Makale

Katliamlar ve bagnaz Apocular

Uludere Katliami zulmün on yillardir kol gezdigi cografyamizda süregelen vahim hadiselerden bir tanesi.

Uludere Katliami adeta tarihin tekerrür hali…

Bu katliam 33 Kursun diye bilinen Mustafa Muglali’nin ceberrut devletin emriyle geçmiste yaptiginin neredeyse aynisi.

Uludere Katliami acilarimizi katmerlestiren son olaylardan bir tanesi.

35 Kürt köylüsü süphe ve saibe dolu bir biçimde hunharca katledildiler.

Lanet gelsin, kana doymuyorlar.

Bu olaya da “kazara oldu” diyorlar.

Ölenler “kaçakçi” deniyor, ölenler kaçakçi degil evinin sahibi.

Kökleri binlerce yil bu topraklarda yesermis kadim bir halkin geçim derdi ugruna ve kursagina bir lokma girsin diye vataninin bir yerinden bir yerine yaptiklari ekmek yolculugu.

Kaçakçi olanlar o sinirlari çizip insanimizi ayristiranlardir.

35 canimizi aldilar gene.

Olay saibe dolu, süphe dolu…

Kimin eli kimin cebinde belli olmayan istihbarat paylasimlari yapilarak 35 savunmasiz ve sivil insani oracikta katlettiler.

AK Parti hükümetinin saçmaliklari da tuzu biberi oldu gene.

Ve hemen akabinde bir kismi korucu ailelerinden olan ve korucu olmak zorunda birakilmis kesime nasil bir dil ve üslupla baktiklarini bildiklerimiz nedense birden sahip çikiverdiler olaya.

Elim dolu olaydan kendilerine örgütsel propaganda malzemesi ve savas sebebi devsirenlerin hali de baska bir vehamet.

Resmen sova çevirdiler ortaligi, olayi kinamak için yapilan kinama eylemlerinde kendi “ulu önderleri”nin posterlerini, örgüt flamalarini tasiyip bildigimiz sloganlarini atmaya basladilar.

O eylemlerden bir tanesine ben de tanik oldum ve nasil bir hoyratlikla bir aciyi nasil da kendilerine mal edip üzerinde tepindiklerini.

Sonra da kime hizmet ettigi artik belli olan yayin organlari üzerinden Kemal Burkay’in sagduyu çagrilarini bahane edip saldiriyorlar.

Yalçin Küçük ve Dogu Perinçek’in elemanlarinin yönettikleri ANF, Özgür Politika ve Özgür Gündem adindaki ajans ve gazetelerinde Burkay’a karsi hiçbir dayanagi olmayan ve bariz yalan olan, emirle yazdiklari ismarlama yazilarla adeta kampanya açmislar.

Çirkin mi çirkin bir üslupla bir de caka satmazlar mi!

Ergenekonculara ve Kemalistlere dokunmayan, onlarla kol kola samimi pozlar veren bu bay ve bayanlar bize neyi anlatiyorlar.

Savas diliyle sekillenmis bu kisilerin yarin öbür gün savasin son bulmasi halinde selam alacaklari pek kimse kalmayacak.

Iste bu yüzden oyunlarini bozan kim çiksa ve etki yaratiyor olsa her tür çirkeflikle susturmaya çalisiyorlar.

Linç denen rezaletten mustarip Kürt halkinin içine provokatörlerce linci de yerlestirmeye çabaliyorlar.

Aralarinda samimi olduklarini bildigimiz ve tanidigimiz pek çok yurtsever var elbet, ama bagnazca ve birer sahin edasiyla ortada sarlatanlik ve kiskirticilik yapanlarin kalibresini de biliriz.

Kemal Burkay’a saldiriyor ve saldirtiyorlar kalemsörlerini.

Yayin organlarinda sürekli onlarca yalan ve asparagas haber çikiyor.

Utanin be utanin!

Burkay’in AK Parti tarafindan getirildigini söylüyorlar, havaalaninda Burkay için yaptigimiz ve hazirladigimiz karsilamayi “bir devlet töreni” diye lanse ediyorlar.

Dostlar, bunlar envai çesit yalan uyduruyorlar, sikilmiyorlar bile, arlanmiyorlar.

Diyorum ki, Burkay’in nasil kendi iradesi ve istegiyle döndügünü bende olan bütün kayitlariyla ispatlarim, zira bu sürecin çogunda somut ve aktif olarak görev aldim, ispatlayamazsam namerdim!

Ve diyorum ki, siz de iddialarinizi ispatlayin, ispatlayamazsaniz namertsiniz!

Hadi hodri meydan!

4 Ocak 2012

[email protected]

Mehmet Ünlüdere

Back to top button