Makale

2012 ‘Nevruz’undan görüntüler

10 günden fazladir, 2012 Newroz’u ile ilgili bir degerlendirme yazisi yazmak istiyorum ancak bazi engeller, bu isi biraz gecikmeli olarak yapmama yolaçti.

Her seyden önce bu yil, AKP hükümeti kendisinden bekleneni yapti ve Newroz’u fiilen yasakladi. Newroz kutlamalarini bir is günü olan 21 Mart ile sinirlamak, onu yasaklamadan baska bir sey degildi.

Hükümet, bizzat Basbakan’in agzindan bu baskici adimi her zamanki gibi ‘terörü önleme’ masali ile açiklamaya çalisti ama pek de inandirici olamadi. Newroz kutlamalari için haftalardir yogun hazirlik yapan BDP’nin kendi eylemlerini sabote etmek istemesine inanmak için her hangi bir neden olamazdi elbet. Gerçek su ki politik iktidar, KCK Davasi adi altinda BDP’ye karsi sürdürdügü çökertme operasyonuna ragmen bu partinin kitlesel gücünün azalmadigini ve Newroz eylemlerinin de bunu göz önüne serecegini fark etmisti. Söz konusu yasaklama kararini almasinin asil nedeni buydu. Ne var ki Kürt halki o kadar kararli davrandi ve kendi bayramina öylesine candan sahip çikti ki hükümetin hesabi tarumar oldu. Basbakandaki asiri sinir gerginligini nedeni de zaten bunu göstermekteydi.

Az sayidaki köse yazarinin onurlu durusu bir yana birakilirsa, basin bu Newroz’da da tam anlamiyla paspasti. Politik otorite karsisinda yerlerde sürünmeyi meslek edinmis sömürgeci basinin, farkli kesimleri en olmadik yalanlari yaymak için adeta birbirleriyle yaristilar. Özgür Gündem’in bir ay süre ile kapatilmasi bile nerdeyse hiç ilgilendirmedi kendilerini. Iktidar dalkavuklugu, en siradan, en ahlaki mesleki dayanismayi yerle bir etmeye yetmisti.

Bir yandan, Kürde bayram hediyesi olarak gaz bombalari, kursun, dayak ve gözaltilar layik görülürken, bir yandan da Newroz’un anlamini degistirmeye, onu yozlastirmaya yönelik yalan rüzgarlari büyük bir hizla estirildi. Kimine göre Newroz, önemi olmayan siradan bir gelenekti. Kimine göre bu günün Kürtlerle bir ilgisi yoktu, O, PKK’nin ortaya çikardigi bir belaydi. Kimine göre Newroz’un özgürlükçü bir anlama sahip degildi bölücüler ona böyle bir anlam kazandirmak istiyorlardi. Kimine göre o bir Türk bayrami, kimine göre ise Hz. Ali’nin dogum günüydü vs.

Devleti yönetenler ise sadece söylemekle kalmadilar, onu resmi törenlerle kutladilar da. Gerçi Türk halkinin kendisi, ‘Nevruz’diye bir bayrami oldugundan haberdar degildi ama olsun, yöneticiler biliyorlardi ya bu yeterliydi. Zaten halkin akli ne zaman ermisti ki böyle seylere!

Basinda, ‘Türkiye Türklerindir’ sözleri yazili Hürriyet gazetesinin 22 Mart tarihli nüshasinda, Türkiye’nin ‘Newruz’ manzarasini göz önüne seren ilginç görüntüler vardi ki biraz bunlardan bahsetmek istiyorum.

Gazetenin 8. sayfasinin en üst kisminda Hakkari Newroz’undan bir görüntü yer aliyordu. Çocuklar önde olmak üzere bu ilin halki, rengarenk giysiler içerisinde, coskulu ve barisçil bir tarzda bayrami kutlamisti. Gerçi Hürriyet’in o fotografa yer vermesi, bir baska olayi istismar etmek içindi ama yine de bir gerçegi ortaya koymak bakimindan önemliydi. Çünkü yalniz basina o fotograf bile hükümetin, ‘Ortaligi kana bulayacaklardi’ seklindeki açiklamalarinin ne derece gerçekdisi oldugunu göstermeye yetiyordu.

Sayfanin ortasinda ise üzerinde ‘Bahari Baslattik’ sözleri yazili bir diger fotograf vardi. Devlet Baskani Abdullah Gül ile çekik gözlü genç bir bayanin yer aldigi fotografin altinda, ‘Abdullah Gül, nevruz nedeniyle Uluslarasi Türk Kültürü Teskilati (TÜRKSOY) üyesi ülkelerin kültür ve sanat elçilerini dün Çankaya Köskünde kabul etti. Kültür ve Turizm Bakani Ertugrul Günay’in da hazir bulundugu kabulde, Gül nevruz yumurtasi tokusturdu…’ satirlari yer aliyordu.

Gül ile Kaseinov’un fotografinin sol yaninda, polis tarafindan yumruklanmis olan Ahmet Türk ile ilgili kisa bir haberde, Türk’ün, halka hitaben yaptigi konusmada ’90’li yillari yasadik’ sözlerine yer verilmisti. Bu iki fotograf ve haber, Kürt sorununun bir özeti gibiydi.

Haberin devaminda ise Batman Valisi’nin ‘Inceliyoruz’ sözleri yer aliyordu. Her ne hikmetse, herkesin gözü önünde Ahmet Türk’e yumruk atan polis memurunu bir türlü bulamiyordu devlet!

Daha asagida, dikkat çekici bir baska fotograf süslüyordu Hürriyet’in sayfasini. Kravatli, takim elbiseli ve göbekli bir erkek grubu, yanip yanmadigi bile belli olmayan yerdeki üç-bes odun parçasinin üzerinden atlamaya çalisiyorlardi.

Bir tanesi pasa giysili, ötekiler ise sivil olan bu adamlar ne yapiyorlar diye merak ettiyseniz söyleyeyim; bunlar ‘Nevruz atesi’nin üzerinden atliyorlar. Meger terk ettigimden bu yana Türkiye’de kültür ve sanat ama özellikle de sirkçilik ne kadar da gelismis!

Hürriyet’in bu fotograf için kullandigi baslik ‘Nevruz Nesesi’ydi.

Kutlamak surda kalsin, Kürt Newroz’unu yasaklama ve yozlastirma söz konusu olana kadar, onun adini bile duymamis cümle oyunculara kutlu olsun ‘nevruz’lari, ne diyelim.

Ayni sayfadaki bir baska fotografta ise Istanbul Valisi, alninda ay-yildiz bulunan bir bayan ile yumurta tokustururken gözüküyor. Bizim bildigimiz, yumurtali kutlama Hiristiyanlarin nisan ayina rastlayan Paskalya bayramina özgüdür ama zarari yok. Her biri birer canli ‘kültür abidesi’ olan Türk yöneticiler ‘Nevruzda yumurta tokusturulur’ dediyseler sorun kalmamis demektir.

Bu satirlari yazmaya basladigimda, Sabah gazetesinde rastladigim ayni konudaki fotografli bir diger haberin, ilginçlik bakimindan Hürriyet’tekilerden geri kalir tarafi yoktu.

27 Mart tarihli Sabah’in 6. sayfasindaki fotografta, takim elbiseli ve kravatli iki erkek, kalpakli bir Mustafa Kemal fotografinin önünde, ellerindeki yumurtalari tokusturmakla mesguller. Fotografin altindaki baslik ise ‘Nevruz’u Lahey’de kutladilar’ seklinde.
Fotograftaki bu iki kisilerden biri MHP Igdir milletvekili Sinan Ogan, ötekisi ise bu partinin ikiz kardesi CHP’nin Istanbul milletvekili Ali Özgündüz. Lahey’deki ‘Nevruz’ Azerbaycan Kültür Dernegi tarafindan ‘3. Türk Dünyasi Nevruz Senligi’ adiyla düzenlenmis.

Gazete haberine göre ‘Senlige’ Azerbaycanlilardan baska ‘Nogay, Bati Trakya, Kerkük, Özbek, Uygur, Kirim ve Tatar Türkleri’ de katilmislar.

Törende birer konusma yapan MHP milletvekili ‘Nevruz’un birlik ve beraberlik günü’ oldugunu söylemis. Onun CHP’li ‘soydasi’ ise çok önemli bir açilim yaparak Nevruz’a tarihi degerde bir ‘katkida’ bulunmus ve ‘Nevruz’un ayni zamanda Türkiye’de yasayan Alevi, Caferi ve Siiler tarafindan Hz. Ali’nin dogum günü olarak kutlandigini’ söylemis. Hemen arkasindan da hizini alamayarak Hz. Ali’nin Nevruz gününde halife oldugunu, Fatma Ana ile ayni gün evlendigini de ilave etmis.

Gerçi Arap aleminde kimse ne Hz. Ali’nin dogdugu günü biliyor, ne de hangi tarihte evlendigini; tarih kitaplarinda buna iliskin bir kayit yok. Yine Araplar içerisinde kimse ‘Newroz bizimdir’ iddiasinda da bulunmuyor. Ali sevgisi ile yanip tutusan Sii Iran Newroz’u, Irani halklarin bir bayrami, yeni yilin baslangici olarak kabul ediyor ve öyle kutluyor. Iranli ünlü sair Firdevsi, asagi yukari 1000 yil önce, Newroz efsanesinden bahsederken, Kürtlerin atalarinin bu olaydaki rolüne güçlü sekilde vurgu yapiyor. Ahmedê Xani’nin Mem û Zin’i de Newroz’la basliyor. Fakat Türkiye burasi; aralarinda Kürtlerin de bulundugu Iran kökenli onca halkin bu çok eski ve köklü kültürüne bir çirpida ‘Türk-islam’ gömleginin giydirilmek istenmesinde yadirganacak bir sey yok. Devlet bu! Buyurdu mu olur.

Peki bütün bu komiklikler, bu cambazliklar, yalan-dolanla beslenen bu aptalca gösteriler niye? Binlerce yillik bir geçmisi olan, halka mal olmus ve onun tarafindan sahiplenilen bir gelenek, bir kültürel deger neden böylesine saldiriya ugruyor? Neden hoyratça yozlastirilmaya çalisiliyor? Yaniti çok basit. Çünkü o ‘Türk-Islam’ kalibinin disinda bir olay. Çünkü o herkesten çok Kürt halkinin benimsedigi, kendine ait gördügü bir gelenek. Çünkü Kürtler için o özgürlügü temsil eden bir sembol.

Iste devletin kabul edemedigi budur. Irkçi ve soven Türk politik sistemi, oldum olasi kendi çerçevesine girmeyen her hangi bir kültürel olaya yasama hakki tanimak istemez. Bu yüzden devlet onyillarca Newroz’u yasakladi, onu kutlamak isteyenlere, yani Kürtlere adeta kan kusturdu ama basarili olamadi. Kürt halki, binlerce yillik gelenegini unutmadi, tersine agir bedeller ödemek pahasina onu giderek daha coskulu ve kitlesel sekilde kutladi.

Devleti yönetenler ise bir yerden sonra baski ve terörün yalniz basina yetmedigini görünce baska yöntemlere basvurdular. Newroz’a kendilerine göre kiliflar uydurmak, onu yozlastirmak ve tabi en önemlisi de onun Kürtlere ait olmadigin yayginlastirmak, bu yeni yöntemin esasini olusturuyor.

Hani meshur bir fikra var; biri Kürt, biri de Türk olan iki kisi idam cezasina çarptirilmislar. Idam günü gelip çattiginda önce Kürde ‘Son istegin nedir,’ diye sormuslar. Kürt yanit olarak ‘Anami görmek istiyorum’ demis. Arkasindan ayni soruyu Türk’e sorumuslar; o da karsilik olarak ‘Kürt anasini görmesin’ demis. Bu yil yine Newroz’umuzun basina gelenler, bu fikradaki durumu fazlasiyla andiriyor. Newroz Kürdün olmasin da kimin olursa olsun!

Bunca kavganin, gürlü-patirtinin baska hiç bir nedeni yok. Kürt-Türk kardesligi dedikleri sey de bu olsa gerek!

Munzur Çem

Back to top button