Makale

Tek Telliler ve Orkestra

Nazim Hikmet ‘Orkestra’ adli siirinde, çok sesli degil diye, üç telli saz ve onu çalanla ilgili söyle der :

Bana bak!
Hey!
Avanak!
Elinden o ziriltiyi biraksana!
Sana,
üç telinde üç siska bülbül öten
üç telli saz
yaramaz!

Ona göre devrime uygun düsen üç telli saz degil, çok sesli orkestradir, ancak o kitleleri harekete geçirebilir.

Nazim bunda hakli mi? Bir dereceye kadar, ama tümüyle degil… Çünkü üç telli sazla da pekâlâ iyi müzik yapilabiliyor. Gitarla yapildigi gibi. Bunun gibi telli, yayli, üflemeli birçok çalgi ile; kemanla, flütle, trombonla, piyanoyla, davulla vb. iyi müzik yapilabiliyor.

Zaten orkestra da bunlarin bir araya gelmesinden olusuyor. Yani tek tek çalgilar olmasa orkestra da olmazdi. Ormanin tek tek agaçlardan olusmasi gibi…

Nazim’in bakis açisini da anliyoruz elbet. O çok sesliligin, kitlenin ve kitle hareketinin önemini anlatmak istiyor. Ayrica o bu siiri gençlik yillarinda, Sovyet Devrimi ile tanistigi bir dönemde (1921) yazmistir. Böylesi bir gençlik coskusuyla tek yönlü bakis anlasilir bir sey.

Nazim ‘hakli ya da haksiz- üç telli sazdan yakinmisti. Oysa günümüzdeki kimi adamlara ve kimi anlayislara bakinca üç telli saza sükür! Bunlar tek telliler…

Tek telliler her toplumda, her kesimde var. Sagcilar arasinda da solcular arasinda da, Türkler arasinda da Kürtler arasinda da.

Örnegin, bu ülkeyi uzunca bir dönem etkisi altina alan ‘ki bu etki hâlâ da sürüyor- bir Türkçülük anlayisi, toplumun çok renkliligini görmezden geldi; binyillar boyu bu cografyada var olmus farkli etnik gruplari, kültürleri yok saydi; her kesi Türk göstermeye ve Türk yapmaya çalisti.

Öyle ki diger etnik gruplara karsi zoraki asimilasyon uygulamalarinin yani sira, kiyim ve soykirim gibi, insanlik suçu teskil eden eylem ve uygulamalar bile devreye kondu.

Bir dönem Kürt ve Kürdistan sözcükleri yasakliydi. Yillar boyu Kürt sorunu ancak ‘Dogu sorunu’ diye dillendirilebildi.

Bugün bile bu toplumda ‘Türkçülük’ adina Kürt ve Kürdistan kelimelerinden rahatsiz olan, bunlara tepki gösteren irkçi-sovenler az degildir.

Bu anlayis, kaçinilmaz olarak kendi karsitini da yaratti. Örnegin Kürt milliyetçiligi içinde de, Kürt halkinin üzerindeki baskiya karsi çikma, esit haklar talep etme gibi hakli bir tutumun ötesinde, sekter ve uç anlayislar boy verdi. Tüm Türkleri, Tüm Araplari, Farslari irkçi görmek gibi… ‘Türklerden demokrat olmaz!’ anlayislari gibi…

Bu anlayis yanlistir. Bir kere bizzat gerçege ters düsmektedir. Çünkü Türk halki içinde de Araplarda da, Farslarda da Kürt halkina dost insanlar her dönemde vardi, bugün de var. Bunlar bu yüzden bir bedel ödediler, çesitli baskilara ugradilar. 17 yilini hapiste geçiren, ama dogru bildigi yoldan sasmayan Besikçi bunun örnegidir. Güney Kürdistan’da Hewlêr’deki (Erbil) büyük parkta Kürt dostu ünlü bir Arap sairinin, Cevahiri’nin heykeli var.

Bu tutum baska bir açidan, Kürt halkina baski yapan egemen güçlerle halk kitlelerini ayirmadigi için de yanlistir. Oysa Kürtlere baski yapan söz konusu devletler, bizzat kendi halklarina da çesitli baskilar yapiyorlar. Sömürü ve baski mekanizmasi salt Kürtlere yönelik degil.

Dogru politika, egemen güçlerin yaptigina bakip bu halklari tümden hasim görmek, karsiya almak degil, onlara hakli sorunumuzu anlatmak, onlar içindeki dost güçleri büyütmektir.

Oysa egemen güçlerin söz konusu baskisi bir bölüm Kürtler arasinda öylesine bir tepki ve öfke yaratmis ki, bunlari Kürt sorununun disinda hiçbir sey ilgilendirmiyor. Bunlari ne demokrasi sorunu ilgilendiriyor, ne emekçi haklari, ne kadin haklari, ne çevre sorunlari…

Böyleleri de ‘Kürt’ ve ‘Kürdistan’ adindan baska bir sey duymak istemiyorlar. Baska sorunlardan -Alevi sorunundan, kadin sorunundan, emekçi haklarindan, genel olarak demokrasiden söz edenlere öfkeleniyorlar.

Bu da Kürt cephesinde boy gösteren bir tek tellilik, bir kendi içine kapanma durumu…

Ayni seyi baska gruplarda da görmek mümkün: Örnegin Alevilerde…

Bu ülkenin elbet bir Alevi sorunu var ve biz bunu her zaman dile getiriyor, Alevilerin hakli taleplerinin karsilanmasini, böylece bu sorunun da çözülmesini istiyoruz.

Öte yandan bazi Alevileri, Alevi sorunundan baskasi ilgilendirmiyor. Onlar için de varsa yoksa Alevi sorunu! Kürt Alevilerin bile bir bölümlü bu anlayista. Onlari sadece mezhepsel haklar ilgilendiriyor, Kürt sorunundan söz edenlere ise öfke duyuyorlar…

Böyleleri, baskilara karsi çikarken dengelerini yitirip karsitlarina benzeyenlerdir. Oysa magdur olmak kimseye yanlis yapma hakkini vermez. Kisiyi baskidan kurtaracak, özgürlestirecek olan dogru bakis açilaridir.

Ister Türk ister Kürt, ister sagci ister solcu, ister Alevi ister Sünni olsunlar, bunlar dünyaya tek pencereden bakanlar. Pencere güneye bakiyorsa, onlar için ne kuzey var, ne dogu-bati…

Böyleleri dünyayi ve insani tek renge boyamaya çalisan türler. Tek sorunlari var, onun disinda ülkede ve dünyada sorun yok.

Böyleleri insanlari tek tür görmek isteyenler; tek renk, tek dil, tek din, tek mezhep… Tek tek tek!..

Bu anlayis, hangi etnik gruptan, hangi ulustan, hangi dinden ve mezhepten olurlarsa olsunlar, kimseye yarar saglamaz.

Bu anlayista olanlarla yola gidilmez. Kötü avukat hakli bir davayi kaybettirir, derler. Bu anlayista olanlar da hakli davalarina ancak zarar verirler.

Dogru olan, farklarimizla bir arada yasamayi, birbirimizin varligina saygi göstermeyi bilmektir.

Dogru olan, kendi hak ve özgürlüklerimizin yani sira, baskalarininkini de savunabilmektir.

Ancak bu sekilde, ele ele vererek, güçlerimizi birlestirerek özgür ve uygar bir yasami kurabiliriz.

Ancak bu sekilde mevcut sorunlari çözer, barisa ulasiriz.

Özetle, bize gerekli olan tek telli saz degil, orkestradir.

29 Kasim 2017

Kemal Burkay

Back to top button