Böyle Olmaz
Bir toplum, dönüp yüz yil öncesini yeniden yasamaya baslamissa, ortada çok ciddi bir sorun var demektir.
‘Her sey harika’ diye bagirmak sorunu çözmeye yetmez.
Bagirmakla çözülecek bir sorun degil çünkü bu.
Dönüp 1912’lere, 1913’lere, Ittihatçilarin Birinci Dünya Savasi’na girmeden önceki günlerine bir bakin.
Tarihçiler elbette benden daha iyi bilir ama o dönemleri ben de biraz bilirim, binlerce sayfa kitap okudum, binlerce sayfalik romanlar yazdim o dönemle ilgili.
Bugünlerin 1990’lara benzedigini söylüyorlar ama bence bugünler geçen yüzyilin baslarina benziyor asil.
Ayni ‘mutlak iktidar’ aranislari, ayni yönetim yetersizlikleri, ayni bütün muhalefeti siddetle ve baskiyla susturma istegi, yazarlara ayni baskilar, ayni ‘her seyi en iyi biz biliyoruz’ iddialari, ayni koyu milliyetçilik, ayni ‘herkes bize düsman’ inanislari, ayni çaresizce uluslararasi müttefik bulma çabalari, savasa ayni sürüklenis, ekonominin dümeninin bütün ugraslara ragmen ayni sekilde bir türlü düzgün tutulamamasi, askeriyenin ayni sekilde siyasetle parçalanmasi, ayni kutuplasma, toplumu ikiye ayiran ayni nefret, ayni sansür, ayni umutsuzluk
Benzerlik korkunç.
Bir toplumun böyle bir kapana yakalanmasi daha da korkunç.
Hiç girmememiz mümkün olan bir çikmaza girdik, buradan bu yöntemlerle çikmamizin imkani yok.
AKP iktidari kendisine yönelik bu elestirileri ‘düsmanlik’ olarak görüyor ama bunlar düsmanlik degil, bunlar, hepimizin parçasi oldugu bir toplumun böyle acilar içinde yeniden dehset verici bir travmaya dogru gitmesinin durdurulmasi için dostça uyarilar.
Bu yol daha önce denendi.
Buradan bir yere varilamadi.
Neden aynisini bir daha tekrarlamaya çalisiyorsunuz?
Benim söylediklerime inanmiyorsaniz, çagirin güvendiginiz tarihçileri, bir de onlara sorun.
Bakin, sonucunun ne olacagini bilmedigimiz bir savasa daha giriyoruz Suriye’de ikinci cepheyi açtik.
Güneydogu cehenneme döndü.
Her gün ölüm haberleri.
Sonsuza dek ülkeyi ‘Olaganüstü Hâl’ uygulamalariyla yönetmek ister gibi kararnameler, davranislar.
Muhalefetten, elestiriden, yazarlardan, gazetelerden, hattâ twitlerden duyulan büyük korku.
AKP’lilere sormak istiyorum.
Neden böylesine büyük bir korkuya kapildiniz?
Yüzde ellilik bir seçmen desteginiz var, darbe sirasinda nerdeyse bütün toplum etrafinizda toplandi, iktidara büyük bir kredi açildi, toplum darbeyi sokaklara çikarak önleyip büyük bir efsane yaratti.
Çok daha güvenli ve sakin olmaniz gerekmiyor mu?
Elestiri karsisindaki bu tahammülsüzlügünüz nedir?
Yaptiklarinizin dogrulugundan eminseniz neden elestirilere karsi kendi fikirlerinizi açiklayip tartisamiyorsunuz?
Elestirilerden bu kadar çekinmeniz sizin de yaptiklarinizdan pek emin olmadiginizi, siyasetinizi dürüst ve esit tartismalarda savunmaya gücünüzün yetmeyecegine inandiginizi göstermiyor mu?
Yaptiklarinin dogrulugundan emin degilseniz neden yapiyorsunuz?
Dogrulugundan eminseniz neden tartisamiyorsunuz?
Neden herkesi susturmak istiyorsunuz?
Ittihatçilar da böyle yapmislardi, bütün elestirileri baskilarla susturmuslardi, sonuç felaket oldu.
Yaptiklariniza bir baksaniza.
Yüz küsur gazeteci hapiste.
Türkiye’deki tutuklu gazeteci sayisi, Misir, Iran ve Çin’deki toplam tutuklu gazeteci sayisini geçmis.
Övünülecek bir is mi?
Suçlanan insanlarin eslerini, yakinlarini, yasli akrabalarini bile cezalandiriyorsunuz.
Bir gecede binlerce insani issiz birakiyorsunuz.
Mallarina, mülklerine el koyuyorsunuz.
Issiz ve aç birakmaya ugrasiyorsunuz.
Neden yapiyorsunuz bunlari?
AKP’ye yakin, insaf duygusunu tümüyle kaybetmemis bir hukukçu geçen aksam televizyonda, ‘yargiçlar FETÖ’cü suçlamasiyla önlerine gelen herkesi tutukluyorlar çünkü tutuklamazlarsa kendilerinin FETÖ’cülükle suçlanacaklarindan korkuyorlar’ diyordu.
Böyle bir dehset ortaminda ülkeyi nasil saglikli biçimde yöneteceksiniz, dogru kararlari nasil alacaksiniz?
Demokrasiye ve hukuka dogru ilerlemeniz hâlinde, geçmisteki kavgalari unutacak, sizi destekleyecek bir ‘dayanisma’ ortami bulmusken neden yeni kavgalar, yeni düsmanliklar, yeni baskilar yaratiyorsunuz?
Neden bu muhtesem imkâni kullanmiyorsunuz?
Istediginiz herkesi hapse atabilirsiniz, istediginiz herkesi yakalayip götürebilirsiniz, istediginiz kadar hukuku çigneyebilirsiniz, bunlari yapmaya yetecek gücünüz var bugün
Ama bütün bunlarin yaratacagi agulu sorunlari oradan kaldiracak gücünüz yok.
Türkiye, ‘demokrasi ve hukuk’ ölçüleri çevresinde toplanmis ülkelerden olusan bir kampin üyesi.
Hukuku böylesine insafsizca çigneyerek o kampta nasil kalacaksiniz?
O kamptan çikmaya kalksaniz, kiminle ittifak yapacaksiniz?
Dünyanin dengesini sarsacak bir ‘kamp’ degisikligi girisiminin sonuçlari ne olacak?
O sonuçlari bu ülke nasil tasiyacak?
Bu sorularin hiçbirini tartisamiyor, bu sorulari susturmaya çalisiyorsaniz, siz de bu yolun pek iyi bir yere gitmeyecegini fark ediyorsunuz demektir
Neden yapiyorsunuz öyleyse?
Bu hukuksuzlugun ekonomideki sonuçlarini eminim siz benden daha iyi izliyorsunuz.
Ekonomi durdu.
Bütün veriler gittikçe agirlasan bir durgunlugu isaret ediyor.
En güvendiginiz insaat sektörü bile tökezliyor artik.
Dünyada hâlâ para bollugu varken Türkiye’ye, bu hukuksuzluk yüzünden para gelmiyor.
Milli geliri bir türlü artiramiyorsunuz Böyle yaparsaniz hiçbir zaman da artiramayacaksiniz.
Ekonomi bir kement gibi toplumun bogazini agir agir sikiyor.
Gösterisli toplantilar, hamasi nutuklarla, bu gerçegi degistirmenin yolu yok.
Çikip sokaklarda bir dolasin.
Esnafin nasil agladigini, dükkânlarin nasil bosaldigini, ‘perakendecilerin’ AVM’cilerle nasil kapistigini, müteahhitlerin ‘durumun belirsizligi’ yüzünden nasil projelerini askiya aldiklarini, ‘kiralik’ ve ‘satilik’ ilanlarinin nasil çig gibi çogaldigini, pahaliligin nasil alip basini gittigini, lokantalarin ve otellerin nasil bosaldigini, turizmcilerin nasil çöktügünü, dönmeyen kredilerin, ödenmeyen çeklerin nasil can yaktigini bir görün.
Bunlar söylenmeyince bu gerçekler ortadan kaybolacak mi saniyorsunuz?
Gözlerini kapayinca dünyanin kaybolduguna inanan bir çocuk gibi mi davranacaksiniz?
Politikalarinizi elestiren herkesi susturunca, bu politikalar birden hayirli bir sonuç mu verecek?
Ikinci Mesrutiyet’teki toplumu saran büyük umuda benzer bir umut 15 Temmuz’dan sonra bu toplumu sarmisti, her seyin düzelecegine, toplumsal bir barisin, demokrasinin, hukukun gelecegine inanan insanlar, bütün muhalefet partileri sizi desteklemisti.
Ittihatçilarin yaptigi gibi ayni hovardalikla harciyorsunuz bu umutlari.
Siddeti ve baskiyi artiriyorsunuz.
Yüz yil önceye dönüyorsunuz.
Hapsettiginiz yazarlarin sayisinin artmasi, ‘ulusalcilar’la kurulan garip ve tehlikeli ittifaklar bu gerçekleri degistirmeye yetmez inanin.
Hâlâ vakit var.
Demokrasiye ve hukuka dönün.
Bir zaman savundugunuz degerleri yeniden hatirlayin.
Tarihe ‘son Ittihatçilar’ olarak geçmenin ne size, ne bu topluma bir yarari var.
Denenmis bir yolu bir daha deniyorsunuz, bu yol çikmaz, yüz yil önce de çikmazdi, bugün de çikmaz.
Üstelik, 2016’da, dünya bu denli degismisken yüz yil önceyi yeniden yasatmaya kalkmanin bedeli hepimiz için çok daha agir olur.
Bunu gerçekten görmüyor musunuz?
———————————————–
P24- 5 Eylül
Ahmet Altan