Ne gam Dinime küfreden, Müslüman olsa bari!’
Degerli okurlar,
Tarihte Hz. Muhammed döneminde yasanmis bir Hendek savasi vardi. Son dönemlerde mesele ve gündem ‘ÇUKUR’ olunca Internette Hendek Savasi üzerine su bilgilere rastladim ve bu yüzden de yukaridaki basligi Apocu zihniyet için uygun buldum.
‘Hicretin 5. senesi, 29 Sevval. Milâdî 24 Ocak 627.
Uhud Harbinden iki yil sonra vuku bulan Hendek Muhârebesi, Islâmî gelismenin önündeki engellerin büyük ölçüde bertaraf olmasinda büyük rol oynamis mühim muhârebelerden biridir.
Düsman saldirisini kolayca önlemek maksadiyla, Resûl-i Ekremin Medine etrafinda hendekler kazdirmasi sebebiyle, Hendek Savasi adini alan bu muhârebenin bir diger adi da “Ahzab”dir. Bu adi, Kureys müsrikleri ile birlikte, Yahudiler, Gatafanlar ve daha bir çok Arap kabilesi ve topluluklarinin Medine üzerine yürümek için bir araya gelmis olmalarindan dolayi almistir’.
KDP kendisine göre adi geçen ‘Hendek’ konusunda kamuoyuna yönelik bir açiklama begensek de, begenmesek de yaparak durumu izah etti. Bir Hendek meselesidir son günlerde Apocular basininda basini almis gidiyor.
Geçenlerde Ö. Politika’nin 11 Nisan tarihli ‘Forum’ sayfasinda Hüseyin Ali diye birinin ‘KDP akli’ diye bir yazisini okudum ve yukarida kullandigim baslik aklima geldi. H. Ali, adi geçen yazisinin bir bölümünde söyle diyor: ‘KDP parti çikarlari söz konusu oldugunda her türlü siyasi güçle iliski içine girebilmekte ve ulusal çikarlar karsiti tutum gösterebilmektedir. KDP kendisini Kürdistan agasi görmektedir’. Yine 14 Nisan tarihli Ö.Politika’da ‘Ihanet çukuru’ diye bir yazi Ufuktan adli kösede yayinlandi. ‘KDP Rojavaya dönük ambargoyla bu utanca dahil oldu. KDP’nin ihanet çukuru, Birakuji savasi yürüten KDP’ ve Ferda Çetin’in ‘O hendekler dolar’ adli kiskirtici makalesi v.s. gibi.
Bu kisa alintilardan sonra gelelim konumuza, degerli okurlar. Hiç de o kadar uzaga gitmege gerek yok. Hafizamizi biraz zorlarsak son 20, 30 yil içerisinde, Apocularin sirf kendi muhalif kadro ve taraftarlarina uyguladiklari ne hendek, çukur ne de kuyularla ifade edilebilinir.Resul Altinok’a ve Saime Askin’lara uygulananlar hala belleklerdedir. R. Altinok’un Lübnan Bekasi’nda diri, diri topraga gömülmesi yukaridaki hangi sikka uyar bilemem. Yada Apocularin EFENDILERINDEN aldiklari emirlerle 1994 te Güney Kürdistan’da baslattiklari su meshur 15 Agustos çikarmasi. KDP’ye karsi savasmayi red eden gerillalarin, Apocular tarfindan katledilerek hangi tas ve agacin altina gömdüklerine ne ad bulacagiz? Hollanda’da 1980 lerin sonlarinda Mahmud Bilgin hangi yöntemlerle katledilip kanala atildi, yada Pazarcikli Dogan Köln’de kaçinci kattan diri diri asagiya atildi? sahi bu uygulamayi yapanlara kanalci ve katçilar mi diyecegiz? KDP yi bir yana birakacak olursak Apocularin ‘devrimcilik adina’ sömürgeci güçlerle gelistirdikleri kirli iliskiler mesru mudur? Öyleyse bu çifte sitandart ve bu telas niye?. Diger yandan 1994’lerde Apocular Zaho’dan binlerce TIRin Güney Kürdistan’a geçisini engelleyerek sömürgeci politikalara destek sunarak, ambargo uygulamadilar mi?. ‘Devrimci Agalar’ dururken, burada KDP nin agaligi yaya kalir. Buna en iyi örnek geçen sene suya düsen Ulusal konferans ve Kongre’dir. Bu zihniyet ve iliskiler var oldugu müddetçede Apocular ‘Devrimci agaligi’ kimseye vermezler. Bu agaligin en iyi örnegini Apocular, en son olarak Kuzey Kürdistan’da 30 Mart’ta yapilan yerel seçimlerde HAK-PAR’a karsi uygulamislardir.
Gelelim seçim panoramasina degerli okurlar.
Bir seçim daha geride kaldi. Bavo, ne seçimdi bu ya. Ben bile takip etmekten yoruldum. Bu yasima geldim geleli böyle igrenç bir seçim atmosferi ne duydum, ne de yasadim, gerçi dünya alem de yasamadi. Belki de bunda sasilacak bir seyde yok. Meselenin içine kimi siyasi hesap ve rantlar girince, isin rengi tamamen degisiyormus. Muhtarlik seçimlerinde bile bu hesaplardan dolayi çogu zaman kimi bedenler yere düser, kafa ve gözler bir çok kez yarilirdi. Bir çok kesim Seçimler öncesi Cemaat ve AKP arasinda yasanan kavgadan dolayi, AKP’nin kaybedecegini tahmin ettiler. Devasa maddi imkan ve medya destegine ragmen Cemaat amacina ulasamadi. Cemaat hem nala, hem de miha vurdu.Tüm bunlara ragmen halk ezici çogunlukla Kuzey Kürdistan’da dahil, tercihini Erdogan AKP sinden yana yapti. AKP, sürekli bahsettigi ve hedefledigi 2023 yilina kesinlikle Erdogansiz varamaz, çünkü Erdogan bu partinin motor gücüdür. Erdoganin Çankaya’ya çikmasi, AKP’ye gelecek seçimlerde bir kirilma yasatacaktir. Bunu Erdogan AKP’sinin Çankaya’ya ragmen göze alacagini tahmin etmiyorum. Sayet devreye baska güç ve eller girmezse. Hele, hele Erdogan gibi bir Liderin tüm olanlardan sonra AKP’yi Erdogansiz birakmasi düsünülemez. Erdogan Çankaya askina AKP yi bu saatten sonra, uçuruma götürmez. Ortadogu toplumlari agzi laf eden lider, haci ve hoca ve diktatörlere bakar. Bu toplumlarda kalite ve icra çogu zaman ikinci siralarda gelir. Gözlerinin önünde çalsaniz da, çirpsaniz da bu durum çogu zaman degismez. Kuzey Kürdistan’da da durum bundan pek farkli degildir. Apo’nun her türlü iliski ve söylemleri birçok kesimde mesrudur, senettir ve bu ayni zamanda devlet için muazzam bir güvencedir.
HAK-PAR bu yerel seçimlerde kendisini ilk defa her türden dez avantaja ve kisitli imkanlara ragmen adam akilli sinamis, ben de bu iste varim demistir. Bunun neticesinde 50 bini askin bir kitle bu partiye sahip çikmistir. Bu kitle ne ezan, ne de silah sesi ile yönlendirilen bir kesimdir. Bu seçmen kime, ne için oy verdigini bilen, seçici bir kitledir. Tüm bunlardan hareketle daha büyük bir özgüven ve cesaretle genel seçimlere asilmak, kaçinilmaz olarak önümüzde durmaktadir. Bunun için HAK-PAR tez elden bir an evvel kendi seçmenine ulasma yollarini aramali, onlarla sicak iliskiler kurmak ve tesekkürlerini belirtmek zorundadir. Bana göre genel seçimlerde HAK-PAR bir kaç il belirlemeli ve tüm enerjisini buralara seferber etmelidir. Eskiden güçlü iliski ve örgüt aginin genis oldugu Agri, Diyarbakir, Bitlis, Bingöl gibi illerin tekrardan ete kemige büründürülmesi, günümüzde yine bir zorunluluk olarak önümüzde durmaktadir. Kürd toplumunun genel yapisini göz önünde bulundurdugumuzda kimi sahsiyetlerin karizmalari önemlidir. Bu yüzden de kimi illerde yerel ve genel seçimlerde aday gösterirken bu kriterlere de mutlaka dikkat etmek gerek.
Dersim seçimlerinde bence en belirleyici olan konulardan üçü Sakine Cansiz olayi, Kiliçdaroglu’nun Bozkurt isareti ve BDP’nin Dersimde diger sol örgütlerle gelistirdigi seçim blogudur.Bunlardan dolayida BDP Dersimde, belediye baskanligini kazanmistir.
Adana ve Mersin gibi Kürd seçmeninin agirlikta bulundugu illerde MHP’nin Belediyeleri kazanmasi bir ilktir. Burada sanirim CHP, MHP ye destek sunmustur. Bunun disinda bu illerdeki Kürd kitlesi HDP yi benimsememis ve büyük olasilikla da bu yüzden de oy kullanmamayi tercih etmislerdir. HAK-PAR buralara da asilmak zorundadir.
Uzaktan gazel okuyanlardan degilim. HAK-PAR seçim çalismalarinda manevi ve maddi anlamda emekleri geçmis tüm degerli insanlarimiza tesekkürlerimi sunuyorum.
Köln biriminin tekrardan dernek lokaline kavusmasini büyük bir sevinçle karsiliyor ve en içten dayanismaci mesajlarimi bu vesile ile iletiyorum. Bu örnek girisimin baska birimlere vesile olmasinida ayrica cani gönülden istiyorum.
Hüseyin Sahin