ISID ve benzesenlerini yaratan siyasi vakalardan kesitler
Demokrasi sözcügünün sözlük karsiligi,her ne kadar ‘Halkin kendi egemenligine dayali yönetim biçimi,’olarak tanimlaniyorsa da,bu sözcügün toplumsal yasamda deger kazanmasi, toplumun her alaninda demokrasiyi yasama geçirecek uygun yapilar kurmayi zorunlu kilar. Bu yapilar öncelikle tarihsel bütünlük içinde açik zihinle egitim kurumlarinda toplumun çalisma,üretme,paylasma yetisini gelistirici,emegin üretkenliginin önemini kusaktan kusaga aktarici anlaminda her tür baski kurulmalardan uzak demokrasi kültürünü gerektirmektedir.
Buna karsin,tarihsel esitsizlik ve bölgesel farkliliklar bahane edilerek her uygarligin kendi yönetim seklini,olmadi despotizmini yarata bilir anlayisiyla çag disi feodal kodlarin karakterine uygun gelenekçi,töreci yanlis formasyonlari evrensel anlamda demokrasi kültüründen koparilmis,böylece uluslasma bilinci,adalet istenci bastirilmis topluma kültür diye dayatilmasinin adi demokratik bilmem ne olursa olsun,bu yol demokrasi yolu degil, tarihsel bütünlükten yoksun birakilmis toplumu basit çikarciliga alistirarak feodal kodlayicilarin biçimlendirdigi basit yaratiklar topluluguna dönüstürür.Oysa evrensel anlamda demokrasi kültürü,kültür uygarligi,uygarlik üretkenligi ve insanca paylasma ahlakinin yasam bulmasina kaynaklik eder.
Bu tanimdan da anlasildigi gibi ortaya çikan tema,hiç kuskusuz yer küre üstünde iç ve dis etken ortakliginin biçimlendirdigi sömürgeci güç mantigina uygun,hakkaniyete dayali yol gösterici tarihsel bütünlügünden dolayisiyla demokratik yasam anlayisindan koparilmis Kürtleri akla getirmektedir.Günümüzde adalet kurumlarinin tepkisizliginden istifade,adaletsizligi haksizlara siyasi imtiyaz sayici,insanliga karsi islenmis suçlari örtücü,masum insanlarin haykirislarinin ise boguldugu yapinin adi DEMOKRATIK KUBBE konmaya çalisiliyorsa,bu çarpik,her yani suç kokan temele itirazi olmayan medya,muhalif Kürt siyasiler,aydinlar,elitler de hiç masum degil.Imrali görüsmeleri de,toplumsal haksizliklari giderecek,hassasiyetleri gözetici ipuçlari vermek yerine,rant baronu feodal kodlayicilar,sanki disaridan iletilen talimatlari görüsülüyormus izlenimi yaratiyor.Bu nedenle karar verici efendi kim? bulanikligi karsisinda kafalar hayli karisik.Nitekim,mazlumlara yönelik aymazca her uygulamanin ‘O biliyor,”Bir bildigi var,’gibi asilsiz söylencelerle Imrali’ya yükleyip günah keçisi saymalar,görüsmelerin inandiriciligini gölgeliyor.Hal böyleyken toplumun insanca yasama hakkinin korunmadigi, esitsizlige,adaletsizlige tepkili kesimin,toplumsal refleksle nasil bir radikallesmeye sarilabilecegi düsünülmemekte..Bu anlamda Gandi’nin su sözleri her zaman önemsemeli.’Siz,kendi ellerinizle teslim etmediginiz sürece,kimse sizin kendinize olan sayginizi elinizden alamaz.’Zaten tarihin akisi da gösteriyor ki,kendi içinde çagcil paradokslarin biçimlendirdigi demokrasi kültürü geregi bütünlükçü mantikla paylasimci ve adil olma aliskanligindan mahrum toplumlari,disaridan hiç de yorucu olmayan müdahaleyle alt etmek kolaydir.
Buna karsin,kimi aydinlarin,arastirmaci yazarlarin hakkaniyetle yaptiklari arastirmalar, buruk bile olsa Kürtlerin gerçeginden kesitler ortaya koymalari hayli önemlidir.Bu arastirmaci yazarlardan Serdar Halil Gökmen’in ‘Çiyayé Kurmanca'(Kürtlerin Dagi) arastirmasi,geçmisin oldugu kadar günümüzün de yansimasidir.Adi her ne olursa olsun,Seyh Sait kiyaminda görev almis ittihat ve terakkinin biçimlendirdigi mevcutlu ve yetkin bir istihbarat elemaninin, sistemle her zaman iç içe olmus kimi asiret agalarinin kendisi için uydurdugu öyküyle Efrin ovasina kadar uzanan Amanos mintikasinda etkili olacak tarikat seyhligi sunumu ve etkinligiyle gelisen olaylarla Kürtlerin varlik nedenlerinden uzaklastirilmalari adeta ikinci bir Lavrens vakasini çagristirmakta.Bilindigi gibi Avrupa’da patlak veren birinci büyük savas sonucu bir milyon yediyüz bin insan yasamini yitirirken,savasan ülkeler arasinda gelisen diplomasiyle çanlar,yasanan savasla hiç alakasi olmayan Kürdistan için çalmis.Kürdistan dört parçaya bölünüp bir parçasi Irak’a birakildigi zaman Ingiliz ve Fransiz yönrticilerin zihin estetiklerinde biçimlendirdikleri disinda yer küre üzerinde Irak diye bir ülke yoktu.(Yil 1918.)
Sykes Picot anlasmasiyla (16 Mayis 1916) Suriye ve bagli olarak Maras,Antep ve Urfa Fransizlara birakilirken,bu illerin isgali üzerine Kürt asiretler sadece hegemonik alan üstünlüklerinin ellerinden alinabilir endisesiyle aralarindaki husumetleri dondurarak olusturduklari ortak güçle,Fransizlari bu illerden çikarip 20 Ekim 1921 de çekilmeye zorlarken ayni yil toplanan BAKÜ KONFERANSInda Kürtleri ittihat ve terakkinin en güçlü ismi Enver Pasa temsil ediyor,böylece Kürtlerin toprak taleplerinin olmadigi dünyaya deklere ediliyordu.Uluslar arasi rekabetle paylasim arenasinda çanlar Kürdistan için çaliyor,sesler dünyada yankilaniyor,ittihat ve terakkinin kendisine bagimliligini pekistirdigi cinayet,yagma ve çapul serbestligi verilmis Hamidiye Alaylari korkusuyla istençleri bastirilmis Kürtlerin bundan haberi olmuyordu.
Yakin tarihte yasananlara tarihsel perspektifle bakildigi zaman,ISID vakasiyla çanlarin tekrar Kürtler için çalmanin amaçlandigini düsünen herkes okuyabiliyor.Ergenekon terör örgütü ve yerel versiyonlari çetelesen korucularla Kürtlere dayittigi kirimdan,faili meçhullerden esinlenen Arap dünyasinin,Kürdistan Federe Devletini hizaya getirip istemlerine uygun dizayn etmek amaçli çöllerde büyüttügü Arap gladyosu ISID,yaratilis amacindan saparak sunni eksen üzerinde kendisini besleyen efendilerine yöneltmis ve baslarini istiyorsa bu,Kürtleri alakadar etmemeli.Keser döner sap döner örnegi yanlis hesap yönünü Bagdat’a vererek Maliki’nin olmazsa olmazi sii yönetimini hedeflemesi elbette Iran’i endiselendirecek.Tahran bir yandan Kürdistanla sinirini kapatip agir silahlarla sinira güç yigarken diger yandan Hewler’i Maliki’ye destege zorlamasi belki karamsar örneklemedir ancak 1877-78 de Osmanliyla ayni cephede Rus ve Bulgar ortak gücüyle çarpismasina ragmen,Seyh Übeydullah ve destek gücünün,asirlarin rakibi Osmanli-Iran ittifakiyla imha edidigi unutulmamali.Hal böyleyken Iran’la yakin iliskili YNK ve Goran hareketleri,Kürtlerin çikarina hizmet etmeyen oyalayici konseptler yerine kazanimlarin,bütün yurtsever egilimlerin kazanimi oldugu düsüncesiyle Sayin Mesut Berzani’nin,tüm toplumsal kesimleri kapsayan rasyonel ve adil durusunun arkasinda durmali.Kaldi ki kisa vadede görülen basari nihai basari degil.Nitekim Güney Kürdistan’in zenginlik kaynaklarinin uzakdogu ve Avrupa ekonomisinin rotasini belirleyici olmasi,rotasindan çikmis,ne islam termonolojisini,ne çagdas hukuku tanimayan,adaletin ortadan kaldirildigi fiili durumlari toplumsal statü sayan rant eksenli siyasi egilimleri de çileden çikaracaga benziyor,derken Türkiye’nin de bazi düsler bahane ederek radikal islamla flört etmesinin,zamanla ters teperek kendisine yönelebilecegini görmesi gerekiyor.Çünkü cihatçi ideoloji,her inanç grubu kadar müslümanlari da ürkütüyor.
Tarih,artik Kürtler için tekerrür etmemeli.
ALI KIZILAY
Emekli Ögretmen-YAZAR
Ali Kizilay