7. Bölüm TÜKETIM TOPLUMU ÇILGINLIGI

Su Korona Günleri ‘ 7. Bölüm
TÜKETIM TOPLUMU ÇILGINLIGI
Kemal Burkay
Paranin Ortaya Çikisi, Altin ‘Gümüs
Önceki yazilarimda insanlarin nasil da akla uygun olmayan isler yaptiklarina, özel mülkiyet hirslarinin onlari nerelere sürükledigine, sözde daha iyi bir yasam pesinde kosarken nasil dünyayi yasanilmaz hale getirdiklerine örnekler vermistim. Ama bu akla uygun olmayan garip isler bunlardan ibaret degil, pek çoktur.
Örnegin su para ve altin,-gümüs, elmas gibi seyler
Para nasil ortaya çikti? O bir degeri temsil eder ve degisim aracidir. Insanlar önce mallarini takas ediyorlardi, yani bir mal verip karsiliginda kendilerinde olmayan bir mal aliyorlardi. Örnegin hayvan verip karsiliginda bugday aliyorlardi. Benim çocuklugumda, köylerdeki kapali ekonomi kosullarinda bu takas hâlâ vardi. Örnegin köylere gelen çerçiler kadinlara verdikleri inci-boncuk, ayna, tarak ve benzer seyler karsiliginda bugday veya baska ürünler aliyorlardi.
Insan toplumunun ilk zamanlarinda mal karsiligi baska seyler de verilir oldu, örnegin deniz hayvanlarinin kabuklari, renkli taslar
Zamanla, az bulunur ve parlak madenler, altin ve gümüs de bu iste kullanilir oldu. Diger bir deyisle bir deger ölçüsü oldular. Onlar ayni zamanda süs esyalari idi; zamanla bilezige, küpeye, kolyeye filan dönüstüler. Krallar, zenginler onlardan hazineler kurdu
Insanlarin sahip olmak için çilginca maceralara atildiklari irice bir elmas parçasini düsünün
Oysa bunlar renkli taslar olmaktan baska nedirler?
Ama biz onlara sanal bir deger vermisiz ve onlar kendileri yenip içilmeseler de, onlarla mal-mülk, bol yiyecek ve giyecek almak mümkündür.
Derken madeni ve kagit parayi icat etmisiz. Kendisi bes para etmeyen bir demet kagit parçasi ile bazen bir ev almak mümkündür
Insanlarin bir bölümü cevher denen altin-gümüs, elmas ve benzeri taslardan hazineler kurmak için, sahip olduklari güce dayanarak diger insanlari acimasizca sömürdüler, ezdiler. Biçagin kemige dayandigi zamanlarda söz konusu sömürülenler zaman zaman ayaklandilar. Örnegin -sanirim Roma döneminde- Misir’da, böylesine acimasiz bir valiye karsi halk ayaklanmis, onu yakalamis ve hazinesinin kapisini açip biriktirdigi atin ve gümüsleri, kiymetli taslari agzina doldurmus, ‘Hadi ye
Ye ulan ye!’ deyip öldürmüslerdi
Altin-gümüs avciligi için insanlarin giristigi maceralar, Amerika’nin altin arayicilari, ‘Define Adasi’ hikâyeleri malum
John Steinbeck ‘Inci’ adli romaninda, bir midyenin karninda iri bir inci bulan balikçinin basina gelen belalari nasil da güzel anlatir
Günümüzde ise aç gözlü kapitalistler, büyük ölçekte altin ve elmas elde etmek için güzelim ormanlik alanlari tirasliyor, tepeleri, daglari kele çeviriyorlar.
TÜKETIM ÇILGINLIGI
Bu yazi dizisinden önce kaleme aldigim, yine Covid-19’la ilgili ‘Demek ki Neymis’ baslikli yazimda çagimiz toplumlarini sarmis tüketim çilginligindan söz etmis ve söyle demistim:
‘Dolaplarimiz yiyecekten ve giyim esyalarindan dolup tasti.’
Evet, zenginlerimizin, hatta orta halli olanlarimizin bile evleri bu hale döndü, bazen esyadan adim atmaya yer olmuyor…
Benim çocuklugumda köylülerimizin, büyük-küçük, çogu zaman bir çift ayakkabilari bile yoktu. Sigir derisinden yapilmis bir çariga sahipsek ne mutlu bize. Karda kista okula çiplak ayakla gittigimi hatirlarim. Üstümüze giyebilecegimiz ceket pantolonumuz da yoktu. Annemizin elle dokudugu bir yün kazak, Kayseri bez fabrikasinin ürünü beyaz don ve gömlek
Elbet bu imrenilecek bir durum degil. Insanin yaza ve kisa uygun giysileri, ayakkabilari olmali.
Ama bugünün insanina bir bakin. Dolaplar çifter çifter botlar, yazlik ve kislik ayakkabilarla dolup tasiyor. Çogu zaman onlarca çift
Onlarca gömlek, onlarca takim elbise
Çok mu gerekli bu? Ikiser takim kislik ve yazlik elbise, ikiser çift kislik ve yazlik ayakkabi pekâlâ yetmez mi?
Ya yiyecekler? Disarda, lokantada ve kantinlerde yenenlerin yani sira, dolaplari tika basa dolduran etler, meyveler, sebzeler
Kitliktan çikmis gibi bir açgözlülük
Yenenin yani sira çöpe atilan yiginla yiyecek
Bunun sonucu ise çagimizin en yaygin hastaligi, obezlik
Daha gencecik yasta bile koca bir göbek, doksani, yüzü askin kilolar
Erken gelen seker hastaligi, yüksek tansiyon, kalp
Buna tüketim toplumu deniyor. Kapitalizmin kiskirttigi tüketim çilginligi çagimizda akil almaz düzeydedir. Bir reklam furyasi bu isin hizmetinde. Yol boylarinda, kent caddelerinde, duvarlarda sizi satin almaya davet eden dizi dizi kocaman tabelalar
Gazetelerde, televizyonlarda, cep telefonlarinda bitip tükenmeyen çagrilar
Ustaca, kulaklara, beyinlere isleyen bir ses tonuyla
Ihtiyaciniz var mi yok mu, hiç önemli degil; kosup o nesneden almalisiniz!
Ben bu reklam isine adam ‘tabi kadin-çocuk da- kandirma sanati diyorum.
Öte yandan issizler, yoksullar
Yirtik papuç ve gömlekle dolasanlar, evine ekmek götüremeyenler
Zengin ülkelerin yani sira yoksul Asya, Afrika, Latin Amerika ülkeleri
Kitlik ve susuzluk çekenler, açliktan bir deri bir kemik insanlar
Kitle halinde ölümler
20 Mayis 2020
Gelecek ve son bölüm: ‘Çikis Yolu Ne?’
Kemal Burkay