Siyasetin Sopasi
Çankaya 29 Ekim aksami, gün boyu yasananlarin tam tersi bir manzara sunuyordu.
Kah örtülü kah açik esleriyle resepsiyona katilan siyasiler, bürokratlar, ögretim üyeleri, sanatçilar, gazeteciler, yine esleriyle hazir bulunan askerler ve aralarindaki temaslar normallesmeye baslayan bir Türkiye’yi resmediyorlardi.
Yeni Safak Gazetesi’nin dünkü ‘Ilklerin Bayrami, Bu Tablo Bize Moral Oldu’ mansetinin isaret ettigi, Çankaya’da yakindan tanik oldugum, bu durumdu.
Alinan bu tür toplumsal yollar son derece önemlidir.
Bu tür manzaralar toplumsal dinamiklerin siyaseti, siyasi alani kusatip, yönlendirmesinin resmi olarak karsimiza çikarlar.
Süphe yok, bu resim ayni zamanda kimi yasaklarin rafa kalkmasinin, siyasi iradenin gösterdigi çabanin, verilen bir mücadelenin sonucudur. Ancak bunlari mümkün kilan toplumsal bir varolustur.
Nitekim Türkiye’nin yakin dönem tarihinin en önemli unsurlarindan birisi, laik kesimde ve Islami kesimde yasanan karsilikli demokratiklesme ve yakinlasma egilimleri oldu.
Türkiye, bugün pek çok diyarda, Islam ve demokrasinin birlikte yasadigi bir model olarak aniliyorsa, unutmamak gerekir ki, bu modelin temelini ‘siyasi unsurlar’dan çok ‘toplumsal dinamikler’ olusturmaktadir.
Öykü ortadadir:
Büyük bir toplumsal degisim dalgasi sonucu, dindar ve laik kesimlerin modern ve kamusal alanda esit bir sekilde yer almalari ve karsilasmalari aralarindaki çatisma faslini önemli ölçüde geride birakmis, yeni bir senteze kapi açmistir.
Bu karsilasma bir yandan, hafiza alistirmalariyla cumhuriyet döneminin yeniden okunmasi ve buna parelel olarak Alevilerin, gayri müslimlerin ‘demokratik kesfi’ öte yandan, verili kimligin adim adim demokratiklesmesi ve seffaflasmasi islevini görmüstür ve görmektedir.
Hatta sivillesmesi islevini..
Degil mi ki, asker-sivil gerginligi bu kosullar içinde, belirli siyasi anlayis ile ordu arasindaki çatisma görüntüsünün ötesine geçmis, ülke askerin siyasi ve askeri islevlerinin toplum tarafindan toplumsal gözle tartisildigi bir noktaya gelmistir.
Özetle, toplum siyasetin yolunu açmaktadir.
Siyasi iradenin göz alici basarisi bunlar üzerine insa olmustur.
Tekrarlamakta mahzur yok, Türkiye’de yasanan degisimin ve yesermekte olan modelin temelinde siyasalin toplumsal tarafindan yönlendirmesi vardir.
Aksi haller Türkiye’de önemli ölçüde kriz dönemlerine isaret ederler..
Bir madalyonun iki yüzü olan ‘siyasi ve toplumsal olan arasindaki baglarin koparildigi depolitizasyon halleri’ ile ‘siyasetin toplumu içine hapsettigi asiri politiklesme durumlari’ bu kriz dönemlerinin tanimlayici unsurlaridir.
28 Subat böyle bir dönemdi örnegin..
Bugün içinde bulundugumuz durum bu açidan paradoksaldir.
Bir yanda yukarida altini çizdigimiz toplumsal seyir yasanmakta, öte yanda siyasi iktidar ve muhalefet merkezli baskin bir siyasallasma toplumu dar bir alana dogru itmeye kalkismaktadir.
Dün bunun örneklerine tanik olduk..
29 Ekim’de sokakta, siyasi alanda yasananlar baskin siyasetin tezahürleri degil miydi?
CHP’nin ve benzerlerinin derinlerde yatan askeri ve otoriter cumhuriyet özlemi bir yanda, coplar ve biber gazlariyla gelen tahammülsüzlük ve otoriterlik öte yanda..
Bunlar, siyasetin toplum üzerindeki tahakküm girisimleridir.
Son dönemlerde bunu artan oranda soluyoruz. Sosyolojik gelismeyi bogan, baski altina alan siyasi gelismeler yasiyoruz.
Siyasetin, siyasi iradenin, muhalefetin her anlamiyla, her yönüyle izlemesi gereken tek güzergah var. Bu, toplumun ve toplumsal degismenin isaret ettigi güzergahtir..
Aksi durumlar vebale isaret eder…
————————————————
Yeni Safak-31 Ekim
Ali Bayramoglu