Bir mantik sorunu
Ama birincisi, bu ek izahati gerektirecek hatâlarin — en azindan ifade hatâlarinin — ilk basta, metin yazilirken nasil olustugunu (örnegin ‘darbe’nin yaninda ‘ve terör eylemleri’nin de niçin ayrica zikredildigini, ya da neden 15 Temmuz dendigini de 15-16 Temmuz denmeyip daha genis bir tarif kullanildigini) kimse açiklamiyor.
Ikincisi, hükümetin gerçek maksadi mevcut metinde degil, simdiki sözlü, informel düzeltmelerde somutlaniyorsa, gerekliligi zimnen kabul edilmekte olan bu düzeltmelerin neden metne — 696 sayili KHK’nin 121. maddesinin ve dolayisiyla 6755 sayili Kanunun 37. maddesinin metnine ‘ geçirilmedigine, kimse mantikli bir açiklama getirmiyor, getiremiyor.
Üçüncüsü, bu düzeltmelerin belirtik olarak yapilmasinda (yazili metne geçirilmesinde) israr eden itiraz ve elestiri sahipleri, gizil darbecilikle, FETÖ himayeciligiyle, olasi yeni darbe hazirliklarina kol kanat germekle suçlaniyor.
Büyük problem su: bizzat hükümet sözcülerinin yaptigi ‘kasit budur’ tarzi açiklamalarin, iyi, güzel, anlastik o zaman zanniyla metinde yer almasini istemek, nasil bir darbe yandasligi? Birileri netlestirelim, kesinlestirelim diyor. Digerleri, zaten dedigimiz o ama hayir, netlestirmeyelim, kesinlestirmeyelim, böyle kalsin diyor. Dahasi, israr ettiginize göre darbe hesaplariniz var diye saldiriya geçiyor. Özetle, metinde düzeltme istemeyi, gelecek darbelerin isini kolaylastirmaya çalismakla suçluyor.
Peki bundan, sözlü vaatlerle yetinmek ve kendilerini yazili düzeltmelere baglamamak noktasinda direnenlerin, aslinda ne istedigi, nasil bir (genis ve belirsiz) yoruma dönüsün kapisini açik tutmaya çalistigi, (simdiye kadar defalarca oldugu gibi) gelecekte bu vaatlerini de unutup unutmayacaklari açisindan… ne gibi sonuçlar çikiyor?
Anayasa referandumu öncesini hatirlayalim. Hele su baskanlik sistemi bir çiksin; nice demokratiklesmeler gelecekti ardindan. Siyasi Partiler Kanunu degisecek, Seçim Kanunu degisecek, devlet memurlarina iliskin mevzuat hep degisecek, güçlü yürütmeyle birlikte büyük bir ferahlama yasanacakti.
Hani, ne oldu bu sözlere? Simdi hatirlayan var mi? Hatirlamak isteyen var mi?
Peki, simdiki iyi niyet beyanlarinin önümüzdeki yillarda da hep gözetilecegine; savci ve yargiçlar dahil herkesin, 696 sayili KHK yoluyla 6755 sayili Kanunun aldigi (ve düzeltilmeyen) yazili sekle degil de Mahir Ünal veya Abdülhamit Gül’ün 2017 sonlarindaki demeçlerine bakacagina, onlari hatirlayacagina ve onlara göre hareket edecegine nasil inanalim?
——————————————————–
Senbestiyet-6 Ocak 2018
Halil Berktay