Makale

2019 düsünceleri

Referandum, AKP’nin, daha dogrusu Tayyip Erdogan’in toplumdaki büyük itibarinin günbatimi evresine girdigini gösterdi. Erdogan yüzde 60 dolaylarina çikan bir destek bekledigini kendisi söylemisti. Sonuç, AKP+MHP oylarinin kasim seçimlerinin ciddi bir sekilde altina kalmasi. Verilen bu firede MHP’nin yerinin büyük oldugu sik sik söyleniyor ama daha önce AKP’ye oyuyla destek vermis çok sayida insanin referandumda “hayir” dedigi kanisindayim.

AKP ve Erdogan ta 2002’den beri girdikleri her seçimin sonucundan ayni ölçü mutlu olmamis olabilirler (oranin bayagi düstügü bir “yerel” seçim var, örnegin.) Ama hep birinci çiktilar. Referandumda kuraldisi isler oldugu besbelli; bundan bir süphe duymak için fazla neden yok; ama bu islerin nihai oranlari ne kadar etkiledigini saptayamiyoruz. Bir referandumda bir genel seçim arasinda bu oranlarin ne kadar oynayacagini tahmin etmek de kolay degil. Ama basta dedigim gibi, “yükselen” bir günes degil görünen.

Bugünkü verilerle gelecege baktigimizda yaklasik bir buçuk yil sonra sirasi gelen baskan seçimini görüyoruz. Gene bugünkü verilere baktigimizda Erdogan’in karsisina çikacak (varsayimsal) adayin Erdogan’dan daha fazla oy olmasi imkânsiz degil. Söz gelisi 2015’te böyle bir ihtimal tartisilsa, “Haydi canim, olmaz öyle sey,” deyip geçebilirdik; ama bugün durum böyle görünmüyor. Bugün kendi “cezr”inin bu noktasina gerileyen AKP ve Erdogan popülaritesi 2019 sonbaharina kadar bakalim nelerle bogusmak durumunda kalacak. Basta ekonomik (ama dis politika sorunlarinin da agirligi büyük) badirelerden nasil geçecek? Bugün baktigimizda, OHAL’siz yönetmeyi göze alamayan bir kadro görüyoruz. Konsensus ihtimalini yok eden iktidar her durumda çözümü “zor”a (coerción) basvurmakta buluyor. Tayyip Erdogan, Gezi Direnisi’nden bu yana “Tenkil! Tenkil!” diyen Celâl Bayar’in ba’s-ü ba’d-el-mevt etmis sekli olarak hüküm sürüyor.

Bu “sürekli gerilim” politikasinin varacagi bir “mutlu son” yok tabii. Erdogan haziranda kaybettigini bu politikayi uygulayarak kasimdan geri aldigina içkenlikle inaniyor olabilir; ama bu noktada israr etmenin Erdogan’i da, memleketi de çok tehlikeli bir kanala soktugundan süphe yok. “Tek su, tek bu” propagandasini yapan Erdogan’in bu üslûpla “tek toplum” temelini tehlikeye attigi yeterince net görülüyor ama “iktidar”in her sey demek oldugu Türkiye’de Erdogan’la iktidar bulmus kesimler bunlari görmezden gelir bir tavir takinmayi tercih ediyorlardi. Bu da, gitgide güçlesiyor.

Haziran seçiminin sonuçlari önemliydi. Erdogan’in keyfî, tek adam yönetimi dogrultusunda gidisi orada durdurabilirdi. Ama bildigimiz gibi Devlet Bahçeli bunu önledi ve bugünlere geldik. Yaka yika geldik. Olan yüz sorunu bin sorun yaparak geldik. Düsünün o asamada en fazla bir yillik “normallestirme” koalisyonu kurulabilse, bu kisa zaman içinde olagelmis hangi felâketler hiç felâketler hiç olmayabilirdi.

Söylemek istedigim de zaten bu noktada somutlasan bir sey. Bir “gün batimi”ndan söz ettim. bir mecaz. Iyi de “batan” bir seye karsilik “dogan” bir sey olmali. Böyle bir sey var mi? Varsa ne?

Bence böyle bir sey su anda yok ama pekâlâ olabilir. Gelgelelim olabilmesi için bugün kendini “hayir cephesi” olarak tanimlayan kesimin dikkatli yürümesi gerekiyor. Erdogan’in arkasinda oldukça homojen bir kitle var. Bu kitle sayica azalabilir ama bu homojenligini kaybetmez. AKP’nin karsisinda ise heterojen bir kitle var ve bu “heterojenlik” bir tane adayda uzlasmak zorunda kalinca isler çatallasiyor.

“Bu kosullar benim önümde beklenmedik bir yola açti; bu yolda yürümeliyim.” Bu, herhalde varolan kosullarda en olmamasi gereken, en tehlikeli düsünce tarzi.

Ama böyle yarim-akilli ve zorunlukla “ben-merkezci” stratejiler kurup “perdeyi viran eyleme” ihtimali yok degil. “Yok degil” bir yana, kolayca olabilecek bir sey.

Böylece, Erdogan gibi bir siyasetçiye bir baskanlik dönemi daha armagan edilir

—————————————————

T-24-8 Mayis

Murat Belge

Back to top button