Makale

Beklenen ikinci dalga geldi!

Yasanan garipligin farkina varan hükümet tedbir aldi… Illerde kriz merkezleri kurularak tutuklamalarda yapilan haksizliklar engellenecek, yapilmis haksizliklarin telafisi için de Kanun Hükmünde Kararname çikartilacak. Ne var ki bunlari açiklarken Basbakan söyle demekteydi: ‘Eger usulü, biçimi, her seyi dört dörtlük yapmaya çalisirsaniz isi yapamazsiniz. Bir tercih yapacaksiniz. Is mi yapacagiz, yoksa mevzuati mi kollayacagiz? Mesele milletin menfaati ise… hata yapin ama hainlik yapmayin.’

***

Etrafta ‘hain’ aranirken kulaga makul gelebilecek bu sözler aslinda sorunun temeli. Is yapmayi engelleyen bir mevzuatin varligi, ya rasyonel sistemler kurma yeteneksizligine isaret eder, ya da vesayet rejimine. Muhtemelen her ikisi de halen mevcut ve anlasilan AK Parti’nin istegi, iradesi ve gücü bu durumu degistirmeye yetmemis. Öyle ki on dört yillik iktidarin ardindan Basbakan is yapmak için mevzuati bir kenara birakmak gerekebilecegini ima edebiliyor.

Mesele su ki bugün asil sorun ‘hainlerden’ degil, kendi kariyerleri ugruna tepedekilerin hosuna gidecek ‘hatalari’ yapmaya hevesli olanlardan kaynaklaniyor. Gülenci olmayan insanlari ihbar edenler ‘hain’ degil siradan oportünistler ve ataerkil kültürel yapilarda bunlardan mebzul miktarda bulunabiliyor. Reisçi tayfa ise ‘hatayi’ sistemlestirme gayreti içinde, üniversiteler için tasfiye çetelesi tutuyor ve kisi adi vererek cadi avi tesvikçiligine soyunuyor.

***

Hainler büyük ölçüde desifre oldu. Verecekleri zarar sinirli… Ama bilinçli ve sistematik hatalar AK Parti’yi içerden ‘oyuyor’. Bunu yapan tayfa ‘hainlik’ bir yana partiyi de liderini de ‘çok seviyor’. Ama kendilerini biraz daha fazla seviyorlar ve aradaki fark her türlü ‘hatayi’ zorlamaya degiyor. Gülenciler, askerin darbe arayis ve girisimlerini Ergenekon ve Balyoz adi altinda terör baglamina oturtmus, bu sayede bürokrasideki Kemalistleri bosaltarak yerine kendi adamlarini yerlestirmisti. Simdi de Reisçiler içerden, Kemalistler disaridan Gülen cemaati mensuplarini FETÖ adi altinda terör baglamina oturtarak kamusal alandan bosaltmaya, yerine kendileri geçmeye çalisiyor. Nasil Gülenciler listeleri sisirip masum insanlari magdur ettilerse, simdi de Reisçiler ve Kemalistler, her biri kendi yolunda ve becerileri dogrultusunda ayni seyi yapiyorlar.

Darbe sonrasinda herkes ikinci bir dalgadan korkmustu. Ikinci dalga geldi… Ama Gülencilerin degil, onlari bir cemaat olarak hizla ‘bosaltmak’ isteyenlerin dalgasi bu. Yüzlerce is adami, akademisyen, gazeteci, doktor ve meslek sahibi hiçbir somut delile dayanilmadan çalistiklari kurumlardan atildilar. Aynen geçmiste Gülencilerin yaptigi gibi, önce örgüt tanimi yapildi, sonra bu örgütün bir eyleminden hareketle bütün eylemleri terör olarak tescil edildi, ardindan cemaatin tümü örgütün uzantisi olarak telakki edildi ve nihayet cemaate yakin olan veya öyle gösterilebilen herkes terör suçunun parçasi kilindi.

***

Basbakan bunun bir ‘hata’ olmadigini, var olan, kullanilmis bir sistemin simdi ‘içeriden’ yeniden tedavüle sokulmasi oldugunu herhalde bilmektedir. ‘Her cenahta total savas’ psikolojisi iktidari güçlendirmiyor, kirilganlastiriyor… ‘Kurtulus Savasi’ veya ‘üst akil’ söylemleri sonuçta AK Parti’yi ‘müesses devlet nizaminin’ kucagina itiyor. Bunu söz konusu aparaçiklerin idrak etmesi mümkün degil. Ama partinin durumu ‘okuyacak’ kurumsal akli herhalde olmali.

Not: Ahmet ve Mehmet Altan darbeyi bir gün önceden duyurma suçuyla tutuklanmis. Hangi darbe yanlisi darbeyi önceden duyurur ki? Yoksa ortalikta artik sadece it izi mi var?

Not: Dünkü Karar’da Iskender Öksüz’ün yazisi bence yilin yazisi

——————————————————–

Karar-14 Eylül

Etyen Mahçupyan

Back to top button