Makale

Dogru yoldayiz, hakliyiz, basaracagiz

Hak ve Özgürlükler Partisi Türkiye’de yillarca yasanan siyasal kirlenmenin disinda durmayi basardi. Vicdani temiz bir hareket olarak varligini sürdürdü. Ne yazik ki, disimizdaki kosullari degistirmeye, gündem olusturmaya, süreci halkimizin çikarlari dogrultusunda evirmeye gücümüz yetmedi. Geçen yillarda, halkimiza zarar veren ve ülkemizi yangin yerine çeviren savasi ve siddeti durduramadik. Binlerce insanimizi kaybettik. Savas ardinda derin acilar birakti, ocaklara ates düsürdü, analarin yüregini yakti. Engel olamadik. Gençlerimiz hendek savaslarinda telef oldu, emperyal güçlerin emelleri dogrultusunda Suriye Kürdistan’inda Rakka’da binlerce gencimiz hiç ugruna topraga düstü. Suriye’de Kürdistan topragi dururken cografyamiz ile hiç alakasi olmayan Rakka’da gençlerimiz öldürtüldü. Kendi cografyamizda silahlar susmadi, kör bir inat ile siddet sürdürüldü, daglarimiz bombalandi, halkimiz göçe zorlandi, Kürdistanda sosyal hayat felc oldu, esnaf iflazin esigine geldi, ticaret durdu. Silahlar konustukça gerçekler susturuldu. Biz silahlarin susmasini haykirdik ama olmadi. Kürdistan yangin yerine döndü.

Sesimiz silah seslerinin üstüne çikamadi.

Silahlari susturup sevinçleri çogaltamadik.

Yine de gelecege dair umutlarimizi yitirmis degiliz. Mücadelemiz olmasi gereken düzeyde olmasa da devam ediyor, çalismalarimiz dünden bu güne kesintiye ugramadan sürüyor. Her gün yeni dostlar ediniyor yeni il ve ilçe örgütleri kuruyoruz. Dünden bu güne aktardigimiz birikimlerimizle kervanimiz geliserek büyüyor.

Hatirlanacagi gibi, 2017 yilinin son çeyreginde Güney Kürdistan büromuz açildi. Bize yakisan bir açilis töreni düzenledik. Dört parça Kürdistani örgütler açilisimizda bulustu, selamlasti, söylesiler yapti. Bu partimiz bakimindan övünülecek bir durum. Partimiz Güney Kürdistan referandum çalismalarini yakindan destekledi, karari dogru buldu ve hala da dogru oldugu düsüncesindeyiz. Referandum esnasinda 50 den fazla arkadasimiz Kerkük ve Erbilde gözlemci sifati ile referandumu izledi, raporlar tuttu.

Elbette bu gün, olmamiz gereken yerde degiliz. Ancak umutsuzluga kapilmak yok, dogru yoldayiz, dogru yerdeyiz. Dogrularin yanindayiz, halkimizin özgürlügü yolunda gönüllü neferleriz.

Biliyoruz ki disimizdaki kosullar, ülkemizin ve bölgemizin içinde bulundugu durum, bizim hak ettigimiz yerde olmamiz konusunda pek elverisli degildi ve biz bu olumsuz kosullari lehimize çevirebilecek olanaklardan ve araçlardan yoksunuz. Bu durumun nedenlerini irdeledigimizde karsimiza çikan tabloda su gerçeklerle karsilasmaktayiz. :HAK-PAR, dünden bu güne ardinda ‘bagimlilik’ iliskilerini doguracak isbirliklerinden kaçindi, hep kendi yaginda kavruldu. Devlet desteginden yoksun yasadi. Çikar guruplarina, rantiyelere ve sermaye çevrelerine yaslanmadi, onlardan medet ummadi, sirtini para babalarina yaslamadi. Devlet ve hazine yardimi alan bir parti degiliz.

Medya destegini alamadik, medya partimize adeta kapilarini kapadi, ülke sorunlari konusunda görüs ve önerilerimize basvurulmadi, kendi olanaklarimizla dile getirdigimiz görüslerimiz, medyada bilinçli olarak yer bulmadi, adeta varligimiz yok sayildi, düsüncelerimize ambargo konuldu.

Son yillarda siyasetin ‘iktidar’ ve ‘ana muhalefet’ çevreleri ile sinirlandigi bu nakis kosullarda, gerek Türkiye’de ve gerekse Kürdistan’da bilinçli bir ‘ötekilestirme’ ve ‘distalama’ ile yüz yüze kaldik. Ülke ve bölge düzeyinde iktidar ve ana muhalefetin yaptigi gibi ‘yandas ‘ ve ‘candas’ medya organlarimiz olmadi.

Bikmadan ve usanmadan her konuda ve her siyasal gelisme karsisinda görüslerimizi basina yansittigimiz halde, Türk medyasi, bize yer vermedi. Gazeteler, radyo ve televizyonlar; bize kendimizi ifade etme sansi tanimadi, adeta kisitlama ve sansür uyguladi. .

Düsünsel arka bahçesi de dahil olmak üzere partimiz yillardir ‘vicdani temiz’ bir güç olarak yasamini sürdürdü ve hiçbir kirli iliskinin içinde olmadi. Dogru yoldan savrulmadik, yolumuzu sasirmadik.

Gelinen noktada AKP’nin ‘devleti ve milli siyaseti’ temsil ettigi, PKK’nin de bilinçli olarak ‘Kürtleri temsil ettigi’ algisi yaratildi. Geçmiste bu ‘ temsiliyet’ her iki kesimde olaganüstü bir ‘kibir’ olusturdu. Öyle ki bu ‘kibir’ adi geçen kesimlerin pesindeki kitlelerde de ciddi bir ‘körlük ve sagirlik’ yaratti. Böylece bu iki kesimin yerel ve genel bazdaki iktidarlarindan nemalanmakta olan sözüm ona ‘ taraftarlar’ göremez ve isitemez hale geldiler. Ancak Kürt halki hendek savasindan sonra ciddi bir kirilganlik içine girdi. siyaset konusunda bir çok yurtseverin hevesi kirildi, umutlar zayifladi.

Devlet olanaklarini elinde tutan AKP’nin kimi yöneticilerinde de geçtigimiz yillarda ‘Kürtleri PKK’nin temsil ettigi’ yönünde bir algi olusmustu. Kuskusuz bu algi yeni degildi. Bu algi yerlesik klasik Türkçü siyasetin ürünüdür. Çünkü öteden beri resmi görüs ‘Kürtler esittir PKK’ ve ‘ PKK esittir terör’ öyleyse ‘Kürt sorunu yoktur PKK sorunu vardir’ baglaminda bir algi olusturdu .

Geçtigimiz yillarda, Hükümet ‘çözüm süreci’ adi altinda bir takim girisimlerde bulundu, birkaç yil görüsmelerle geçti, bu sirada ülkede bir çatismasizlik da yasandi. Ne var ki daha sonra adina ‘Çözüm Süreci’ denilen seyin, özünde PKK’yi silahsizlandirip ehlilestirme ve sisteme entegre etme süreci oldugu ortaya çikti. Taraflar birbirlerini ‘aldatma’ ile itham ederek yeniden kiliçlarini çekti ve gerilim tekrar bas gösterdi.

Devlet israrla ‘çözüm süreci’ni, ‘Kürt sorununun çözümü’ süreci olarak kabul ettirmeye çalisti.

Bir tek partimiz dünden bu güne gerçekleri ve dogrulari gücü oraninda halkimizla paylasmaya çalisti. Kürt sorununun bir ulusun kendi gelecegini belirleme sorunu oldugunu israrla dile getirdi ve getirmeye de devam ediyor. Mevcut algilarin tersine partimiz PKK nin artik tek basina Kürtleri temsil edemeyecegini vurguladi.

HAK-PAR Türkiyede Kürt sorunu konusunda bir taraftir ve muhataplar arasinda kabul edilmelidir.

Partimiz PKK silahsizlandirilsa , TSK ve PKK’nin savasi bitse bile, bunun Kürt sorununun da çözüldügü anlamina gelmedigini her seferinde dile getirmektedir. PKK sorunu ayri bir sorun Kürt sorunu ayri bir sorundur.

Ama ne yazik ki bu dogrularimiza mevcut medya ve siyasal çevreler itibar etmiyor. Çünkü bizim bu durusumuzu ifade eden görüslerimiz yandas medyalarin isine gelmiyor. Reel durumlar bu görüslerimize olanak vermeyi engelliyor. Biz medyalari araciligi ile konusursak toplum dogrularimiz etrafinda kenetlenecek, egemenlerin saltanati sallanacak.

Hala ülkede çatismalar ve operasyonlar devam ediyor. Hiç kusku yok ki silahlarin susmasini en çok biz istedik. Birakin silahlarin susmasini, biz en bastan beri silahlar konusmasin dedik. Silahlar sussun ki sevgiler çogalsin dedik. Savas en çok gerçekleri öldürür dedik. . Kürdistan halkinin gerçekligi geçen otuz yillik sürede toz, duman, kan, barut ve gözyaslari arasinda kayboldu. Bu siddet atmosferinde halkimiz öldü, göçtü, göçtürüldü, savruldu.

Elbette ki silahlar toplumun bagrindan ilelebet sökülüp atilmalidir. O zaman siyaset kendi dogasina dönecek ve hayat normallesecek. Her iki gücün yarattigi korku duvarlari yikildiginda ise esas hesaplasma baslayacak. Onlar mevcut güç ve olanaklarina dayaniyor, biz ise dogru politikalarimiza ve ülkenin gerçek olgularina dayaniyoruz. Biz bu mevcut algilari yikip, gerçek olgulari ikame etmek istiyoruz. Onlar ise eski siyaset tarzlarinda israr ediyorlar. Oysa ki eski siyaset tarzi artik ihtiyaçlara cevap vermiyor. Bu nedenle kafalardaki saksilarin kirilma zamanidir. Kürt sorunu eski tarz siyaset anlayisi ile çözülemez. Bu tarz sürdügü sürece de sorunlarin torunlara miras kalir.

Bizim çok az olanagimiz var. Bu kisik olanaklarla kitlelerle kisa zamanda bulusmak kolay degil. Buna karsin biliyoruz ki, iletisim çagindayiz ve bilgi toplumunda yasiyoruz. Ne denli iletisim olanaklarindan istifade edebilirsek o denli görüslerimiz yaygin hale gelir, düsüncelerimiz ve çözüm anlayisimiz o denli ete kemige bürünür. Kitlelerle bulusmamiz o denli kolaylasir.

Kuskusuz bizim çok genis medya ve iletisim organlarimiz yok. Bu olanaklari elde edecek ekonomik kosullarimiz da yok. Ama mevcut olanaklarimizla kendimizi daha çok ifade edebiliriz. Sanal dünyadan dogru yararlanip güçlü dalgalanmalar yaratabiliriz. Inançlarimiz, kararliligimiz, enerjimiz, yaraticiligimiz, düsünsel donanimiz ve azmimizle yeni olanaklar yaratabilir ve süreci lehimize çevirebiliriz.

Hayalci olup imkansizi basarmak zorundayiz.

‘Dev isler basarmak istiyorsak karincalar gibi çalismamiz’ gerekiyor.

Unutmayalim ki partimizin görüsleri halkimizin bilincinde ve gönlünde kabul görüyor. Partimiz sessiz çogunlugun sesi olmak konusunda tek güçlü adaydir. Bu avantaji akildan çikarmamaliyiz.
Günün birinde, siyasetin tepesinde sallanan kiliçlar indiginde ve silahlar susup insanlar konustugunda en çok bizim itibarimiz artacak. Silahlar susup siyaset normallestiginde, Kürdistan halki yillardir tepesinde kiliç sallayanlardan hesap soracaktir.

Kuskusuz saglikli bir demokratiklesmeye kavusmak ve onu sürekli kilmak, toplumun bagrindan siddet ve gerilimi söküp atmak için bize de önemli görevler düsmektedir. Özgür ve demokratik bir toplum olusturmak konusunda üstümüze düseni yapmamiz gerekir. Ilkemiz Demokratik bir Türkiye, Özgür bir Kürdistan olmali.

Halkimiz Güney Kürdistanda kendi gelecegini belirlemek için demokratik bir referandum gerçeklestirerek yüksek bir olurla ‘Bagimsiz’ bir devlet kurmayi uygun gördü. Elbet bu bir milli iradedir ve sonuçlarini saygi duyulmasi gerekirdi. Ne yazik ki ‘ser cephesi’ ve iç ihanet sebekeleri bu arzunun gerçeklesmemesi için her türlü entrikayi sergiledi. Simdilik bagimsiz bir devlet ilan edilmedi ama bu ilelebet ilan edilmeyecek anlamina gelmez. Biz parti olarak referandumu destekledik sonuçlarina da saygiliyiz. Komsu ülkelerin de saygili olmasi için çagrilarda bulunduk. Kuskusuz referandum sonrasi yaratilan gerilim sonucunda Güney Kürdistanda bir takim sorunlar yasandi. Bölgesel yönetim kimi mevzilerini ‘simdilik’ kaybetti. Ama bu bila nihayet böyle kalmayacak. Er ya da geç Kürdistan halki kendi devletini kuracaktir. Bundan kuskumuz yok.

Partimizin görüsleri; bu günlerde daha bir önem kazanmaktadir. Biz yillarca kölelik zincirleri altinda yasamis bir halki özgürlüge kavusturmak sevdasindayiz. Kuskusuz isimiz kolay degil. Bu nedenle gelecek güzel günleri yakinlastirmak ve o günlerde özgürlügün tadini çikarmak için bu günlerde siki çalismaliyiz

. *HAK-PAR/ Hak ve Özgürlükler Partisi- GENEL BASKAN YARDIMCISI

Latif Epözdemir

Back to top button