma içine girmeden bütün suçu cennet vaat edip cehenneme sürüklediginiz, ‘Büyük Türkiye oluyoruz”medeniyet kuruyoruz’ diye umutlandirip tanzim satis magazalari önünde kuyruga mahkum ettiginiz, tavsiyelerinizle, önerilerinizle ülkesini korudugunu sanarak büyük bir yikimin ortagi yaptiginiz o insanlarin üstüne atarak isin içinden çikamazsiniz.

Onlarin bir suçu varsa size inanmak, size güvenmek oldu.

————————————————————

Diken-6-3-2019

Levent Gültekin

Back to top button