Makale

Çeteler bitmeden Kürt meselesi bitmez

Mehmet Kamis

AK Parti ile CHP’nin liderleri, birkaç gün önce Kürt meselesinin çözüme kavusturulmasi için bir araya geldi. MHP bu projeye inanmadigini, dolayisiyla disarida kalacagini kamuoyuna deklare etti. Hükümetin, daha önceki Kürt açilimindan istedigi sonucu alamayinca, eskiye oranla konuya yaklasimini daha sicak gördügü CHP ile temasa geçmesi ve Basbakan Tayyip Erdogan’in Kemal Kiliçdaroglu ile görüsmesi kamuoyunu heyecanlandirdi.
Iktidar partisi ile anamuhalefetin, Türkiye’nin önemli meseleleri hakkinda ortak hareket etmesi tabii ki çok önemli. Ancak bu girisimin Kürt meselesini çözmekte yeterli olmayacagini düsünüyorum. Her iki partinin de, PKK terörünü asil domine eden seyin ne oldugu konusunda belirsizlikler yasadigina inaniyorum. PKK terörünün tarihi sürecini, ortaya çikartilmasini, iliskilerini, neden israrla çözümsüzlüge oynadigini analiz etmeden Kürt meselesini çözebilmek mümkün görünmüyor.
Cumhuriyet’ten sonra, kültürel haklar alaninda Kürtlerin ihmal edilmisligini, ötelenmisligini inkâr etmemek, terörün 12 Eylül darbesiyle iradi olarak ve kasten üretildigini unutmamak, problemin çözümü için de anahtar olacaktir. Bütün ülkeyi perisan eden 12 Eylül darbesinin Güneydogu’yu ekstra bir batagin içine atmasindaki sinsi oyunu görmek lazim. Darbecilerin bu bölgedeki politikalari Kürtlere adeta, daga çikip elinize silah almazsaniz hepinizin hem onurlarinizi hem de hayatlarinizi perisan ederiz, diyordu.
30 yildir yasananlara baktigimizda; Kürtlerin o dönemde ellerine aldiklari silahtan kurtulmayi bir türlü beceremediklerini, birakmayi her denediklerinde ise büyük provokasyonlarla karsilastiklarini ve silahi elde tutmaya devam etmek zorunda kaldiklarini görürüz.
Turgut Özal ve Esref Bitlis’in bu konuyu çözmedeki kararliliklarinin canlarina mal oldugunu, onlar hayatlarini kaybettikten sonra da 33 erin sehit edildigi Bingöl katliamiyla bölgenin çok kanli bir sürece yeniden sokuldugunu hatirlayalim.
Kürtlerin bu ülkede yasayan diger vatandaslar gibi kültürel olarak büyük magduriyetlere ugratildigi, bunun da Kürtler arasinda siyasî bir anlayisin dogmasina yol açtigi gerçegini inkâr etmeden diyorum ki; PKK terörü laboratuvarda üretilmis bir projedir. Onu üretenler müsaade etmedikçe ortadan kaldirilmasi mümkün görünmemektedir.
Politik açilimlar, iyi niyetli yaklasimlar, siyasî çözüm yollari havanda su dövmekten öteye gidemiyor. PKK terörünün Türkiye’yi yorma, yildirma hatta canindan bezdirme görevi oldugu müddetçe, siyasî görüsmelerle bir çizgiye gelinmesi asla mümkün olmayacaktir. Herkesin bildigi gibi bugüne kadar bütün girisimler bilinçli bir sekilde akim birakilmistir. PKK içindekilerin hatta basindaki Murat Karayilan’in bile silah birakmak istedikleriyle ilgili sözleri, beyanatlari daha büyük gürültülerle bastirilmis, o silahin hep elde kalmasi saglanmistir. Uludere katliaminin da tipki 33 erin sehit edilmesi gibi terör örgütünün hayatiyetini devam ettirmesi adina planli bir tezgâhtan baska bir sey olmadigi herkesin malumu.
Hasili yakin tarihimiz gösteriyor ki, bu habis ruhtan kurtulmadikça Türkiye’nin Kürt meselesinde bir arpa boyu yol alabilmesi mümkün degil. Siyaset gerçekten terörü bitirmek istiyorsa, Türkiye’deki habis ruhu mutlaka temizlemeli. Yoksa dün 33 erin sehit edilmesi, bugün Uludere yarin baska bir seyle kanin bitmesine müsaade etmeyeceklerdir.
————————————-
9 Haziran
Zaman

Mehmet Kamis

Back to top button