Haber

32 Yil Sonra Mardin…

Kemal Burkay

Sevgili okurlar,

Geçen hafta sonu yollardaydim. Önce Ankara, sonra Mardin. Bastiran yaz sicaklarinda yolculuk kolay olmasa da dost ve arkadaslarimin dügünleri için söz vermistim. Ankara’da arkadaslarimizdan Hikmet Can’in oglu Umut’un dügünü vardi, Mardin Kiziltepe’de ise dostlarim Kiliçarslanlar ailesinden bir gencin dügünü. Bu aileden Nusret Kiliçarslan’i 12 Mart sonrasi 1972 yilinda Diyarbakir Askeri Cezaevi’nde tanimistim, KDP davasindan yargilaniyordu. Hamit Kiliçarslan ile ayni aileden Haci Kiliçarslan’i ve bu aileden diger bazi gençleri ise Stokholm’de göçmenlik yillarimizda tanidim.

Ama daha yola çikmadan Ahmet Kutlay’in ölüm haberini aldim. Ahmat Abi, degerli arkadasim Ayhan ile degerli Gülsen ve Nesrin’in babalari, Orhan Çetin’in kayin babasi, Ekrem Kutlay’in amcasi ve Dr. Naci Kutlay’in ise abisi idi. Bu nedenle 15 Haziran günü Ankara’da, Karsiyaka Mezarligi’ndaki törene katildim. Ailenin diger mensuplari, Ankara’daki pek çok dost ve arkadasimiz da orada idiler. Ertesi gün ise Demetevler’deki evlerinde taziyelerine gittim.

Ayni günün aksami arkadasim Hikmet Can’in oglu Umut’un dügünü vardi, ona katildim. Hayat böyle iste, yas ve senlik bazen birarada yasanir.

Hikmet, babamin egitmenlik yaptigi ve bu nedenle benim çocukluk yillarimin bir bölümünü geçirdigim, ilkokulun ilk üç sinifini orada okudugum komsu Canik köyünden. Babasi Yusuf Emin ile amcasi Abdullah Can da, ailenin diger fertlerinin yani sira orada idiler. Dügünü aralarinda CHP milletvekili Hüseyin Aygün ile EDP’nin bir önceki genel Baskani Ziya Halis’in de oldugu Dersimli ve Koçgirili hemsehrilerim senlendirmistiler. Bunun yani sira orada pek çok tanidikla görüstüm. 1980 yilinda fasist güçlerce Elazig’da sehit edilen Avukat yoldasim Erdan Aslan’in esi ve çocuklari da bunlar arasindaydi.

Dügünde hem gençlerin nikah töreninde taniklik yaptim, hem de Umut’un istegi üzerine ‘Sevda’ adli siirimin Kürtçe ve Türkçesini okudum:

Sevda nedir, ellerin ve gözlerin sicakligi
Sevda nedir, bir türkü yürekten gelir
Yagmurdur yaz topragi üzerinde
Yaprakla rüzgar
Sevda özgürlüktür
Hem damla, hem deniz

Kiziltepe’deki dostlarimin dügünü ise 17 Haziranda idi. Ama daha Istanbul’da iken üzücü bir haber aldim: Aileden dostum Hamit Kiliçarslan’in annesi Sultan Hanim vefat etmisti. Öyle olunca dügünü ertelemislerdi. Yine de gidis kararimi degistirmeden, taziyede bulunup acilarini paylasmayi kararlastirdim. Kiziltepe’ye, arkadasim Dervis Korkmaz’la birlikte uçakla gidip döndük.

Mardin Havaalani’nda bizi Kiziltepe’deki dostlar ile Diyarbakir ve Nusaybin’den gelen arkadaslar karsiladilar. Bu yöreyi en son 32 yil önce, 1980 Nisani’nda Suriye sinirindan kaçak olarak yurt disina çikarken görmüstüm. Yörede hem çok sey degismisti, hem de bazi seyler degismeden kalmisti. Kiziltepe son 30 yil içinde aldigi göçlerle büyümüs, küçük bir kasaba olmaktan çikip 140 bin nüfuslu bir kente dönüsmüs. Mardin’le birlikte bir havaalanina, büyük bir hastaneye kavusmus. Eski, çogu tek katli, düz damli evlerin yani sira, 5-6 katli apartmanlarin olusturdugu modern mahalleler olusmus. Sinir boyundaki geçmisin daracik Ipek Yolu, islek ve rahat bir otobana dönüsmüs. Bölge tarimindaki gelismeler de belli oluyor. Geçmiste boydan buya uzanan agaçsiz, boz düzlüklerde simdi yer yer meyve bahçeleri, pamuk tarlalari ve damla sulama sistemi görülüyor.

Buna karsilik bazi seyler de degismeden sürüyor. Suriye siniri boyundaki dikenli teller, gözetleme kuleleri ve boydan boya uzanan genis mayinli alan bunlarin basinda geliyor. Son 30 yilda bölgeyi saran ve nice agir bedellere yol açan siddet ve çatisma ortami ise artik hizini yitirmis olmasina ragmen, hâlâ varligini hissettiriyor. Insanlarin baris özlemi belirgin. Elbet süregelen özgürlük istemi de…

Taziye çadiri Kiziltepe’de, Dêrikê Ismail Aga Köyü’nde açilmisti. Orada ev sahiplerine bassagligi diledik, taziyeye gelen, aralarinda Cizre Eski Belediye Baskani Sabri Vesek’in de oldugu birçok dost ve tanidikla karsilastik. Yine taziyeye gelen AK Parti Mardin Milletvekili Abdürrahim Akdag ve AK Parti Mardin Il Baskani Ibrahim Fide ile tanisip sohbet ettik. Yemekten sonra Hamit Kiliçarslan ve oradaki diger dostlarla vedalastik ve ertelenen dügünün sahiplerinin oturdugu diger köye gittik. Orada da köy odasinda bir çay içip ev halkindan Haci Kiliçarslan ve ailenin diger mensuplariyla sohbet ettik.

Daha sonra Nusaybin’li arkadaslarimiz, Saleh, Hikmet ve ötekilerin önerisiyle Nusaybin’in kuzeyine düsen bir gezi ve piknik yeri olan Ava Sipî’ye (Beyaz Su) gittik. Nusaybin-Midyat yolunun geçtigi vadi boydan boya yemyesil ve söz konusu akarsuyun biçimlendirdigi bir kanyon. Vadinin iki yani kayaliklar, derin uçurumlarla örülü. Bazi tepelere konumlanmis tas yapisi köy evleri topluca bir kaleyi andiriyorlar. Vadinin iki ayri yerinden gür iki su kayniyor. Birine Ava Sipî (Beyaz Su) diyorlar, bu ayni zamanda Nusaybin ve çevresinin içme suyu. Digeri ise içerdigi mineraller nedeniyle daha koyu renkli ve bu nedenle Ava Res (Kara Su) diye adlandiriliyor. Bu ikisi bir süre sonra birlesip Nusaybin’e dogru akiyorlar.

Suyun kiyisina bir dizi piknik yerleri yapmislar. Tahtadan yapilmis ve üzeri kilimler, yastiklarla sark kösesi gibi düzenlenmis oturma yerlerinde çay, soguk içecekler ve yemek ikram ediliyor. Gittigimizde piknik yeri arabalar ve insanlarla oldukça canliydi. Gençler sarki söyleyip halay çekiyorlardi.

Orada da birkaç saat dinlenip, yemek yedikten sonra, gün batarken kalkip Mardin’e yöneldik. Diyarbakir’dan gelmis arkadaslarimiz döndüler, biz ise geceyi Mardin’de bir otelde geçirdik. Mardin de 30 yil öncesine göre birhayli büyümüs, Diyarbakir-Kiziltepe yoluna, ovaya dogru genislemis. Mardin, Istanbul’la birlikte, UNESCO’nun, dünyanin korunmasi gereken tarihsel mirasi saydigi kentler arasinda. Bu nedenle önümüzdeki dönemde bir dizi restorasyon ve düzenleme çalismalari yapilacak.

Sabah Mardin ve Nusaybin’li arkadaslarimiza veda edip uçakla Ankara’ya döndük. Su sicak haziran günlerinde biraz hizli ve yorucu bir yolculuktu. Ama hem onca dost insani ve arkadaslarimi bir kez daha görebildigim, bir bölümüyle tanistigim, hem de yillar sonra Mardin yöresini yeniden gezip gördügüm için, bu yorgunluga degerdi.

21 Haziran 2012

Dengê Kurdistan

Back to top button