Makale

‘Bir rüyam (hayalim) var’ ve Anilar 4

Tesadüf mü yoksa yasamin akisi mi bilemem ama Kek Kemal Burkay’in 3. ve 4. cilt anilari Avusturya’da korona salginindan kaynakli, evde kal‚zamanina denk geldigi için okuma firsatini buldum.

Arasira kitapçilara ugriyarak okumak istedigim birkaç kitap alir, zaman buldukça okurum. Bazi kitaplari okumaya basladiginda sayfalarin içine kayb olursun, bir an önce bitirmek istersin, bazilarini da yarida birakirsin, ya dili agir yada empati kuramazsin.

Bir çirpida okudugum kitaplardan biri de 1968 yilinda öldürülen Amerika’li insan haklari savuncusu, pasifist papaz Martin Luther King’in ‘Bir rüyam var’ adli eseriydi. Sidetsiz ama ölümüne direngen, davasina sadik mücadele eden bir karakter, rüyasi ise çok saf, adil insana yarasir, ayrimciligin yasanmadigi, demokratik, çogulcu bir hukuk sisteminde birlikte yasamak.

Kivilcim : 1955’te Rosa Parks adindaki siyahi bir bayan otobüsebiner ve bir bos koltuga oturur. Beyaz bir Amerika’li koltuktan kalkip kendisine yer vermesini emreder, fakat bayan aldiris etmez. (o dönemde beyazlar ve siyahlarin ayni bölumde olmalari yasak , bir beyaz otobüse bindiginde siyah koltugundan kalkip beyaz Amerikaliya yer vermek zorundaymis) söför de kadinin kalkmasini ister.Polis çagrilir ve bayan tutklanir. Bu kadinin örnek davranisi boykota dönüsür hatta otobüslere binmeme boykotuna kadar varir ve kivilcim yayilir.

Yönetimi ellerinden tutan beyazlarin siyahlara yaptigi eziyetlerin, asagilanmalarin, zülümlerin, artik çekilmez hal aldigini, buna karsi daörgütlü mücadele edilmesini öngören M. Luther King’in siddetsiz mücadelede israri yöneticileri zora sokar. Bu nedenledir ki her türlü entrikalarla çalismalari engellenir,içten bölüp bir kismi siddete yönlerdirilir, dahasi M. L. King’e defalarca suikast düzenlenir ve 4 Nisan 1968 öldürülür.

Rüyasi 2009’da Obama’nin 44. baskan seçilmesi ve 2013 Wasington’da heykeli dikilerek devam etmekte…

Ezilenlerin hikayeleri dünyanin neresinde olursa olsun birbirin benzer…

Kek Kemal Burkay’in anilarinin 3. cildi ile ilgili bir yazi yazmistim. 4. Cildin tamaminda olmasa da, çogunda Viyana bölgesinde bir grup arkasla aktiv oldugumuz dönemi kapsiyor. Kürt siyasetinin doruga çiktigi, Öcalan’in yakalanmasinin yansimalari, kirli savasin tirmandirildigi ve dezinformasyon kampanyalarin oldugu dönemlerde verilen mücadeleyi belgeleriyle derli toplu aktariyor.

Okumak ve anlamak bazen mahallemizde zor olsa da, okunmasi gereken bir eser. Kendimce bazi notlar alarak yorumdan ziyade sorular, eksiklerimiz, kisir politik takintilarimiz, suçluyu baska yerlerde arama çabalarimiz ve öngörülü politikadan nasibini alamiyan kadrolarin hantaligi…

Bilgi kirliligi ile donanmis topluluklarda temiz siyaset, demokratik yasam ve davranis biçimlerinin kök salmasi zor. Böyle bir mücadele biçimi sabir, öngörü davaya sadakat gerektirir. Örgütlü çalismalardan yorulan, dökülen ve dönenlere sik sik rastlanilir. Bu da mücadeleyi yavaslatan nedenlerin baslicasidir.

Irkçilik, talan, zülüm, yikim ve yalan bilgi ile donanmis devlet ve kurumlari esir alinmis toplum, kitabin suç teskil edildigi ve okunmadigi (çok) diyarlarda, edebi yani agir basan bir siyasetçinin,ailesi de dahil yoldaslari( istisnalar hariç) ve kendi toplumunda istenilen düzeyde anlasilmamasi dogal mi veya adil mi?. Çok zorlu bir mücadele biçimi, ama böyledir.

Kendi deyimiyle, ‘belki biraz kirginim, ama asla pisman degilim…’ Gereken cevap bence verilmistir.

Böylesi toplumlarda temiz toplum insa edilir mi? Kirli ekonomik iliskiler aginda diplomasi nasil yürütülmeli?

Hem cografik, ekonomik hem de siyasi olarak paramparça edilmis kürt halkinin birlik çalismalarina istenilen destegin verilmemesi etkenmidir? Bu ugurda verilen emekler kendi örgütsel çallismalarimiza aktarilsaydi daha verimli sonuçlar alinabilinir miydi?

Genelgelerde ön görülen çalismalarin yeterince uygulanmamasinin baslica nedeni ise kanimca davasinin cidiyetini anlamayan kadrolarin (özverili arkaslarimizin disinda) çogunun eksikliginin sonuçlariydi, bende dahil.

Kürt dinamizminin yanlis ve zamansiz eylemlere süreklenmesinin ve pasifize edilmesinin önüne nasil geçilir? Platon un deyimiyle ‘siyaseti filozoflar yapmali’ mi ? Bence de edebiyat dersini geçemiyenler siyasete alinmasinlar diye bir kural olsa fena olmaz.

Bütün bu zorluklara,eksikliklere, yanlislara ve yetmezliklere ragmen, yine Kek Kemal Burkay’in deyimi ile ‘ Sözde bitmemeli, çaba da’; taki ki rüyamiz veya hayalimiz (özgür, demokratik, sosyal, bagimsiz, federatif Kürdistan) gerçeklesene kadar…

Metin Can

Back to top button