Berat ÖZIPEK
‘Istanbul’da ajan avi’ diye verdi bir gazete. Farkli insan haklari örgütlerinden on kisi, Büyükada’daki toplantilari basilarak gözaltina alindi ve altisi tutuklandi.
Bu yaziyi tamamlamadan, serbest birakilan Nalan Erkem’in de aralarinda oldugu diger 4 kisi hakkinda yeniden yakalama karari verildigi haberini aldim.
Gözalti ve tutuklama kararlariyla baslayalim: Bu süreç boyunca konuyla ilgili yetkili bir agizdan açiklama yapilmadigi için, gazetelere yansiyan ‘ajanlik’ suçlamalari, ‘Büyükada’daki gizemli toplanti’ veya ‘yabancilarla beraber yeni bir Gezi kalkismasi hazirligi’ türünden iddialar onlarla ilgili gündemi belirledi.
Ve gözalti sürecinde ortaya koyulamayan ikna edici hukuki kanit, tutuklanma karari verilirken de gelmedi. Savcinin tutuklama talebini okuyorum:
Nejat Tastan’in bylock kullandigi için tutuklanan bir kisiyle görüsmeleri ve yazismalari varmis. Baska bilgi yok. Buradan suç üretilmis. Muhammed Seyhmus Öbekli’ye yöneltilen suçlama da ayni, görüstügü isim farkli. Nasil bilebilirsiniz konustugunuz kiside bylock olup olmadigini? Bilip konusmak da suç degilken üstelik ve o kisi tutuklu da degilken.
Nalan Erkem’in tutuklanan Istar Tarhanli ile görüsme kayitlari varmis. O kisi de hali hazirda tutuklu degil, üstelik görüsmenin içeriginde bir suç oldugu da iddia edilmiyor. Baska ne iddia ediliyor? Evraki arasinda MIT’in TBMM Darbeleri Arastirma Komisyonu’na sundugu ‘Gizli’ ibareli belge de varmis. Bu durumda sormazlar mi, ‘MIT sunmus diyorsunuz ya, gizlisi mi kalmis?’ diye.
Özlem Dalkiran, Günal Kursun, Veli Acu ve digerleriyle ilgili de savcinin tutuklama talebinde hukuki bakimdan ikna edici hiçbir delil yok.
Kanaatlerin ötesi
Adalet ilkesi bakimindan herkesin makul ve kabul edilebilir gerekçelerle suçlanmasi hukukun geregi. Ama tutuklama için bu da yetmez, yargilama sürecinde onun neden tutuklu yargilanmasi gerektigi de ayni sekilde hukuki bakimdan kabul edilebilir bir temelde ortaya koyulur.
Surasi dogru, kendisini gizleyen tuhaf bir yapi bu ve kim gerçekte kimdir, emin olmak kolay degil. Abisinin 15 Temmuz darbe girisiminin fiilen içinde yer aldigini ve tutuklandigini anlatan bir gence, yillar içinde abisinin siyasi yönelimini veya aidiyetini fark edip etmedigini soruyorum; ’emin olun hiç hissetmedim’ diyor. Aynisi DHKP-C ve PKK gibi örgütlerin legal alanda faaliyet gösteren unsurlari için de geçerli olabilir.
Ama mesele tam da burada zaten; bizim emin olup olmamamizin bir önemi yok. Hukuk böyle çalismaz. O somut delil ister. O olmadikça da kimseyi suçlayamayacaginizi ve içeride tutamayacaginizi söyler. Batili ülkeler adina casusluk suçlamasi yapilan kisiler için de geçerlidir bu, digerleri için de.
Kötü bir ‘gelenege’ bir yerde dur diyebilmek
Türkiye’nin içinden geçtigi travmatik sosyal ve siyasi degisim dönemindeki yargilamalarda, -o dönemler birbirinden ne kadar farkli olursa olsun- çok benzer ihlal iddialari gündeme geliyor.
Içinden geçtigimiz dönemde, ülke elbette ciddi bir saldiriyla karsi karsiya geldi. Sadece Gülenist darbe girisimi degil; hatta sadece Türkiye’de olup bitenlerle de ilgili degil yasadiklarimiz.
ABD basta olmak üzere Batili devletlerin Türkiye dahil bütün bir cografyamiza yaklasimi konusunda kaygili olmak için çok sebep var. Bunun için asiri süpheci veya tepkisel olmak gerekmiyor. Almanya’nin tepkisi de Türkiye’deki Ak Parti iktidarinin hatalarindan ibaret degil. Almanya’nin Türkiye’de cinayet isleyen, meydanda bomba patlatip katliam yapan PKK gibi örgütlere hosgörüsü bir sir degil ve bunu Türkiye’deki iktidarin hatalariyla izah etmek de mümkün degil. Türkiye’de ifade özgürlügüne iliskin kisitlamalari elestirirken kendisinin Türkiyeli siyasetçilere bütün bir Almanya’yi dar etmesini de.
Ama tehlikeyi bertaraf edebilmek için teyakkuz psikolojisiyle yanlislar yapmamak gerek.
Sadece bu kisiler bakimindan degil, herkes için OHAL’de yarginin isleyisiyle ilgili elestiriler ciddiye alinmali; kimse hukuki bakimdan ikna edici deliller olmaksizin suçlanmamali; tutuklamanin istisna oldugu unutulmamali ve magduriyetleri zaman uzamadan giderici mekanizmalar olusturulmali.
Normallesmeyi saglayici bir yaklasim ve perspektife ihtiyacimiz var.
Hem adaletin hem de basiretli stratejinin geregi bu.
—————————————————
Marmara Yerel Haber-25 Temmuz
Berat Özipek
