‘Kine Em ‘Beyler?
‘Ayiptir günahtir’. Bu sözler bundan 77 yil önce, 15 Kasim 1937’de celletlarin yüzüne haykiran Merhum önder Seyit Riza’nin sözleridir. Sayet bugün Seyit Riza hayatta olmus olsaydi, inaniyorum ki bu sözleri baskalari için yine de kullanmis olurdu. Bir kasik suda firtina koparmak, yada öküzün altinda buzagi aramak bu olsa gerek. Bu baylarimiz akillarini peynir ekmekle yemeye devam ediyorlar. Bunlar bizlere akil dagitip aba altinda sopa göstereceklerine, varsa azicik akillari onu da fazla israf etmesinler. Benim görebildigim kadariyla, bunlar bu güne kadar gölge etmeselerdi, çoktan ‘ SU’ kendi yolunu bulur, Firat ve Dicle’de bulusurdu.
Bir haftadir Memleketim Kayseri ‘Sariz’dayim. Gündemi çok yogun bir sekilde takip etme olanagini buldum. Sayin Burkay’in Güney ve ardindan Kuzey Kurdistan gezilerini simdi daha iyi okuyabiliyorum. Bugün, 16 Kasim 2013 gerçek anlamda tarihi bir gündü. Ahmet kaya bundan tam 13 yil evvel bugün sürgünde ve en verimli oldugu yillarda yasamini yitirdi. Bu tarihi günü farkli yorumlayanlar mutlaka çikacaktir. Kadim Diyaribekir- Amed bir ilke daha imza atti. Bizlerin yüregi Amed’deydi . Bir nefes kadar yakindik sayin Barzani, Sivan ve Ibo’ya. Eskiden agzi kulaklarinda olan Arinç bugün bu tarihi günde göz yaslarini tutamiyordu. Gerçi Arinç’in akittiyi gözyaslarina, timsah gözyasi diyenler kesinlikle olacaktir. Ibo bu günü Kürtçe sözleriyle ‘bir bayramdir’ diye ifade ediyordu. Sivan artik inkar ve asimilasyonun ve ülkeye olan hasretinin bittigini ve Sayin Barzani de esitlik, kardeslik ve barisin her seye vesile olmasini dile getiriyorlardi. Sayin Erdogan TC. Tarihinde bir ilke imza atiyor ve bir kirilmanin altini Su sözlerle ‘ Bölgesel Kürdistan Baskani sayin Barzani ‘ diye dile getiriyordu. Bence tabular yikilmaya baslamistir. Bundan sonra geri dönüs artik kesinlikle olmayacaktir. Birilerinin dilleri sisse de, nefesleri daralsa da bu böyle olacaktir. Yani hiçbir sey kesinlikle eskisi gibi olmayacaktir. Bu açilima karsi direnenler elbette olacak, akintiya kürek çekenler çikacaktir. Bunlarin uykulari kaçacaktir, kaçmalidir da.
Kim ne derse desin, herkes bu son gelismelerden sonra, kendilerine pay çikaracaklardir. Bu resmin karelerinde Kürtler kadar Türkler de kazançli çikacaklardir. Bu günlere kolay gelinmedi. Bu cografyada kulaç atan birçoklarinin bu manzarada paylari vardir. Sayin Burkay iki degisik siirinde söyle demisti: ‘Bosa gitmedi çektigimiz acilar’ ve ‘Her damla kan yarinlara bir armagandir’ . Dogrusunu söyleyecek olursak bu son 10 senede yasananlar bir Kirilmadir. AK Parti de bu günlere, her türlü engellere ragmen kolay gelmedi. Var olan adaletsiz ortama ragmen kararlica ve adeta igneyle kuyu kazircasina bu günlere geldiler. Pusuda bekleyenlerin hevesleri kursaklarinda kalmistir. AK Parti rejiminde Kürtler, ezilen ve ötekilestirilenler için bir devrim dogru degildir. Fakat 80 yillik TC tarihinde bu yeni durum AK Parti ve digerleri için evrim ve bir o kadar da devrimdir. Bu devrim Atatürk’ün harf, sapka ve kiyafet devrimlerine hiç benzemez. Türk ve Islam bilesenlerinin hakim oldugu bir TC devletinde, Kürtleri bir halk olarak tanimak ve ülkelerine de Kürdistan denmesi AK Parti’ye nasip olmustur. Gerisi gelecektir ve gelmelidir de. Atilan adimlara kis, kis gülüp es geçmek vede AK Parti düsmanligi yapmak bize düsmez. Herkes kendisince hesap yapiyor, bundan daha dogali da olamaz.
Daha önceki makalelerimde de belirtigim gibi Kürtler figüranliktan çikip aktörlesmeye dogru ilerliyorlar. Buna Kürdler kadar, bölge hatta ve hatta, bati devletlerinin de ihtiyaci vardir. Cografik konumlari geregi Kürdler zengin maden kaynaklari üzerinde oturuyorlar. Kürdler oturduklari yerin kiymetini yavas yavas hissedip, görmeye basliyorlar. Kürdlerin enerji ve dogal kaynaklari bazilarinin istahini her geçen gün daha da kabartmaktadir. Kürler bunun bilincinde olarak gelecege yatirim yapip, iliskilerini de ona göre dizayn etmek zorundadirlar. Düne nazaran bugün Güney Kurdistan ile Türkiye’nin ticari iliskileri 20 milyar dolari asmistir. Bu durum TC yi biraz daha politik, siyasi degisikliklere mutlaka zorlayacaktir. Bunu Kürdler ve özellikle de Güney Kürdistan yönetimi çok ustaca kullanmak zorundadir. Kürdler yüzlerini en basta da bir birlerine dönmek zorundadirlar. Bölge devletleriyle iliskiler varsin olsun. Bu iliskiler kürdlerin bir birleriyle itisip kakismalarini beraberinde getirmemelidir. Hiç bir parti ve örgüt kendisinde su lüksü kesinlikle görmemeli ve dememelidir ki ‘ benim iliski agim, seninkine bir sifir gol atar’ diye. Bu kafaya sahip olup bunu savunanlara, bizler kesinlikle firsat vermemeliyiz. Sam, Tahran, Bagdat ve Ankara ne kadar sirin de olsalar, Kürdistan daha da sirindir. Kürdler ve özelliklede PKK bu kamburdan kurtulup, yönünü Mahabat, Hewler, Kamislo ve Amed’e çevirmelidir. Esas çözümün anahtari tüm renk ve güzelliklerle, gül bahçesinde birlikte yasamaktir.
Sivan canli bedeniyle dogdugu topraklara 38 yil sonra ilk defa, hem de milli kiyafetiyle biraz ilerlemis yasi ve agarmis basiyla gelebildi. Çok görmeyin ve gölge de etmeyin beyler. Ellerinizi biran olsun vicdaniniza koyun ve öyle düsünün. Sizler olsaydiniz, gerçekten ne yapardiniz?. Kimi çatlak sesleri yine de isitir gibiyim. Sivan’in sesi ve yorumunun yaninda, bu çatlaklarin sesi cüce kalacaktir. Sivan ne stranlarindan, ne de durusunda asla ödün vermeyecektir. ‘Kine Em’ parçasini sürgünde degil, ta Ankara’nin göbegindede haykirmaya devam edecektir .
Hüseyin Sahin