Makale

Müdahale iyi mi kötü mü

Sorum su: Bölgemizde sorunlar, büyük devletler çok fazla müdahale ettigi için mi çikiyor, yoksa yeteri kadar müdahale etmedikleri için mi? Bir alt soru daha: Büyük devletler hiç insani degerleri dikkate alarak müdahale ettiler mi? Yoksa sözkonusu olan sadece emperyalist çikarlar için mi müdahaledir?

Türk tarih yaziminin rahle-i tedrisatindan geçmis birileri için yukaridaki sorulari sormak bile ayiptir. Cevaplar ayan- beyan ortadadir. Bölgedeki sorunlarin nedeni, emperyalist devletlerin Osmanli’yi bölmek istemesi ve de ikide birde müdahale etmeleriydi. Insan haklari ise sadece emperyalist çikarlari örtmek için kullanilan bir bahaneydi. Eger paylasim hesaplari olmasa ve bu kadar çok müdahale edilmeseydi, ne Osmanli dagilirdi ne de bugünkü sorunlar ortaya çikardi.

Büyük devletlerin sömürgeci çikarlari ve bu dogrultuda müdahaleleri bu tarih yaziminin özünü olusturur. Osmanli Hiristiyanlari bu paylasim hesaplarinda Bati’nin suç ortagidirlar.

Bir de bunun zitti olan bir görüs vardir. Bu görüs büyük devletlerin sömürgeci emellerini degil, insan haklari ihlallerini merkeze koyar. Buna göre, Osmanli özellikle Hiristiyan vatandaslarina yönelik düzenli ve sistemli baski uyguladi ve Bati esas olarak Osmanli’dan yana tavir alip ya hiç ya da çok geç müdahale etti.

Birinci görüs, müdahale fikrini; ikinci görüs ise bugünkü deyimle, insan haklari ihlallerini sorunun kaynagi olarak gördü. Birinci görüse göre müdahale kötü; ikinci görüse göre ise, Osmanli tutum degistirmedikçe müdahale gerekliydi ve çözümdü. Sorun ya hiç yapilmamasi ya da geç yapilmasiydi.

Birinci görüs, dünyaya Osmanli egemenlerinin gözüyle bakar; meseleye bir devletin dagilip- dagilmamasi açisindan yaklasir. Bir dis düsman vardi, bizi bölmek istemekteydi, ve de bir de onun içerideki isbirlikçileri (Ermeniler, Rumlar) var. Aslinda bu görüs, bir görüs olmaktan dahi çikmistir; sagcisi ve solcusu, Müslüman’i ve Alevi’si ile Türklerin genine islemistir.

Biz Türklerin, kendimizi genetik olarak anti-emperyalist görmemizin kökleri, Osmanli egemenlerinin gözünden tarihe bakmamizdan kaynaklanir.

Ikinci görüs, esit kosullarda yasamalarina müsaade edilmeyen, katliamlara maruz kalan basta Ermeni, Rum ve Süryaniler olmak üzere Osmanli Hiristiyan vatandaslarina aittir.

Onlar da büyük devletleri, emperyalist çikarlari öne almakla suçlarlar; Hiristiyanlarin katledilmesine sessiz kalmalari veya göz yummalarinin nedeni budur. En bilinen örnegi 1894-6 Abdülhamit dönemi Ermeni katliamlaridir. Bu yillarda sayisi 100 ile 300 bin arasinda degisen Ermeni katledilmistir ve Rusya dâhil, Batili ülkeler sadece seyretmislerdir; [ne dersiniz, Suriye’ye benziyor mu?]

Bu ayirim ve tartisma niçin önemlidir? Çünkü bugün çok tartistigimiz, insani amaçlarla, bir baska devletin iç islerine müdahale fikri esas olarak 19. yüzyilda olustu ve Hiristiyanlara yapilanlara engel olmak amaciyla Osmanli’ya nasil müdahale edilecegi baglaminda tartisildi. Bu müdahalelerde emperyalist çikarlar ile insani amaçlar hep iç içe var oldu ama ibre daima çikarlardan yana idi. Insani amaçlarla müdahale ancak ve ancak çikarlarla çatismadigi durumlarda sözkonusu oldu.

Özetle, 19. yüzyil Osmanli tarihi bir tek parçalanma tarihi degil, Uluslararasi Insan Haklari Hukuku’nun olusmasi tarihidir de. Bu hukukta 1899 ve 1907 Lahey sözlesmesi ve Rus hukukçu Fedor Martens’e atfen Martens Hükmü olarak anilan ilke çok önemlidir. Martens’in bu fikirlerinde 1878 Osmanli- Rus Savasi’nin etkin oldugunu ise kimse bilmez. Martens için 1878 savasi ‘medeni milletlerin insani duygularinin çigligi’ idi. Osmanli tarihini sadece emperyalistlerin bizi parçalama tarihi olarak gören bir zihniyetin anlayabilecegi seyler degildir bunlar.

————————–

Taraf-5 Eylül

Taner Akçam

Back to top button