12 Eylül davasi, darbe ve adalet
Dün herkesin karar verilmesini ve Kenan Evren ve Tahsin Sahinkaya’nin mahkûm edilmesini bekledigi 12 Eylül darbesi davasi, gece yarisi çikarilan bir yasa ile Özel Yetkili Mahkemelerin kaldirilmasiyla olusan belirsizlik sonucunda 12 Mart tarihine ertelendi. Bu tarihe kadar muhtemelen yasa yayinlanarak yürürlüge girmis olacak ve su anda 12 Eylül davasina bakan mahkeme yetkisiz hale gelecek. Milyonlarca insanin hayatina mal olmus, bu ülke tarihinin en kanli darbesinin bas sorumlularinin yargilandigi davaya da paralel devletin komplosu diyemeyeceginize göre, böyle gece yarisi geçirilen yasalarla mahkumiyet kararini sürüncemeye birakirsiniz, olur biter degil mi?
Özel Yetkili Mahkemelerin kaldirilmasina tabii ki kimsenin itirazi olamaz; ancak su da bir gerçek ki, yargi üzerinde olusan baski sonucunda bu karar bugün mahkemenin beklendigi gibi davayi karara baglamasini engelledi. Davaya katilan avukatlarin da defalarca vurguladigi ve talep ettigi gibi, dün gece yarisi geçen yasa tasarisi henüz kanunlasmadigi için, aslinda karari bu mahkeme verebilirdi. Bunun önünde herhangi bir hukuki engel yoktu. Ancak mahkeme karar vermemeyi tercih etti.
Bundan sonra davanin nasil devam edecegini görecegiz; ancak bu süreç bizim açimizdan bir kez daha göstermistir ki, darbecilerin yargilanmasi sadece iktidarlara birakilmayacak kadar ciddi ve zorlu bir istir. Geçmisle yüzlesmek ve hesaplasmak, sürecin magdurlari ve bu acilarin bir daha yasanmamasi için “Bir daha asla!” diyenlerin mücadelesi olmaksizin basarilamayacak bir mücadeledir. Dünyadaki örnekler de bize bunu göstermektedir. Demek ki öncelikle 12 Mart’taki durusmaya en güçlü sekilde katilmak önümüzdeki birinci istir. Yani mücadeleye devam!
Darbe nedir, darbeci kimdir?
Dün mahkemeye Özel Yetkili Mahkemelerin kaldirilmasi tartismasi damgasini vurmus olmasina ragmen, bence durusmanin dikkatlerden kaçmamasi gereken iki önemli noktasi daha vardi. Her bir taniklik, bugün önüne gelene, her begenmedigine “darbeci” diyen, kendisine karsi darbe yapmakla suçlayan Erdogan’a tokat gibi verilmis bir yanit gibiydi. Dün o salonda bulunan herkes darbenin ne demek oldugunu bizzat yasayanlarin agzindan bir kez daha dinledi.
Birçogunuz bu tanikliklari dün gazetelerde okudunuz. Ancak çok çarpici birkaç tanesini burada tekrar etmeden edemeyecegim.
Iste 12 Eylül döneminde iskence sonucu ölen Mustafa Hayrullahoglu’nun esi Aynur Hayrullahoglu’nun anlattiklari: “Esimin cenazesine bile dokunamadim, yillarca bu aci ile yasadim. ‘Alisirsin’ dediler ama alisamadik. Esimin annesi, kardesi bu aciyla öldü. Zamanim, esimin travmalarini tamir etmekle geçti. Umarim bu mahkeme bizim içimizi biraz olsun rahatlatacak bir karar alir. Ölüm döseklerinde bile olsalar, yargilanmis bir suçlu olarak gitmelerini istiyorum.”
Berfo Ana’nin oglu Mikail Kirbayir’in, kardesi Cemil Kirbayir hakkindaki sözleri: “Cemil Kirbayir neden katledildi? Cemil sosyalist düsünceye sahipti. 26 yasina kadar yöre halki için insanligin, kamunun lehine bazi faaliyetlerde bulundu. Bir babanin, oglunun tabutunun altina girme, mezarina gidip bir karanfil koyma hakki elinden alindi. 33 yil boyunca oglu için adalet arayan, geçen yil bugün vefat eden Berfo ana da yillar yili görülmeyen adaleti, bitmek tükenmek bilmeyen belirsizligi aradi. Bana ‘basin sag olsun’ diyebiliyor musunuz? Saniklarin insanlik suçu ile yargilanmasi en öncelikli talebimizdir.”
Berfo Ana’nin kizi, Cemil Kirbayir’in kiz kardesi Fatma Gülmez’in sözleri: “Bize kardesimin kaçtigi söylendi. Kenan Evren yalan söyledi. Gelsin buraya. Annem ‘yavrum’ diye aglayarak öldü. Neden dosyalar kapaniyor? Biz adalet dedikçe adalet bizden kaçiyor. Babam Basbakan degil, kendine göre çiftçiydi; ondan mi adaleti bulamiyoruz? Biz bu devletin insaniyiz, bize ne zaman sahip çikacaksiniz? Insallah onun da rütbelerini sökersiniz, anamin biraz daha kemikleri sizlamaz.”
Darbe iste böyle bir sey Sayin Erdogan. Darbe, yolsuzluk dosyalarini kapatmak, anti-demokratik uygulamalari mesrulastirmak için söylenen bir yalan degil. Darbe, sevdiginin cenazesini bile görememek demek. Darbe, iskence, idam, sürgün, cezaevi demek.
Darbeci de sehrine, parkina, demokratik haklarina sahip çikanlar degil, hakkinda karar verilmesini gece yarisi çikarilan bir yasa ile engelledigin Kenan Evren ve Tahsin Sahinkaya; paralel devletin orduya kumpasi diyerek yolsuzluk dosyalarindan yirtmak için hakliligina, mesruluguna gölge düsürdügün Ergenekon ve Balyoz davalarindan yargilanan generallerdir.
Insanliga karsi suç islediler
Dünkü durusmanin bir diger çarpici noktasi da, davaya katilan müdahillerin Kenan Evren ve Tahsin Sahinkaya’nin, dünyadaki örneklerinde oldugu gibi, insanliga karsi suç islemekten yargilanmalarini istemeleriydi. Arjantin’de, Sili’de, Yunanistan’da cuntacilar insanliga karsi suç islemekten yargilandilar. Çünkü yukarida anlatilan türde eylemler sadece devleti ya da anayasal düzeni zor kullanarak yikmakla sinirlandirilamaz. Bunlar, insanliga karsi islenmis suçlardir. Darbe yapmak insanlik suçudur. Müdahillerin de çok hakli bir sekilde talep ettigi gibi, 12 Eylül darbecileri de insanliga karsi suç islemek suçundan yargilanmalidirlar.
Dava mahkumiyet karariyla bir an önce sonuçlandirilmalidir
12 Eylül davasinin bir an önce Sahinkaya ve Evren hakkinda mahkumiyet karari verilerek sonuçlanmasinin birkaç anlami var: Birincisi, böyle bir mahkumiyet karari, bu ülke tarihinin en kanli ve zorba darbesinin bas sorumlularinin cezalandirilmasini saglayarak, öncelikle dönemin magdurlarinin yüregine biraz olsun su serpecek; Hayrullahoglu’nun dün ifade ettigi gibi, Evren ve Sahinkaya ölüm döseklerinde bile olsalar bu dünyadan suçlu olarak gidecekler. Ikincisi, eger bu ülkenin tarihinde darbeler defterini bir daha açilmamak üzere kapatmak istiyorsak, darbecilerin en agir cezalarla cezalandirilmalari bu sürecin çok önemli bir asamasidir. Bugüne kadar darbecilerin en büyük güvencesi cezasizlik olmustur. Üçüncüsü, 12 Eylül darbecilerinin bir an önce ve gerektigi sekilde cezalandirilmasi, demokrasinin gelismesi açisindan çok önemli bir adimdir. Dava avukatlarinin da belirttigi gibi, 12 Eylül’ün yargilanmasinin sadece Evren ve Sahinkaya ile sinirli kalmamasi, iskencecilerin ve darbenin her türlü uzantilarinin yargilanmasi, bu davada verilecek karara baglidir.
Dünkü durusma, tüm bunlarin gerçeklesmesinin sadece mahkemeye ve siyasi iktidara birakilamayacagini bir kez daha hepimize gösterdi. Kamu vicdaninda çoktan yargilanan ve mahkum edilen Evren ve Sahinkaya’nin hak ettikleri cezayi almalarini saglamak hepimizin sorumlulugudur.
Arife Köse
Arife KÖSE