Makale

Türkiye Nereye

Bir zamanlar popüler bir soru vardi: ‘Kürtler demokrasiyi satar mi?’…

Çözüm süreci basladiginda etekleri tutusan bir grup sol/liberal aydin, Kürtlerle uzlasan bir AKP’nin, geri döndürülemez, yerinden oynatilamaz bir iktidar insa edebilecegi panigine kapilmislardi. Öcalan’in ‘biz Erdogan’in baskanlik sistemi önerisine destek verebiliriz’ mealindeki açiklamasi alarm etkisi yaratmis, ‘al baskanligi ver özerkligi’ pazarligina mi gidiyor bu is sorulari sorulur olmustu.

Muhafazakâr sosyolojinin yükselisi ve dönüstürücülügüyle zaten hiç barisik olamayan; süreci kültürel alerjiyle hep eli yüreginde izleyen -dönemin moda deyimiyle- bu ‘endiseli modernler’; kiyilarin apolitik laikleri ile Alevi muhalefetin gücünün gidisi etkilemeye yetmeyecegini görüyorlardi. Gözleri hep Kürtlerin siyasi hattinda oldu. Nasil askeri vesayet bürokrasisi degisimi püskürtmek için Kürt hareketiyle AKP hükümetlerini karsi karsiya getirmeye çalismissa, daha sonra sol/liberal kesimler de ayni yola yatirim yapmaktan hiç vaz geçmediler.

2013 Mart’inda milyonu askin Kürt’ün bayram coskusuyla toplandigi Diyarbakir’da, Öcalan’in silahli mücadele döneminin kapandigini ilan ettigi mektubu okunurken, kimlerin yüzünün düstügünü hepimiz hatirliyoruz. ‘Demokrasi olmadan baris olmaz’ cümlesi aslinda Öcalan’a bir cevapti. Bugün, sanki bir siyasi öngörüymüs gibi piskince hatirlattiklari bu slogan aslinda AKP- Kürt uzlasmasinin yarattigi derin hayal kirikliklarini açiga vuran, çözüme itiraz çigligiydi. ‘Kürtler Türkleri satiyor mu?’, ‘ne aldiniz da silahi birakacaksiniz?’, ‘silahtan baska pazarlik gücünüz mü var?’ sorulari, hep bu kesimin bu dönemdeki ruh halini açiga vuran kötücül sayiklamalardir.

Aralarindan birisinin Kobani’den sonra Kürtleri Ortadogu’nun yeni modeli ilan ettigini iyi hatirliyorum. Kadin gerillalar üzerinden romantik yüceltmeler esliginde Kürtlere; ‘ Türkiye’nin dar sinirlari içinde gerici AKP’den kismi haklar koparmak pesinde kosmayin; Ortadogu’nun modern gücü olabilirsiniz, devletlesme firsati ayaginiza geldi’ diye sesleniyordu. (Mehmet Altan 27.11.2014 Ortadogu’nun yeni modeli:Kürtler. Bu yazi gerçekten ibretliktir. Bugün yasanan sehir savaslari isiginda tekrar dönüp okumanizi özellikle öneriyorum)

‘Demokrasi olmadan baris olmaz’… Kisacasi; bu fiyakali demokratlik maskesinin altindan Kürtlere tek bir mesaj veriliyordu: ‘Bu sorunu AKP ile çözmeye çalismaktan vaz geçin; masayi terk edin.’

Dün 2016 yilina girdik. Bu tartismalarla geçen yaklasik üç yili arkada biraktik. Ve evet, PKK masadan kalkti. Hendeklere, barikatlara girdi. Ortadogu’ya medeniyeti getiriyor diye coskun alkislar duymuyoruz nedense. Endiseli modern aydinlarimiz çok kederliler. Yilbasi yazisi yazmak içlerinden gelmiyor! Akillari Kürt gençlerde! Savas yüreklerini karartiyor! Riyakârliklari içimi kaldiriyor.

Onlara ‘Iste Kürtler masadan kalkti, bunu istemiyor muydunuz’ diye sormayacagim. Baska bir sözüm var söyleyecek. Kuskusuz PKK siz istediginiz için kalkmadi masadan. Onlar bence sizi hiçbir zaman ciddiye almadi zaten. Kullanisli olabildiginiz sürece o masalarda yer bulabildiniz kendinize. Fakat baska bir gerçek daha var: Hiçbir sey umdugunuz sonuçlari vermiyor. Kürtler kalkarsa AKP/Erdogan kaybeder zannettiniz. Tam tersine etkisizlesen muhalefet oluyor. Baskanlik suya düser diye düsündünüz. Hiç öyle gözükmüyor.

Umulmadik bir zamanda sandik yine ortaya konulursa HDP ve MHP’nin baraj altinda kaldigi bir meclis çikabilir ortaya. Ve hakkiyla tartisilmamis, makbul olmayan, demokratik isleyis güvencelerinden yoksun bir baskanlik modeli gelebilir masaya…

Bu ise, kuskusuz dar kafali, saplantili muhaliflere birakilamayacak kadar önemli bir sorundur hepimiz için.

——————————————————–

Yeni Yüzyil-3 Ocak

Gürbüz Özaltinli

Back to top button