‘Durum devam ediyor’

Teknik anlamda kanitlanmadigi halde, Kasikçi’nin Konsolosluk’ta öldürüldügü konusunda herkes olayin böyle geçtigine inanmis görünüyor. Kanit bulunduguna dair söylenenler, ima edilenler de var (‘ses kaydi’na kadar) ama herhalde anlasilir nedenlerle, henüz resmen açiklanmis bir sey yok. Öldürüldügü bir olguysa, girdigi yerden çikmadigina göre cesedinin ne oldugu kendini hemen duyuran bir merak konusu. Bunun akla getirdigi ihtimaller de mide bulantisi dozunu adamakilli yükseltiyor.
Orta Dogu’da ne, niçin olur, anlamasi epey zordur. Zaten ‘anlamak’ aklî bir islem gerektiriyor; oysa dünyanin bu yöresinde olan seyler ya ‘akli’ degil ya da bizim bildigimizden epey farkli isleyen bir aklin ürünü.
Kanit (henüz) yoksa da, bunun bir cinayet oldugundan kimsenin süphesi yok, demistim. ‘Cinayet’se veliaht Muhammed Bin Salman’in bilgisi disinda bir olay olabilecegine inanan kimse de yok. Nitekim olayda adi geçen kisilerden bazilarinin Veliaht’la iliskilerinin yakinligi biliniyor ve yaziliyor.
Veliaht Suudi Arabistan’da yenilesmeyi, dünyaya açilmayi v.b. temsil eden kisi. Simdiye kadar dünyadan da bu özelligi nedeniyle alkis almis biri. Cemal Kasikçi da bunlari alkislayanlardan biri. Öyleyse?..
Veliaht’in bu modernlesme sürecinde simdiye kadar gösterdigi en büyük basari, kadinlarin yanlarinda bir erkek olmaksizin otomobil kullanmalarini serbest birakmasi! Bu Arabistan gibi bir yerde, ‘modernlesme’ falan gibi islere kalkistigimizda, nereden baslamak durumunda oldugumuzu gösteriyor. Kasikçi da, girisimin isabetini alkislarken, degisimin hizini ve özellikle üslubunu elestiriyor. Iste size paradoks; koca Veliaht, memleketi demokratiklestirecek degisiklikler yapmaya karar vermis, yapmaya baslamis bile; sen kimsin, ne haddine hanedanin Veliaht’ini elestirirsin? Üstelik Veliaht sana ‘gel ülkene , uslu edepli yazilar yaz’ demis, davette bulunmus. Sen gelmeyecegini söylemissin ‘yani etki alaninin disinda durup elestirmeye devam edecegini bildirmissin!
Peki, Kasikçi’nin ‘demokrasi’ anlayisi nerede basliyor, nerede bitiyor? Cemal Kasikçi epey bir süredir Müslüman Kardesler örgütünün görüs ve tavirlarina yakin bir kisi (New York Times’da Hubbard ve Kirkpatrick imzasiyla çikan yazidan epey bilgi edinmek mümkün -16 Ekim Sali günkü sayisinda-) Afganistan faciasi baslarken Usame Bin Ladin’le tanismis ve onu çok sevmis ama Usame Islami teröre baslamaya karar verince aralari açilmis. Belli ki, Kasikçi Bati’ya da fazla sevgi duymuyor.
Yani, Kasikçi öyle ‘ya ak ya kara’ bir adam degil. Onu tanimlamak için ne söylerseniz (örnegin ‘Islamcidir’ dediniz) hemen arkasina bir ‘ama’ getirmeniz ve birkaç ‘kayd-i itirazi’ saymaniz gerekiyor. Aslinda bu da Orta Dogu’ya özgü bir karakteristik. Burada Cemal Kasikçi’ya benzeyen çok kisi var. Öyle çok kisi olmasina ragmen, ‘ya aktir, ya karadir, ortasi olmaz, karsimi olmaz’ ideolojisi egemen ideolojidir. Bireyler, hiç degilse bazilari, ‘öyle de olabilir, böyle de olabilir’ dese dahi, fiili iktidarlar isi kendi yarattiklari kati kurallardan vazgeçmezler.
Örnegin Suudi Arabistan Müslüman bir devlettir. Misir’in da resmi dini Islam’dir. Ama bu iki ülke birbirinden epey farklidir. Çünkü Islam dinini yorumlamalari farklidir. Arabistan Vahabi’dir. Kuruldugu günden bugüne Suudi Arabistan’in ‘kariyer’ine baktigimizda bunun nasil bir yorum oldugunu anlarsiniz. Öte yandan, Müslüman Kardesler Islamiyet yorumundan da ayrilir. Ama söz konusu ‘birikim’lerin hiçbiri Islam’in farkli yorumlari olabilecegini kabul etmez. Fiili, somut gerçeklik düzeyinde baska türlüsü mümkün olmayacagi için bunun böyle oldugunu de factokabul etmistir. Ama teorik, ideolojik düzeyde kabul etmez. Mümkün olan tek yorum vardir, bu da onun uyguladigi yorumdur.
Resmi düzeyde her sey mutlakiyetçi bir yaklasimla bir yerlere yerlestirilirken bireysel düzeyde de Cemal Kasikçi gibi ‘kurala uymayan’ ya da bir disipline bütünüyle teslim olmayan bireylerin çikisi nasil açiklanir? Bu aslinda ideolojilerin mutlaklastirildigi her yerde olabilir ama Orta Dogu’da daha çok olur. Çünkü burada, bölge içinde ‘tartisilmaz dogru’ olarak kabul edilmis, (‘ettirilmis’) seyler dünyanin birtakim belirleyici yönelislerine ters düsmektedir. Kasikçi bu ‘arada kalmislik’in da tipik bir ürünüdür.
Görüldügü gibi, Orta Dogu’nun bugün vardigi nokta da, ‘gamali ideoloji’, ‘amali ideolojiyi’ yok etti.
Riyad’da hazirliklari süren toplantiya katilacaklarin birer birer ‘Ben gelmiyorum’ haberi göndermeleri, dis dünyanin bu olaya nasil baktigini gösteriyor. Suudi Arabistan birtakim biçimsel ‘kabul edilebilirlik’ çerçevelerini de parçaladi. Suudi Arabistan bildigimiz Suudi Arabistan Kasikçi öldürülünce mi anlamak gerekir, Riyad’a gitmenin yakisik almayacagi?
Ama öyle oluyor çünkü Suudi Arabistan ayni zamanda zengin. ‘Zengin’ deyince de akan sularin hiç degilse bazilari akmaktan vazgeçiyor.
Nitekim ilk sinyallerden biti Trump’tan geldi. Silah satisina devam. Su kadar milyona satmamak, Amerika’ya zarar verir. Git gide yayilan yeni ‘ahlak’ sisteminde ‘Amerika’ya zarar’ gibi bir söz her seyi biçimlendirebiliyor; hirsizla ugursuzla is tutabilirsiniz, tek Amerika’ya zarar gelmesin.
Üstüne üstlük, Veliaht iyi bir adam: Bakin onun sayesinde kadinlar otomobil sürüyor.
George W. Bush ‘rogue state’ tamlamasini icat etmisti. Amerika’nin (ve Baskani’nin) hosuna gitmeyen ülkeler ‘rogue’ oluyor, onlar ‘rogue’ (haydut) olunca da Amerika’nin dünyanin yüce adalet divani rolüne girerek onlari cezalandirmasi mesruiyet kazaniyordu. Simdi Trump, ‘rogue killer’ diye bir deyim icat etti. Bunlar kendisini ‘rogue’ olmayan bir devletin içinde yer bulmus kötü niyetli adamlar ve kendi kafalarina göre davranabiliyorlar. Böylece Trump, Arabistan’a bu zor zamanda (bu kadar zorlasacagi anlasilan hesaplanmamisti) bir can simidi atiyor. Hani o dolap kapisi açan, etajer sürgüsü çeken konsolos vardi, onun gibi birkaç kisiyi suçlu ilan edin de siz aradan siyrilin demeye çalisiyor.
‘Buna kim inanir’ diyebilirsiniz. Haklisiniz ama basindan buna ikna olmaya hazir olanlar inanir.-
T24- 20 Ekim ‘018
Murat Belge