2. Bölüm KEMALIZMIN TÜRKLÜGÜ INSA UGRUNA YAPTIGI INKAR, TAHRIFAT VE MANIPÜLASYONLAR

KEMALIZMIN TÜRKLÜGÜ INSA UGRUNA YAPTIGI INKAR, TAHRIFAT VE MANIPÜLASYONLAR
2.BÖLÜM: RESMI GÖRÜSÜN’ ARABESK’ VE KÜRTÇE MÜZIK TEDIRGINLIGI
Osmanli cografyasi inanç temelinde sekillenmis bir toplumdu. Hal böyle olunca müzik de diger etkinlikler gibi büyük ölçüde halkin dinsel inanç kültüründen etkilendi. Mûsikî eserleri Islam kültürünü zenginlestirmeye ve yasatmaya yönelik olarak hazirlandi. Örnegin, ayinler, kasideler, mersiyeler ve yakarislar; hatta mevlit ve ezan dahi müziksel bir anlayisla icra edilmistir. Saba makaminda ezan okunmustur. Keza aruz ölçüsü ile yazilmis olan tüm siirlerde ölçü ve kafiye ve aruz kaliplarina harfiyen uyulmustur. Dinin dili Arapça oldugu için de Arap dil kaliplari edebi ürünlerde de kendini göstermistir.
Tasavvuf müzigi Osmanlinin vazgeçemedigi hatta çok önem verdigi bir müziktir. Dergahlarda icra edilen bu müzik devlet tarafindan beslenerek ciddi sekilde önemsenmis ve hatta bu müzik egitimi müfredata alinarak medreselerde ögretimi yapilmistir. Öyle ki Osmanli padisahlari kendi haremlerinde cariyelerine bile müzik dersleri verdirmislerdir. Osmanli sarayinda bizzat bu konuda ögretmenlik yapmis bestekarlar arasinda önemli simalar da var.
Saray müziginin en önemli kuruculari ve icracilarinin en basinda Dede Efendi ve Haci Arif Bey gelmektedir. Istanbul’da dogup büyüdükleri halde bilinmektedir ki bu ikisi de Kürt’tür. Ancak bu gün hiç bir ‘ Türk’ tarih belgesinde bu iki üstadin Kürt olduguna dair bir bilgiye rastlanmiyor. Bu iki zatin ‘Türk Musikisine’ katkilarindan ve hizmetlerinden söz ediliyor ancak iki bestekar da ‘ Türk’ olarak lanse ediliyor.
Türk sistemi bunu hep yapiyor. Selehedinê Kurdi ;Selahaddin-i Eyubi olarak Mewlana Xalidê Sehrezorî , Halit Bagdadî; Seîdê Kurdî ise Said-i Nursi olarak tarihe kayit edildi. Yalniz bu kadar da degil bir çok Kürt kimlikli tarihi sahis hep ‘Türk’ olarak gösterilmis ve Türklük adina övünç kaynagi olarak ifade edilmislerdir.
Geçmiste Kürt bilge Ehmedê Xanî için önce Türk denildi, olmadi. Sonra Azeri dediler bu da tutmadi. Ehmedê Xanî her durumda Kürt izlerinden izole edilemedigi için bu kez de, yok sayildi , hiç bir Türk kaynakta sözü bile edilmedi.
Kemalist rejimin tehdit algisi olan Kürtlere ait yasamsal her sey ret edilmis, ya da manipülasyona ve asimilasyona ugratilmistir. .Kürt dili, kültürü ve edebiyati alanindaki ‘özünden uzaklastirma’ harekati ayni kararlilikla Kürt müzigi alaninda da kendini göstermistir.
Rejim Osmanli saraylarinda büyük bir deger görmüs olan saray müzigine ‘arabesk’ diyerek kendi sistemine ‘laik’ görmemistir.
Araplar ve Farslar Osmanlidan ayrilip kendi devletlerini kurdu. Dogal olarak bir üst yapi kurumu olan sanatlarini da asimilasyon ve manipülasyondan kurtarmis oldular. Ancak Kürtler bakimindan durum farkliydi. Kürtler ne Osmanli zamaninda ne de cumhuriyet döneminde devlet olma, ya da kendi kaderini özgürce belirleme sansi bulamadilar. Kökü tarihin derinliklerine varan Kürt dili ve kültürü ise, otantik, etnik ve oryantal degerlerine uygun gelisemedi. Zengin bir hazineye sahip olan Kürt müzigi ise yagmalandi, tahrif edildi, manipüle edilerek aidiyetinden ve özünden koparildi. Kuskusuz tüm bunlar bilinçli olarak yapildi ve bu uygulama bir planin parçalariydi.
Kürtçe konusmaya para cezasi verilen bu dönemde yoksul halk kendi sarkisini da söyleyemez oldu. Kemalistler böylece Kürt müzik dagarcigini yok etmeye çalistilar. Ne var ki tam anlami ile amacina ulasamayan rejim bu kez de Kürt Müzik eserlerini yörelerine göre tasnif etmek sureti ile halka arz etti. Mus yöresi, Erzurum yöresi, Bitlis yöresi vb. gibi. Erzurum ve Diyarbakir TRT radyolari bu konuda ciddi dejenerasyonlar yaptilar.
Kürt müzigi alaninda bu yagma ve talan devam ederken diger yandan da rejim, Arabeski bir suç, bir kabahat ve kusur gibi gösteriyordu. O var olan müzikten Osmanli izlerini silmek için çok çaba gösterdi. Müzisyenlerin tasavvuf ve ayin müziklerinden vazgeçmeleri için ciddi çabalar harcadi. Öyle ki neyzenler müzisyen olarak bile
görülmediler. Çünkü Ney ayinin ve dinsel müzigin temel enstrümani olan nefesli bir çalgidir. Osmanli döneminde daha çok dergahlarda ve Mevlevihanelerde Ney esliginde ‘ sufi’ müzigi yapilmaktaydi
Latif Epözdemir