Makale

Buruk bir bayram hikâyesi

Çocuklar sokakta oynuyordu. Yasli bir adam, aralarindan birine seslendi: ‘Bana yardimci olabilir misin?’ Küçük kiz 7-8 yaslarindaydi; kiyafeti eski püsküydü. Adam, çocugun saçlarini oksadiktan sonra, ‘Vitrindeki kabani giyer misin? Bakalim üzerine uyacak mi’ dedi.

Çocuk, ‘Acaba rüyada miyim’ diye düsündü. O hep yipranmis kiyafetler giymeye alismisti. Bayrama 3 gün vardi ama paralari olmadigi için ailesi ona yeni elbiseler alamayacakti. Satici, kemik dügmeli kirmizi kabani fakir kiza giydirdi. Çocuk, oyunu birakip geldigi için, rengârenk misketleri elinde tutuyordu. Düsmesinler diye kabanin cebine koyuverdi. Aynada ‘Ne güzel oldum; kirmizi bana ne kadar yakisti’ diye kendisini seyrederken gözleri mutluluktan isil isildi. Birden yasli adamin sesini duydu: ‘Bu kabani torunuma aliyorum. Kendisine sürpriz yapacagim için senin üzerinde denedim.’ Küçük kiz aynaya son bir defa bakti ve sonra üzerindekileri çikararak, sessizce dükkândan ayrildi. Arkadaslari ‘Haydi oyuna devam edelim, nerede misketlerin’ diye sordular.

Gözlerinden süzülen inci gibi yaslari arkadaslarindan kaçirmaya çalisirken, ‘Onlar bu elbiselere yakismayacak kadar güzeldi; bayramlik kabanimin cebine sakladim’ cevabini verdi.

***

Yani basimizda, hikâyede anlatildigi gibi boynu bükük çocuklarin yasadigini aklimizdan çikarmayalim. Ve bilelim ki, biz imkânlarimizi ne kadar baskalariyla paylasirsak, Allah da o kadar bizim yüzümüzü güldürür.

Topçu Kislasi

Bu ne biçim inat? Hâlâ Topçu Kislasi tartismasi bitmedi. Oysa siyaset, kamuoyundan gelen tepkileri dikkate alarak, ülkeyi yönetmek sanati degil mi?

Istanbul 1. Idare Mahkemesi, Taksim Meydani Yayalastirma Projesi’ne iliskin imar degisikliklerini 6 Haziran 2013’te iptal etmisti. Istanbul Büyüksehir Belediyesi’nin temyizi üzerine, Danistay 6. Dairesi, 29 Nisan 2014’te iptal kararini onadi. Büyüksehir Belediyesi, 6. Daire’ye karar düzeltme talebiyle basvurdu. Bu arada, 6. Daire’nin üyeleri degisti. Yeni bir heyet ve yeni bir bilirkisinin incelemesi sonucunda, 1. Idare Mahkemesi’nin verdigi iptal karari, 31 Mart 2015’te kaldirildi. Bu daha yeni meydana çikti. Hem emsaline az rastlanir biçimde ayni Daire, birbirinin zitti 2 karar vermis durumda hem de bunu özenle kamuoyundan gizlemisler.

Bu inat, Ahmet Davutoglu’nun inadi degil. Belli ki emir yüksek yerden geliyor.

Ama saniyor musunuz ki, Taksim’e Topçu Kislasi yapilabilecek? Ben hiç sanmiyorum… Birçok seyden eminim. Sulh Ceza Hâkimlikleri kalkacak; Iç Güvenlik Paketi’nin antidemokratik hükümleri degistirilecek; polisler, savcilar, hâkimler cezaevinden çikacak; Riza Sarraf ve 4 bakan yargilanacak… Üstelik yargilama onlarla sinirli kalmayacak; ucu kim bilir kimlere dokunacak? Sadece biraz sabir gerekiyor.

Urla villalari

‘Ben yaptim oldu’ zihniyeti, her adimda kendini belli ediyor. Tabii 7 Haziran seçimlerinden sonra bir nebze gücü kirildi. AK Parti-CHP hükümeti kuruldugu takdirde, iyice etkisizlesecegini tahmin ediyorum. Yavas yavas haksiz uygulamalardan geri dönülecek. Mahkemelere de cesaret geldi. Meselâ Urla’daki villalar… Aileye 2 villa tahsisi karsiliginda, Urla ilçesi Zeytineli köyündeki Hacilar koyu, Çevre ve Sehircilik Il Müdürlügü tarafindan 1. derece sit alanindan, yapilasmaya izin verilen 3. derece sit alani statüsüne geçirilmisti. Çevreciler, Izmir 2. Idare Mahkemesi’nde dava açtilar. Mahkemenin belirledigi 3 bilirkisi, villalarin oldugu yerin ‘Sürdürülebilir koruma ve kontrollü kullanma alani’ olmasi istikametinde görüs bildirdi. Bir baska ifadeyle ‘3. derece dogal sit alani kalabilir’ denildi. Ama mahkeme, arazinin, 1. derece dogal sit özelligi tasidigi sonucuna vararak, kontrollü kullanim alani kararinin yürütmesini durdurdu.

Halbuki Latif Topbas bu basariyi 2 villa tahsisi karsiliginda saglamisti. Üstelik isinin takibini bizzat Basbakan Tayyip Erdogan’a yaptirmisti. Bu husus, 25 Aralik yolsuzluk dosyasinin ekleri arasinda yer aliyor. Hepsi yasal dinleme. Çünkü takip edilen Latif Topbas; Erdogan onunla konusunca dinlemeye takiliyor.

Topbas, 5 Ocak 2013’te, Basbakan’a, evleri yikmak istiyor diye Izmir Valisi’ni sikâyet ediyor. (4 ay sonra Izmir Valisi’nin tayini çikiyor.) 13 Eylül’de, Çevre ve Sehircilik Bakani Erdogan Bayraktar’in uyarilmasini talep ediyor. Urla Kaymakami’nin Çevre ve Sehircilik Bakanligi Il Müdürü’ne gidecegini söylüyor: ‘Buna ihtiyacimiz var bizim. Urla Kaymakami ona gidecek. Mahkeme için onlarin bir sey yapmasi lâzimmis. Erdogan Bey’e (Bayraktar) bir sey söylerseniz iyi olur.’ Basbakan ‘Simdi onu bir arayayim da yurtdisinda degilse insallah’ cevabini veriyor.

1 Ekim 2013’te yeni bir telefon konusmasi…

Topbas: Abi Imar Bakani mi ne vardi ona söyleyebildin mi? Kaymakam seye gidecekti.

Erdogan: Abi söyledim Urla seyine. O kendisi arayacakti il müdürünü… Su bir iki gün içinde aramazlarsa, tekrar benim haberim olsun.

Topbas: Kaymakam gitmis oraya, benim böyle bir seyden haberim yok demis o imar müdürü.

Erdogan: Bir dakika (Yanindaki sahsa ‘Bana Erdogan’i hemen bagla
bakayim’ talimatini veriyor. Bayraktar’la konusuyor. Ona, il müdürünün Urla Kaymakami’na ‘Meseleden haberim yok’ dedigini naklediyor.)
Aldigi bilgileri Latif Topbas’a aktariyor: ‘Mustafa agabey dün kaymakamla bir araya gelmisler. Komisyona biz soktuk, komisyonda çözecegiz’ diyor.

***

Bunun adi düpedüz nüfuz suistimali. Üstelik karsiligi da var: Arkali önlü 2 villa; araya bir havuz yapilacak. Ama ikinci kattan görülmeyecek. Anne rahatça bahçede gezecek; çocuklara ufak bir oyun parki çikacak.
Simdilik bu proje mahkemeden döndü. Fakat belli olmaz, bir bakarsiniz heyet degisir. Villalar da gene 1. dereceden 3. derece sit alanina geçer.

Digiturk satisi

Türkiye’yi yönetenlerin üzerinde zaten bir saibe var. Hal böyle olunca, her alisverise insan kuskuyla bakiyor. Bir de bu alisveris kapali kapilar ardinda gerçeklesirse, süpheler iyice derinlesiyor. Digiturk’ün Katarli medya grubuna satilmasindan söz ediyorum. Rekabet ortami olusturulmadan böyle bir satis gerçeklesebilir mi? Ne malûm ucuza gitmedigi?.. Ne malûm birilerinin aradan avanta götürmedigi?.. Hatta o Katarli medya grubuna bizden bazi siyasetçilerin ortak olmadigi?..

Bu satis, Rekabet Kurulu’ndan ve RTÜK’ten onay alamaz. Onay veren suça istirak etmis olur. Açikça ‘suç’ diyorum çünkü devletin mali bir oldubittiyle yandas isadamlarina peskes çekilemez. Bunun adi yolsuzluktur, usulsüzlüktür, nüfuz suistimalidir, avantaciliktir.

——————————————–

Bugün-18 Temmuz

Nazli Ilicak

Back to top button