Makale

Türkiye Kürdistan’i kuruyor

Milliyetçiligi insanligin ergenlik hastaligi olarak tanimlamak mümkün…

Milliyetçiligi insanligin ergenlik hastaligi olarak tanimlamak mümkün… Bir halkin kendisini tek ve degismez bir kimlik etrafinda tanimlayip, bu kimlige ezeli ebedi hak ve nitelikler atfetmesi için, önce belirli bir gelisme kaydetmesi ve kendi ‘kisiligini’ önemsemesi gerekiyor. Çocukluktan ergenlige geçildigi yillarda gençlerin kendileriyle ilgili arayislari ile milliyetçiligi kesfeden halklarin kendilerini yeniden tanimlama çabalari arasinda paralellikler kurulabiliyor.

***

Pedagoji, bize bu etaptaki gençlere yaklasimda çok dikkatli olmayi tavsiye ediyor. Gencin daha önceki, çocuk evresi ile ergenlik arasinda, çevrenin davranisi açisindan dikkat edilmesi gereken bir fark var. Çocukluk döneminde çocugun ebeveynlere tepkisi daha ziyade uyum üzerinden oluyor ve isin esasinda çocuk ‘ögreniyor’. Oysa ergenlikte genç kendisini ögrenmis ve ‘biliyor’ hissettigi için, çevreye uyumu daha ziyade çatismaci bir mantik içerisinde yasanabiliyor. Diger deyisle genç kendi kisiligini ortaya koymak, kendi farkliligini digerlerine kabul ettirmek istiyor.

Dolayisiyla çocugun ilk yillarinda çevrenin otoriter zihniyetle yaklasmasi çocukta psikolojik hasar yaratsa da, bunu net bir karsi çikma olarak yasamiyoruz. Oysa ergenlige yaklastikça ayni çocuk çevresine giderek otoriter zihniyet içinde tepki vermeye basliyor ve bir süre sonra bu durum açik bir çatismaya, uyumsuzluga dönüsebiliyor. Ancak eklemek gerek ki bu uyumsuzluk iki çatisan taraf oldugu için ortaya çikiyor. Gencin kendi dünyasi içinden bakildiginda aslinda bu tepkiler onun dünyaya uyum saglama arayisinin parçasi…

Bu tablo milliyetçilikleri ve özellikle ‘geç’ milliyetçilik yasayan halklarin ruh halini akla getiriyor. Nitekim bugün Katalanya ve Irak Kürdistani’nda yasanmakta olanlar, milliyetçiligin bir kimlikten öte ‘kisiligin kanitlanmasi’ mücadelesi olarak sahiplenildigini ima ediyor. Bu olayi salt ‘devlet kurma’ arayisi gibi görenler, kaçinilmaz olarak meseleyi kavramakta yüzeysel kaliyorlar. Hele Ispanya’yi veya Irak’i ‘bölmek’ olarak tanimlayanlarin isi daha da zor… Ama çikip bunun Fransa ya da Türkiye’yi ‘parçalama’ girisimi oldugunu söylemeye kalkarsaniz, kendisine çocuk teslim edilemeyecek bir ebeveynden farksizsiniz demektir.

Aynen ergenlik karsisinda oldugu gibi, geç milliyetçilik karsisinda da sergilenmemesi gereken bir tavir var: Sertlik, baski ve tehdit… Çünkü bununla netice almaniz neredeyse imkansiz ve en muhtemel sonuç gencin ya da söz konusu halkin sizden kalici olarak uzaklasmasi.

Ne yazik ki Türkiye kendisini bu ‘kötü ebeveyn’ konumuna sokmus durumda. Gerçekte zaten Kürtlerin ebeveyni degildi, ama daha büyük ve güçlü bir dost olma halini önümüzdeki gelecege yayabilir, bunu sabitlestirebilirdi. Ancak tam aksi yönde hareket edildi. Referandum istegi göz ardi edildi ve kibirli bir ataerkillik sergilenerek IKBY’nin kendi rizasiyla Türkiye’nin istedigi gibi davranacagi sanildi. Bu tavrin karsisindakinin kisiligini asagilama ihtimali tasidigi bile fark edilemedi.

***

Gelen baskilar sonucu hem referanduma katilim artti hem de beklenen ‘evet’ oyunda yüzde otuzluk bir yükselme oldu. Çünkü yapilan baski giderek dogrudan Kürtleri, Kürt kimligini ve ‘kisiligini’ hedef aldi. Bu tavir halen müdanasizca sürdürülüyor… Evet, vanalari kesmek, sinirlari kapatmak, Kürtleri çoluk çocuk aç ve susuz birakmak mümkün. Iyi de, bunun sonucunda pes edecekleri mi saniliyor? Tersi olacak… Kürt dünyasinda milliyetçilik ana ideolojik akim olarak yerlesecek, ayrilikçilik egilimleri derinlesecek ve Kürtler arasindaki siyasi ve mezhepsel farkliliklar bir süre sonra anlamini yitirecek.

Sonuçta bu bölgede bir Kürt devleti olusursa, bu Türkiye’ye ragmen olmus olmayacak… Türkiye ‘sayesinde’ olacak.

—————————————————————

Karar- 12 Ekim 2017

Etyen Mahçupyan

Back to top button