Makale

5. Bölüm INSANLIK BARISA, ESITLIGE VE ÖZGÜRLÜGE NASIL ULASIR?

Kemal Burkay

Geçen yazimda insan toplumunda uygarligin gelisme sürecinden, sinifli toplumun, özel mülkiyetin, devletin, sömürünün, savaslarin ortaya çikisindan ve birbirini izleyen sinifli toplum türlerinden (köleci, feodal, kapitalist toplumlar) özetle söz etmistim.
Elbet yazdiklarim, çok daha önceleri sosyalist düsüncenin ustalari Marks ve Engels’in ayrintili olarak ortaya koyduklari ögretinin kisa ve sade bir özeti sayilabilir. Siz degerli arkadaslarim ve okurlarim bunlarin yabancisi degilsiniz. Ne var ki günümüzde yer alan gelismelere ve ortaya çikan sorunlara cevap ararken, ister istemez geçmiste olup bitenlere bir göz atiyor, kimi bilgilerimizi tazeliyoruz.
Insanligin gelisme ve degisim süreçlerine, buna yol açan dinamiklere bakinca sunlar gözümüze çarpiyor: Gelismeye yol açan baslica etken öncelikle insanlarin ihtiyaçlaridir. Ihtiyaç icat ve kesifleri dogurmustur. Insanin tarim yapmak için çapaya, saban demirine ihtiyaci vardi ve bunlari yapti, öküzü ehlilestirip ise kostu. Suyu ve sütü, süt ürünlerini, diger yiyecekleri korumak, tasimak için kaba ihtiyaci vardi ve testi, çanak-çömlek yapti… Ati bir binek hayvani olarak ehlilestirdi. Bütün bunlar güzel!
Ama kilica, topa ve tüfege, füzelere ihtiyaci var miydi? Baskasinin topraklarini, av alanlarini isgal etme, mallarini talan etme ve bunun için ona saldirma, onu öldürme, kölelestirme hakkindan söz edebilir miyiz? Yo, böyle bir hak olamaz.
Vahsi dogada elbet bunun örnekleriyle karsilasabiliriz. Kurtlar, aslanlar, ayilar ve daha baska yirticilar bazen sinirlari asar ve karsi karsiya gelirler. Böyle durumlarda bile söz konusu yirticilar esas olarak kendi alanlarini savunurlar, yani biz insanlar kadar ileri gitmezler. Ama insanlarin egoizminin, aç gözlülügünün siniri yoktur.
Orta Asya’dan çikip, Turan’i-Iran’i asip Anadolu’ya gelen, geçtigi her yeri yakip yikan, talan eden, öldüren Cengiz ve Hülagu’yu, Timur’u; Rusya steplerini asip Macaristan’a kadar giden Atilla’yi, hangi ihtiyaç buna sürükledi? Ya dört bir yana yayilan, dehset salan Roma?.. Makedonya’dan çikip ta Iran’a kadar uzanan, bir nice ülkeyi ele geçirmek için onca kanli savasa yol açan Iskender?.. Cihat ve fetih ugruna Endülüs’e kadar uzanan Emeviler?.. Haçli seferleri?.. Dört bir yani ele geçirmek için seferden sefere kosan, bu ugurda Viyana kapilarina dayanan Osmanli?.. Pasifik’e kadar uzanan Çarlik Rusyasi?.. Napolyon ve Hitler?.. Ya Fransa’yi Cezayir’de, ABD’yi Kore ve Vietnam’da savastiran nedenler?..
Bunlari söz konusu seferlere, kanli savaslara iten, aç gözlülükten, büyüklük tutkusundan baska nedir? Onlar bu duygularla acimasizlikta, kan dökmekte sinir tanimadilar.
Insanoglunun en büyük suçu kendi hakkindan fazlasini istemek, baskasinin lokmasina el atmak ve bu ugurda insanlar arasi barisi bozmak oldu. Özel mülkiyet ve siniflasma, yani esitsizlik ve sömürü böyle ortaya çikti. Bunu gereginden çok biriktirme ve talan hirsi izledi. Savaslara yol açan bu esitsizlik, bu hirs ve açgözlülüktür.
Insanoglu ve de kizi esitlige razi olmadikça, sömürü ve baskiyi bir yana birakmadikça barisa ve mutluluga ulasamaz. Bunu yapmadikça özgür olamaz. Çünkü Marks’in baska halklari tutsak eden sömürgeciler için dedigi gibi, baskasina özgürlük tanimayan kendisi de özgür olamaz. En azindan basi dertten beladan kurtulamaz.
Geçende sosyal medyaya, son yillarda dünyanin hep en mutlu birinci ya da ikinci ülkesi olarak gösterilen küçük Latin Amerika ülkesi Kosta Rika ile ilgili bir yazi yansimisti. Benim de paylastigim bu yazida, Kosta Rika’nin uzun yillar birçok Latin Amerika ve Ortadogu ülkesi gibi iç savasla bogustugu, komsulariyla da çatistigi, yani huzur yüzü görmeyen bir ülke oldugu anlatiliyordu. Ama 50 yil kadar önce basa gelen yöneticiler, kendi dramatik hallerine bakip ‘Biz manyak miyiz ya, neden savasiyoruz?’ demisler. Iç savasi sona erdirmis, orduyu lagvetmisler. Orduya ve silaha harcadiklari para ile üniversiteler açmislar. Hem içerde, hem komsulariyla baris saglamislar. Yani ‘Yurtta sulh, cihanda sulh!’ özdeyisini lafta birakmayip hayata geçirmisler…
Acaba diger ülkelerin, koca koca devletlerin yöneticileri ne zaman bu noktaya gelecekler? Ne zaman akil edip bu soruyu kendilerine soracaklar:
‘Biz manyak miyiz ya, neden savasiyoruz?!.’
Ne zaman bu soru dünyamizin yönetenleri ve yönetilenleri tarafindan yaygin sekilde sorulur, silahlar gömülür ve dünyada baris saglanirsa, iste o zaman insanlik gerçekten gezegenimizin ‘tek akilli yaratigi’ olmaya hak kazanir. Bunu yapmadikça o bir akilli degil, delidir…
Elbet ülkede ve dünyada barisi saglamak, ayni zamanda sinifsal ve ulusal her türlü sömürü ve baski iliskisine, her türlü esitsizlige son vermekle olur.
Gelecek yazimda insanlarin bazi baska türden manyakliklari ve bunlarin yol açtigi sorunlar üzerinde duracagim.
16 Mayis, 2020
Devam edecek…

Kemal Burkay

Back to top button