Makale

1 Kasim’da bizi neler bekliyor?[[/

Nazli ILICAK

Kamuoyu arastirmalari çogunlukla AK Parti’yi yüzde 40’in üzerinde gösteriyor. Meselâ, 30 Eylül’de açiklanan KONDA arastirmasina göre, AK Parti yüzde 41.7, CHP yüzde 24.8, MHP yüzde 16.4, HDP yüzde 12.3.

Metropoll’ün yeni tamamlanan kamuoyu arastirmasinin sonuçlari da KONDA ile uyumlu. (Yalniz her iki arastirmanin da Ankara katliaminin öncesini kapsadigini unutmayalim.) Metropoll’e göre, AK Parti yüzde 42.5, CHP yüzde 26, MHP yüzde 16, HDP yüzde 13.

Metropoll Arastirma’nin sahibi Özer Sencar ile görüstüm. Özellikle, 7 Haziran’dan beri cereyan eden bunca olumsuzluga ragmen hâlâ AK Parti’nin oyunun yüzde 40’in altina niçin inmedigini sordum.
Sencar, AK Parti’nin yüzde 38-39 civarinda Tayyip Erdogan ne derse inanan, saglam ve partiye bagimli bir kitlesi oldugunu söyledi. ‘O kitleden seçmen koparabilmek için, etkili politika yürüten yeterli bir alternatif görünmüyor’
dedi. Sencar, düsmek bir yana 7 Haziran’dan sonraki 2 puana yakin artisi ise AK Parti ders alsin diye sandiga gitmeyen ama bu defa AK Parti’ye oy verecek seçmen kitlesine bagladi.

Ankara katliaminin sonuca nasil tesir edecegini bilmiyoruz. HDP’nin ISID cinayetindeki magduriyeti ve AK Parti’nin terör meselesindeki ihmali ortada. Bu tablonun, mantiken seçim sandigina AK Parti açisindan olumsuz yansimasi gerekiyor ama burasi Türkiye; seçmen manipülatif algilara açik.
Dolayisiyla AK Parti’nin yüzde 40’in üzerinde kalmasi kuvvetle muhtemel. Fakat buna ragmen, HDP baraji astigi için, AKP’nin milletvekili sayisi asagi yukari sabit kaliyor. Ihtiyaç duydugu 276’ya ulasamiyor. Metropoll Arastirma, AK Parti’nin milletvekili sayisini 261 olarak verdi. Demek sandiktan bir koalisyon çikacak. Muhtemelen AK Parti-CHP koalisyonu kurulacak.

Bu, Türkiye’nin son sansi. Hepimizi, her halükârda zor günler bekliyor. AK Parti’nin tek basina iktidari nihayete erse dahi, bir anda etraf süt liman olacak sanmayin. Taslar o kadar yerinden oynatildi ki, yaralarin sarilmasi, Türkiye’nin istikrar kazanmasi bir hayli zaman alacak.

Çok ufak bir ihtimal olmakla birlikte AK Parti, 276 milletvekilligiyle salt çogunlugu yakalarsa, zulüm ve adaletsizlik devam edecek ve hepimiz duvara toslayacagiz. Herkes, keyfilige dayanan böyle bir sistemin sonsuza kadar devam edemeyecegini bilsin. Artik iç savas mi çikar? Asker müdahale mi eder? Kestiremiyorum… Ve bundan dolayi çok korkuyorum.

‘Diktatör’ sorusu

Tayyip Erdogan’in lüks ve ihtisam düskünlügü, gelismis ülkelerin devlet ve hükümet baskanlari arasinda istihza konusu oluyor. Türkiye’yi ziyarete gelen Finlandiya Cumhurbaskani’nin sözleri:
‘Resimlerini gördüm. Umarim kaybolmam. Binden fazla odasi oldugunu okudum. Belki yanimda pusula tasiyabilirim.’

Yabanci bir gazeteci, Tayyip Erdogan’a, Finlandiya Cumhurbaskani’nin huzurunda, ‘Sizden korkuyorlar. Size diktatör diyorlar. Dogru mu bu’ .’ diye sormaz mi!!!

Tayyip Erdogan klasik cevabini verdi: ‘Diktatör olsam bana bu soruyu soramazsiniz’ dedi.

Zaten Türkiye’de kimse yüzüne karsi o soruyu soramiyor. Bu soruyu soracak olanlar,
Cumhurbaskani’nin huzuruna çikarilmiyor; toplantilarina alinmiyor; canli yayinlara katilamiyorlar. Siki bir akreditasyon uygulamasi var.

Keske Erdogan, ‘Niye bana diktatör diyorlar’ diye bir düsünse… ‘AK Parti düsmanligi, Israil komplosu, Faiz Lobisi’nin etkisi vs.’ diye sebep üretebilirsiniz… Peki niçin bundan önceki cumhurbaskanlari böyle bir suçlamayla karsilasmamislardi? Yoksa onlarin hepsi, Israil’in, sermayenin, dis güçlerin adamlari miydi? Sadece Erdogan mi ülkesini seviyor? Sevse, vicdaninin sesini duymaya çalisirdi. Belki o zaman, neden bu sorularin muhatabi oldugunun cevabini da bulurdu.

Kim sorumlu?

ABD’de 3 Müslüman gencin öldürülmesinin ardindan, Tayyip Erdogan, Obama’ya söyle seslenmisti:
‘Ben, Sayin Obama’ya sesleniyorum, ‘Neredesin Baskan’ diyorum. Disisleri Bakani’na, Biden’e sesleniyorum, ‘Neredesiniz’ diyorum. Biz siyasiler, ülkemizde islenen cinayetlerden sorumluyuz. Tavrimizi ortaya koymak zorundayiz. Çünkü halk size oylarini verirken ‘Benim can güvenligimi, mal güvenligimi saglayacaksin’ diye veriyor. Eger siz, bu tür bir olay karsisinda sessiz kalirsaniz dünya da size her zaman sessiz kalacaktir.’

Ankara’daki büyük faciadan sonra, Erdogan günlerce sessiz kaldi. Finlandiya Cumhurbaskani’nin ziyareti dolayisiyla ilk defa ortaya çikinca da istifa taleplerini ‘lüzumsuz’ olarak degerlendirdi. ‘Biz devlet yönetiyoruz, insaniz… Hepimizin hatasi olabilir’ diye konustu. Neredeyse, ‘Ülke yönetmenin fitratinda var bu’ diyecekti.

100 cana mal olsa da hata deyip geçecek miyiz?

Ona Obama’ya sarf ettigi sözleri tekrarlamakla yetiniyorum: ‘Siz siyasiler, ülkenizde islenen cinayetlerden sorumlusunuz. Çünkü halk size oylarini verirken, ‘Benim can güvenligimi, mal güvenligimi saglayacaksin’ diye veriyor.’

PKK-ISID isbirligi!!!

97 vatandasimizin ölümüyle neticelenen ve ardinda büyük aci birakan Ankara’daki canli bomba olayini, PKK’ya yükleme çabalarina rastliyoruz. Bunun için, ‘Dinebereday (@DrBereday)’ isimli bir hesaptan yararlanmaya çalisiyorlar. Olaydan bir gün önce, gece yarisi bu hesaptan ‘Bomba Ankara’da patlayacak’ diye bir tweet atilmisti. Bu hesabin IP numaralarina ulasilmis ve 2 kisi gözaltina alinmis. O 2 kisinin PKK’li oldugu ileri sürülüyor. Oysa bu hesap sahibinin kimligi hakkinda birçok açiklama yapildi. AKTrollerin, ‘PKK’li’ iddialarina karsi, ‘Balikçi’ lâkabiyla ünlü MIT’çi Ilhami Isik tweetler atti. Bu kisinin 6-8 Ekim Kobanê olaylarinda çok agir bir dille Selahattin Demirtas’i elestirdigini, hatta olaylara Vandalizm’den esinlenerek, ‘vahsizm’ adini taktigini söyledi. Ilhami Isik, ‘Adalet pesindeyiz, hak ve dogruluk pesindeyiz’ diyenlere Twitter’da su cevabi vermisti: ‘Sen adalet degil, pislik pesindesin. Onun, doktor, PKK karsiti ve eski DDKD (Devrimci Demokrat Kürt Dernegi) üyesi oldugunu bilerek yapiyorsun.’

Ilhami Isik’in bu açiklamalari üzerine, Twitter’da gündeme tasinan ‘@DrBereday hesabinin HDP medya sorumlusuna ait oldugu’ iddialari çökmüstü.

Ama simdi görüyorum ki ayni çabalar devam ediyor. Katliamda sol görüslü, Alevi ya da HDP’ye yakin birçok kisi hayatini kaybetti. Zaten, canli bombanin ISID’çi ve Suruç katliaminin sorumlusu Abdurrahman Alagöz’ün agabeyi Yunus Emre Alagöz oldugu da ortaya çikti. Ortada hükümetin büyük bir ihmali var. Simdi belli ki yeni bir tartisma baslatmak istiyorlar. Yolsuzluk konusunda kendi tabanlarini ‘Bu bir darbe’
masalina nasil inandirdilarsa, ‘PKK-ISID isbirligi’gibi mantiga ters düsen bir iddiayi dile getirerek gene kandirmaya hazirlaniyorlar. Suriye’de ISID’e karsi mücadele veren en büyük güç PYD. Bu iki düsman kardes PYD ve ISID, Türkiye’de dost olup, canli bomba mi patlattilar?

Karartma çabalarina karsi uyanik olmaliyiz.
——————————————
Bugün-15 Ekim

Nazli Ilicak

Back to top button