28 Subat, Sabanci cinayeti ve devlet
Bugün 28 Subat faciasinin on besinci senesi.
Bu pis sürecin hafizalarimizda taze olmasi baska bir sey, bazi konularin rutine kurban gidip, olaganlastirilmasi baska bir sey.
Özdemir Sabanci cinayetini kastediyorum.
Mehmet Ali Birand’in 28 Subat belgeselini izledigimde, diger tüm pislikler arasinda, ne yalan söyleyeyim, beni bir kez daha en fazla heyecanlandiran konu Sabanci cinayeti oldu.
28 Subat’a giden yolun kilometre taslarinin en önemlisi hiç kuskusuz bu cinayet.
Internet ortaminda basit bir arastirma olayin korkunçlugunu, devletin devlet olmaktan çikisini, yöneticilerin berbatligini bütün boyutlariyla ortaya koyuyor.
Herkesin konuyla ilgili bilgisi mevcut ama bir hafiza ve vicdan tazeleme için Birand’in belgeselinin bir kez daha izlenmesinde büyük fayda var.
Mustafa Duyar’in devlete teslim olduktan sonra hapishanede göz göre göre öldürülmesini mi hatirlayalim, bu konuda Can Dündar’in bir HSYK üyesi için israrli yazilarina ragmen devletin susmasini mi, DHKP-C elemanina (?) Sabanci Center’da çalismasi için üst düzey polis yetkililerinin referansini mi, vs.?
Yazinin en sonunda yazmamiz gereken degerlendirmeyi burada hemen belirtelim: Sabanci cinayeti öncesinde, esnasinda ve sonrasinda yasananlar aslinda Türkiye Devleti’nin devlet olmaktan, bir muz cumhuriyeti bile olmaktan vazgeçmesinden baska bir sey degildir.
Böyle bir sürecin ve sonrasinin devletin bilgi ve ilgisi disinda yasandigina inanacak kadar genç, tecrübesiz ve, hadi bize bunu inandirmaya kalkanlara yönelik de ifade edelim, aptal da degiliz.
Devletin çok önemli unsurlariyla bu cinayete karismis olmasinin nedenlerini de kafamiza çok iyi oturtamiyoruz..
Ama, tekraren söylüyorum, bu cinayetin devletin bir bölümünün bilgisi ve ilgisi dahilinde islendigine pek kusku yok.
Mafya liderlerinin hapishane damlarindan söylediklerinin yeterince üzerine gidilmiyor olmasi bile bu söylediklerimin kaniti; bu mafya lideri (?) bu dam açiklamasindan sonra mesela MIT’e çekilip yeniden sorgulanmis midir?
Devlet bu ise neden karisti, Özdemir Sabanci’yi, arkadan Mustafa Duyar’i taseronlara neden öldürttü, gerçekten bilemiyoruz.
Ama devletin bu igrenç sorumlulukla yola devam da edemeyecegini biliyoruz.
Aradan on bes sene geçmesinin de kanimca hiç önemi yok.
Türkiye’yi iyi taniyanlarin bir degerlendirmesine katilmamak mümkün degildir.
Bir cinayet aydinlatilamiyor ise, moda tabiriyle faili meçhul kaliyor ise, arkasinda MUTLAKA, evet, MUTLAKA bir devlet gücü vardir.
Devletin gerçekten isteyip de çözemedigi bir cinayetin oldugunu hiç zannetmiyorum.
Özdemir Sabanci, Hrant Dink, Ugur Mumcu ve diger fail ya da failleri meçhul cinayetleri çözmeden de Türkiye’nin normallesmesi, vesayet rejimini geride birakmasi mümkün degildir.
Eski Türkiye-yeni Türkiye ayrimi dogru bir ayrim ise, bu dogrultuda azimsanmayacak gösterge de mevcut, eski Türkiye’nin yöneticileri-yeni Türkiye’nin yöneticileri diye de bir ayrimin olmasi lazim gelir.
Eski Türkiye’nin yöneticilerine zaten söyleyecek bir sözümüz yok, onlari, bazi cinayetler sonrasi serefleri üzerine verdikleri sözlerle bas basa birakabiliriz.
Ancak, devletin sürekliligi var.
Yeni Türkiye kuruluyor ise, bu yeni Türkiye’nin Sabanci cinayeti, Hrant Dink cinayeti karanligi üzerine kurulmasi imkansizdir.
Bugün, bir nedenden (?) ‘bu mesele bizim dönemin meselesi degil (mesela Sabanci cinayeti), karistirmayalim’ denir ise, o meselenin bizzat kendisinin ya da gizli sakli faillerinin er ya da geç ayaklariniza dolanmasi da mukadderdir.
Türkiye devleti 9 Ocak 1996’da devlet olmaktan çikmistir.
Ben artik devletimi geri istiyorum.
————————————————-
Star-28 Subat
