‘Boru Pasa’ Tutuklandi, Darisi Netekim Pasa´ya
Iki yillik Genelkurmay Baskanligi döneminde kirdigi potlarin dökümünü yapmaga kalkarsak bu yazinin bütününü hiç bir yorum katmadan ona ayirmak zorunda kaliriz. Ama hiç kuskusuz devirdigi çamlardan ikisi adeta onun adiyla anilir oldu. Bunlardan biri, Internet Andici’ olarak bilinen, hazirlayan ve imzalayanlarin mahkemede onun adini vererek itiraf etmek zorunda kaldiklari belge için kagit parçasi’ demesi, bir digeri de Poyrazköy´de çikan lav silahini kameralara dogru kaldirip hepimizin akliyla alay edercesine boru’ olarak adlandirmasi
Bay Boru´yu dinlerken bu ülkede bunun `boru´ mu yoksa TSK´nin deposundan çalinmis ve ülkeyi darbe ve kaos ortamina sürüklemek için kimbilir kaç masumun canini yakacak, kimbilir nerede ve kimbilir hangi olayda kullanilacak olan bir lav silahi mi oldugunu soracak bir savci yok mu acaba?’ diyenimiz herhalde çok olmustur.
Ve nihayet, ancak 1,5 yil sonra bir savci, önemli bir karara imza atarak bizzat General Basbug´un mahkemedeki ifadesiyle tarihe bir not düserek’ karanlik bir döneme açilan büyük kapilardan birini daha araladi.
Simdi tarihe bir baska not daha düsülerek’ açilan bu kapidan biraz daha gerilere, bizim kusagin gençliginin ve geleceginin karartildigi yillara kadar gidilmesini de bekliyoruz.
Buna elbette hakkimiz var!
Zira bir kisminiz gibi ben de yasi büyütülerek asilan çocuklarin kusagindan geliyorum. Sira arkadaslarimizin, okul arkadaslarimizin, sokak arkadaslarimizin hatta (yasi bizden daha da küçük olanlarimiz için) oyun arkadaslarimizin bir bölümü,12 Eylülden sonra düzene sokulan’ Mamak´in, Metris´in, Diyarbakir 5 Nolu´nun bir kapisindan girdi ve o kapidan bir daha sag çikmadi. Çikabilenlerin bir kisminin yasami çok kisa sürdü. Yasayabilenler ise yasadiklarinin’ bedenlerinde ve ruhlarinda yarattigi derin izlerin agir yükünü bugün bile tasimak zorundalar.
Çogu suçsuzdu bu insanlarin. Bir kismi ise Poyrazköy´e gömülen borulardan’ çikan mermilerle ya suçlu’ duruma düsürülmüstü ya da kurban! Bay Evren´in ifadesiyle müdahaleyi hakli kilacak sartlarin biraz daha olgunlasmasi için ’
Salt bu yüzden bile olsa tarihe gerçekten bir not düsülürken’ dünkü olaylari gölgelemeden bu tarihin önemli bir kirilma noktasi olan darbelere kadar gidilmeli, `henüz vakit varken´ sorumlulari yargilanmalidir.
Bunlarin hala bu ülkede zafer kazanmis komutan edasiyla dolasiyor olmalari zoruma gitse de her seyden önce bu ülke için utanç verici bir sey bu. Çünkü onlar en çok da bu ülkeye ve yurttaslarina karsi islediler bu suçlari.
Neredeyse 100 yasina gelmis insanlardan hesap sorulsa ne olur’ diyenler de az degil. Bunu hiç kimsenin, ama hiç kimsenin darbelerin magduru olmus ve onun neden oldugu travmayi yasayan insanlar adina söylemeye hakki yok!
Elbette yürümekte dahi zorlanan insanlari, hayatinin son günlerini demir parmakliklar ardinda görmek degil amacimiz. Ama çogu genç onbinlerce insanin, karanlik ve soguk hücrelerde iskencelerle karartilan hayatlarinin adalet adina bir karsiligi olacaksa, elbette o da olmali.
Daha da önemlisi bir anlayis, bir dönem yargilanarak bir daha asla açilmamak üzere kapanmali, magdurlarina tazminat ödenmeli, özür dilenmelidir. Bu devleti kirlerinden ve günahlarindan gerçekten arindirmak istiyorsak
Bir dönemi kapatirken sorumlulari, bu ülkeye hizmetleri dokunan kahramanlar olarak degil, darbe ve iskenceden sorumlu, insanliga karsi suç islemis kisiler olarak anilmalidir.
Mezar taslarinda ne yazacaginin benim için hiç de önemi yok.
Ama böyleleri için aklima gelen ilk sey, Kazak Abdal ve onun o meshur dörtlügü:
Münkir munafigin soyu
Yikti harap etti köyü
Ölüsüne bir tas suyu
Dökenin de avradini
’
Ziya Laçin